Meral Dalkıran

Meral Dalkıran
@uranus71

Meral Dalkıran

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.·
2024 9. kitabı
Jean Teule
7.2/10 · 17,6bin okunma
Reklam
...Öcü ne yapayım ben, canavarlar cehenneme gidecekmiş; cehennem , yaptıkları kötülüğü, mahvettikleri hayatı geri getirebilir mi? Sonra , cehennemle kutsal uyum nasıl bağdaşabiliyor: Kimsenin ıstırap duymasını istediğim yok artık, büyük af için bağrımı açmaya hazırım. Çocukların ıstırabı gerçeğin satın alınması için ödenene katıldıysa, bu gerçeğin böyle bir pahaya değmediğini şimdiden söylerim. Ayrıca, bir ananın oğlunu köpeklere parçalatan zalimle kucaklaşmasını istemem ben. Onu bağışlamaya hakkı yoktur! İsterse, kendi hesabına bağışlar, canavarı, çektirdiği sonsuz analık acılarını bağışlar; ama işkence içinde ölen evladının ıstırabını bağışlamaya hakkı yoktur, çocuk kendisi bağışlasa bile!... Bağışlamaya hakkı olmadığına göre nerede bu kutsal uyum, sorarım sana! Dünyada bağışlayabilecek, bağışlama hakkına sahip tek bir insan var mı? Yo, istemem ben ölümsüz uyumu, insanları sevdiğim için istemem. Haksız da olsam, öcü alınmamış acılarımla, giderilmemiş hiddetimle kalmaya değişmem bunu. Zaten uyuma pek yüksek bir değer biçildi, bu giriş kesemize göre değil... Bu yüzden ben bileti hemen geri veriyorum. Namuslu bir adamsam bunu bir an önce yapmam gerekir. Ben de yapıyorum işte. Tanrıyı reddetmiyorum Alyoşa, sadece giriş biletini üstün saygılarımla geri veriyorum. İvan Karamazov
Sayfa 326·Kitabı okudu
Fakat varsın öyle olsun, insan yüreğini gözetleyenlerin canı cehenneme! Dmitri Fyodoroviç Karamazov
Sayfa 148·Kitabı okudu
Bu kadar sağlam duramıyorsak, kişiliğimizle ya da elde ettiğimiz başarılarla ilgili birkaç ağır söz işitince göz yaşlarına boğuluyorsak, bunun nedeni, haklı olduğumuza inanmak için ille de başkalarının onayına gereksinim duymamız olabilir. Başkaları tarafından onaylanmamayı bu kadar ciddiye almamızın temelinde ise, yalnızca terfi etmek ya da ayakta kalmayı başarmak gibi pragmatik nedenler değil, çok daha önemli bir neden yatar: Alaya alınmak yoldan çıktığımızı gösteren ve asla göz ardı edemeyeceğimiz bir işaret gibi gelir bize. Bizi endişelendiren, bize karşı olan insanların çokluğu değil, bize karşı olmalarının altında yatan sağlam nedenler olmalıdır. Yani, dikkatimizi kabul görmemiz gerçeğinden uzaklaştırıp, niçin kabul görmediğimiz gerçeğine ilişkin açıklamalara yöneltmeliyiz. İçinde bulunduğumuz topluluğun büyük bölümünün bize karşı olduğunu öğrenmek korkutucu gelebilir ama mevkimizi terk etmeden önce bu kişilerin hangi yöntemleri kullanarak bu sonuca vardıklarını irdelemeliyiz. Bize muhalefet edenlerin düşünme yöntemlerinin sağlamlığı, onların muhalefetine vereceğimiz değeri belirler. Fakat genellikle tam tersi bir eğilimle hareket ederiz. Herkesi dinleme, her kaba söz, her alaycı davranış karşısında üzülme eğilimiyle. O zaman kendimize en öneli ve en teselli edici soruyu sormayız: Bu kötü eleştiri hangi temele dayanmaktadır? Çünkü biz genellikle ölçüp tartarak, dürüstçe düşünen bir eleştirmenin itirazıyla, nefret ve kıskançlıkla hareket eden eleştirmenin itirazlarını bir tutarız.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Reklam