Adamın biyosunda tarihçi ve İstanbul Üniversitesi Tarih yazıyor. Kolpaysa daha makul yazdıkları. Olur böyle. Yok değil gerçekten mezunsa aynı alfabe=aynı dil=kolektif bilinç denklemi kurabilmek için mi okumuş? Bütün saçmalıkları geçtim adam aynı alfabeyi aynı dil olarak nasıl almış olabilir? Kurduğu bu mantıkla bu adamın İngilizce Almanca, Fransızca, Macarcayı şakır şakır okuyup anlaması lazım. Arap alfabesini öğrenerek peştuca, urduca, arapça'yı okuyup anlayabileceğini sanıyor. Türkiye'deki üniversiteleri kapatıp onları umumi tuvaletlere çevirmek lazım. Rezillik.
Gönderi kullanım dışı
Bilmediğin dilde yazıyorum belki de, ondan bu tepkisizligin. Ne sus'ça biliyorum ne konuş'ça anlıyorsun. Aramice mi, Urduca mı yoksa Fenikece mi bilmeliyim? Gönülcen yok mu senin? 'Taş dili'ni öğret bana gönlüm anlaşılmak istiyor... Bişnev...
Kalbizm
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Okumak yazmak Tanımlamak Var
Tıbb-ı Nebevi, "Peygamber Tıbbı" anlamını taşıyan iki kelimeden oluşur. Peygamberimizin (s.a.v.) uyguladığı ve çevresinde bulunanlara öğrettiği bir dizi tavsiyelerden oluşur. Yeni bir bilim alanı olarak tıp doğmuş ve "Tıbb-ı Nebevî" adını taşıyan eserler yazılmaya başlanmıştır. Hatta "Tıbb-ı Nebevî" kitabı yazma geleneği oluşmuştur diyebiliriz. İlk Tıbb-ı Nebevî H.120. yılında yaşamış olan Abdulmelik b. Habib tarafından yazılmıştır. Bunu, daha sonra yazılan İbni Nuaym'ın "Tıbb-ı Nebevî" adlı eseri takip etmiştir. Bunların dışında aynı adı taşıyan birçok eserin kaleme alındığını görmekteyiz. Örneğin, Brokelman ve Kâtip Çelebi 10'dan fazla Arapça Tıbb-ı Nebevî kitabının olduğundan bahseder. Bundan başka Farsça, Urduca ve Türkçe Tıbb-ı Nebevîler mevcuttur.Sadece İstanbul kütüphanelerinde 20'nin üstünde Türkçe Tıbb-ı Nebevî kitabı var
Araştırma-İnceleme Tarih
Badşahi Camii (Urduca: بادشاہی مسجد), Pakistan'ın Lahor kentinde bulunan bir camidir.Cami, 17. yüzyılda Babür İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş olup Lahor Kalesi'nin batısında, Lahor Surları'nın eteklerinde yer alır ve kentin en önemli yerlerinden biri olarak bilinir. Ramadan 17 İn the Pakistan
Alıntı
BEDİÜZZAMAN KİMDİR VE RİSALE-İ NUR NASIL BİR TEFSÎRDİR? «Bediüzzaman büyük bir İslâm âlimi ve bu asrın müceddididir. Bediüzzaman, bir âlim olarak İslâm dünyasında ve Türkiye dışında tüm dünyada takdir edilmesine rağmen, Türkiye’de özellikle âlimler arasında yeterince tanınmamaktadır. Bu durum büyük ölçüde menfî propagandanın bir sonucudur. Bir zamanlar İlahiyat fakültelerinde öğretim üyelerinin doçentliğe veya profesörlüğe yükselmeleri için Bediüzzaman ve 6.000 sayfalık eseri Risâle-i Nur aleyhinde bir makale yazmaları veya ders vermeleri şartı konulmuştu. Bunu yaşayan hocalarımız anlatıyorlar. Eserlerinin çoğu başta Arapça ve İngilizce olmak üzere Almanca ve Urduca dahil %50’nin üzerinde dile çevrilmiş, Avrupa ve İslam dünyasında hakkında doktora tezleri yazılmış bir dehanın Türk ilim çevrelerinde yabancı kalması elbette üzücüdür. Bediüzzaman, 26 ilimde 90 temel kitabı ezberlemiş ve 6000 sayfalık Risâle-i Nûr Külliyâtı’nda İslâmî ilimlerin yanı sıra mantıkî ve aklî ilimler alanındaki bütün terimleri alfabe gibi kullanmıştır. Bu sebeple bu kitapta açıklanan terimleri bilmeden, hem orijinal Türkçe metinleri hem de onlardan yapılan tercümeleri tam olarak anlamak mümkün değildir. Nitekim bu terimler bilinmeden, yapılan tüm çevirilerde hatalar yapıldığını görmekteyiz. Bediüzzaman’ın kelâm alanında bir müceddid, çağdaşları arasında seçkin bir Kur’ân müfessiri, binlerce hadîsi senetleriyle birlikte bilen bir hadîs âlimi (muhaddis), kısacası bütün emsallerinden üstün bir İslam âlimi olduğu konusunda dost da düşman da hemfikirdir. İslâmî ilimlerin temelini oluşturan Mirkat gibi çeşitli doksan adet eseri, fıkıh ilkeleri üzerine analitik bir eseri, Teftazânî’nin Makâsıd adlı kelâm üzerine müstesna bir eserini ve Süllem adlı mantık ilminin bir özetini ezberlemiş olması onun
1000Kitap
URDUCA-2
HARFLERİN BAŞTA/ORTADA/SONDA YAZILIŞI
1000k