Umut

Umut
Sadece insan kalmaya çalışan biri.
85 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
BAŞBUĞ ATATÜRK' E
inan BAŞBUĞ inan ki yollarında koşmaya atılıp ölümlere engellerden aşmaya içimde o güç hala nabız nabız vurmakta belki yalnız kalsak da o SON OCAK yanmakta damarımda çağlayan o kan kurumadı ki gönlümdeki coşkular henüz durulmadı ki tek kalsam yoldaş olur mavzerim AL BAYRAĞA izlerinden giderek çıkarım Elmadağ'a bir asır öncesinden kutlu buyruk verdin sen: "istiklal, cumhuriyet en birinci vazifen" o kutlu gün gelir de YA İSTİKLAL görürüm YA ÖLÜM emrin ile seve seve ölürüm pusat yapıp İLKEni kuşandırıp gönlüme SÖYLEV'in alazından ışık yapıp yönüme senden yadigar yayla iblislere çatarım her çeşit cehalete ALTIşar OK atarım .... son nefesim TÜRKLÜĞE taze bir soluk olup kanım allar sancağı katreler oluk olup ilter der naçiz canım feda kurduğu YURDA kavgamız saygı olsun çakır gözlü BOZKURDA Yazan: İLTER
Türkçülük
Umut
Üstat uzun yıllar bu topraklarda gözlemlediğim AtaTürkçü kisvesi adı altında makam sahibi kibirli, bi b.ktan anlamaz , liyakatsız vicdansız ve kendide, yaptıklarıda ,özellikle altındakilere burda halkta var zulüm olan çok kimseler tanıdım, üzerine birde sözde aydın,liboş, zübüksel solcu, sanat, sepet tayfalar tanıdım. emperyalist iti ciasal İslam ve yancısı asalak kurtçuk solucanlarında ne b.k olduğunu iyi biliyorum. Devlet halka hizmet için var olduğunu onu bağımsız hukukça her alanda denetlenmediğini içine sindiremeyen, kurallara uymayı ve hoşgòrü ile vicdanı olmayan, doğayı,hayvanı, insana sevip dokunamayan kimse Türkçü veya AtaTürkçü olamaz, sadece çapsız, zübükçe şark kurnazı olabilir. Yörük olarak dedelerimden gördüğüm herşeye rağmen doğayla barışık ve hırsına nefsine yenilmemenin insanlığımızın, Türklüğümuzün temeli olduğunu göstermişler, yol bellidir!
Reklam
Türk tefekkür tarihinin tetkiki için sadece akademik neşriyatın incelenmesi yeterli değildir. Bilhassa eski dönemin birçok özgün makalesi, hâtıra yazıları, polemikleri gazete köşelerinde kalmış ve unutulmuştur. Filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Tasvir Gazetesinin 11 Haziran 1948 tarihli nüshasında neşredilen "Hâtıra Defterimden Bir Yaprak: Türklük Âleminde Turancılık Fikrinin İlk Adımları" başlıklı hâtıra yazısında İsmail Gaspıralı ve Yusuf Akçura'nın kendisine yazdığı mektuplara yer verilmiştir. Bu mektuplar biyografik vesika niteliğinde olduğu gibi, Bölükbaşı'nın yazısının da tanıklık değeri vardır. Gerek Gaspıralı'nın gerekse Akçura'nın kendisinden talebi üzerine on Asyalı Türk gencine evinde fahri olarak ders verdiğini anlatır. Akçura'nın neşretmekte olduğu Türk Ocağı'nın mecmuasının (Türk Yurdu) masraflarını Sultan Abdülhamit'in oğlu şehzade Selim Efendi'nin ihsan ettiğini belirtir ki hanedan içinde Türkçülük fikriyatına yakın bir şehzade bulunması hem Osmanlı tarihi hem de Türkçülüğün tarihi açısından kıymetli bir malûmattır. Bölükbaşı, Ziya Gökalp'in Türkçülük anlayışına ise uzak durduğunu bilhassa ifade eder. İsmail Gaspıralı'nın eşi ve oğlunun askerî mütekaitlerden olan ve Ankara'da hocalık yapan Kırımlı bir öğretmen ile kendisini ziyaretine geldiğini anlatan Bölükbaşı, bu sohbette dönemin Bolşevik hükümetinin Kırımlı münevver Müslümanları Sibirya'ya sürdüğünü, bu aydınların sürgün yolunda hayatlarını kaybettiklerini belirterek yazısını noktalar: Bu sohbetten sonra da Kırımlı münevver Müslümanlardan bir daha haber alamamıştır.
Türkçülük
İLTER isimli okura yanıt verildi
Umut
👍
Öğretiyoruz Ama Eğitemiyoruz!
Bu ülkede hâlâ “eğitim” ile “öğretim” arasındaki farkın anlaşılmaması, yaşadığımız acı olayların en temel sebeplerinden biridir. Okullarda verilen şeyin adı çoğunlukla öğretimdir. Yani bilgi yüklemesi… Matematik, fizik, kimya, Türkçe… Peki ya eğitim? Yani karakter, ahlak, vicdan, saygı, merhamet, adab-ı muaşeret? İşte orası büyük bir boşluk. Bugün bir çocuğun babası emniyet müdürü, annesi öğretmen olabilir. Ama bu, o çocuğun “eğitimli” olduğu anlamına gelmez. Çünkü eğitim sadece aile mesleğiyle değil; değerlerle, rol modelle, sistemle ve kültürle inşa edilir. Biz ne yaptık? Çocukları bir yarış atına çevirdik. “Sınav kazansın, doktor olsun, mühendis olsun…” dedik. Sonuç? Meslek sahibi ama insan olamamış bireyler… Vicdanı eksik doktorlar, sorumluluğu zayıf mühendisler, öfkesini yönetemeyen öğretmenler… Çünkü biz “insan yetiştirmeyi” ikinci plana attık. Eskiden karnelerde sadece ders notu yoktu. Davranış notu vardı. Temizlik, düzen, arkadaş ilişkisi, saygı… Şimdi ise sadece başarı alkışlanıyor. Ahlaklı olmak? Ya “saflık” olarak görülüyor ya da dışlanma sebebi oluyor. Oysa bir toplumun geleceğini belirleyen şey, sadece zeki bireyler değil; karakterli bireylerdir. Eğer biz hâlâ eğitimi, öğretim zannederek yol almaya devam edersek; daha çok “başarılı ama tehlikeli” insanlar üretiriz.
1000Kitap
Umut
Sadece iyi ve vicdanlı, ahlaklı insanlar okutulsun ve iyi yerlere getirilsin, kötüler zaten elde ediyor.
"Tanrı'yı seviyorum" deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevme- yen, görmediği Tanrı'yı sevemez. (1. Yuhanna 4:16. bap)
Sayfa 2 - İş bankası yayınları, XII. BASIM, KASIM 2017, İSTANBUL·Kitabı okudu
Alıntı
Umut
👍👏