ursullla

ursullla
@ursullla
Reklam
Puan vermedi·112 syf.·
2018 27. kitabı
Gabriel Garcia Marquez'in okuduğum ilk kitabı. Anlatım tarzını oldukça ilginç buldum. Olay örgüsü çok güzel işlenmiş. Bir yumak gibi çözülüyor adeta. Yazar size ilk cümlede kimin öldürüleceğini söylüyor. Ama kim öldürmüş, neden öldürmüş gibi soruların cevabını kitap ilerledikçe alıyorsunuz. Çok fazla karakter var, hepsinin olaya nasıl dahil olduğu tek tek anlatılıyor. Kasabadaki herkes Santiago Nasar'ın öldürüleceğini biliyor. Sayfalar ilerledikçe cinayetin öncesi ve sonrası ile ilgili parçalar birleşiyor. Cinayetle ilgili birçok şey anlatılıyor, cinayet hariç. Yazar kitabın ilk cümlesinde işleneceğini söylediği cinayetin gerçekleşme anını kitabın sonunda anlatıyor. Belki de yazarın bize asıl anlatmak istediği olayın ne olduğu değil de nasıl geliştiğidir. Halkın işleneceğini bildiği halde cinayete engel olmaması ve bu yüzden de cinayetin bir parçası olması gibi.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Puan vermedi·216 syf.·
2021 16. kitabı
Bir stand-up gösterisindeyiz. Bizim masamız neresi diye sorarsanız; kenarda, karanlıkta çok göze çarpmayan bir masa. Dovaleh'in kendisini izlemesi için davet ettiği emekli bir hakimin gözünden izliyoruz gösteriyi. Kitap boyunca ortam çok güzel canlanıyor zihnimde: Mekandaki hareketlilik, gösteriye gelenler, gösteriyi bırakıp gidenler, kahkahalar, masalara vurmalar, alkışlar, nefeslerin tutulduğu anlar.. Gece ilerledikçe gösteri komediden bambaşka yerlere gidiyor, Dovaleh kendi hikayesini anlatmaya başlıyor. Stand up şeklindeki kurgusuyla farklı bir kitap ve atmosferi başarıyla yansıtıyor. Hakimin hikayesini, Dovaleh'in hakimle olan ilişkisini daha fazla okumak isterdim. Çünkü kitabın başlarındaki o kısımlar merak uyandırıcıydı. Mesela neden 20 yıldır görüşmediği bir adamı çağırıyor, tam olarak ne görmesini bekliyor ve hakim ne görüyor? Gösteriden sonra komedyenin ve hakimin oturup konuştuğu bir sahne çok güzel olurdu bence. 3,5 / 5 not: Kitabın isminden ve bir stand-up olmasından dolayı aklıma Bojack Horseman geldi ister istemez. İzleyenler bilir, Bojack'in de stand-up yapmışlığı var. Komediyi bırakıp da sahnede kendi depresif hikayesini anlatmak tam Bojack'lik bir hareket olurdu.
Bir At Bara GirmişDavid Grossman · Siren Yayınları · 2018807 okunma
10/10
·144 syf.·
2021 22. kitabı
Bu kitabı okumaya bir parkta ağaçların arasında otururken -tam kapanmadan önceki son gün- başladım. Hava güneşli, hafifçe esen bir rüzgar var. Keyfim yerinde. Kitabın ilk sayfasındaki şu cümle hemen yakaladı beni, çünkü içinde bulunduğum ortamı anlatıyordu sanki: " Yorgunluktan tükenmiş, sandalyelerine yığılıp kalmış insanları pek bir güzel bulurum. Cılız güneşin altındaki insanlar, başarı ve rekabete dayalı toplumumuzun, mesai sonrası nihayet seyre sunulmuş yaldızlı kenarları gibiler. " Ana karakterimiz Gerhard, etrafını gözlemleyip kimsenin görmediği küçük detayları yakalarken ben de kendimden bir şeyler buluyorum. Kimsenin görmediği detayları yakalayıp bundan keyif almak hayatla başa çıkmanın bir yolu belki de, kendimden biliyorum. Gerhard, birbirinden alakasız detaylarla bir bağlantı kurarak bakış zinciri kuruyor ve içinde bulunduğu gerçeklikten bir başka gerçekliğe geçiyor. Biz de Gerhard'ın dünyasına dahil olarak kendimizi başka bir gerçekliğin içinde buluyoruz. ".. bilinmeyen olaylar arası bağlantı kuran ve bana anlatılmaz bir paye veren veya yücelten veyahut başka bir gerçekliğe götüren bir bakış zincirinin mucidi olarak görebilirim kendimi şu an. Bir dakika boyunca yaşadığım coşkuyu kelimelere dökmem mümkün değil. Keşke Traudel de yanımda olsaydı. O zaman bu imgeleri ona da göstererek bu başka gerçekliğe onu da katabilir, beni tanımanın insanı zenginleştirdiği fikrine kapılmasını sağlardım. " İçinde bulunduğum gerçekliği sorguladığım, bazen de katlanılmaz bulduğum şu günlerde Genazino'nun satırlarını okumak iyi geldi: " Mütamadiyen gerçekliğe mecburen abone olmak değil, inceliğine yaraşan bir şeyler yaşamak istiyor ruhum. Ruhumu yatıştırıyor, ikame deneyimler yaşamak için etrafıma bakınıyorum. Ama gerçeklik pek cimri, ruhumun arzusunu geri çeviriyor.
Mutsuzluk Zamanlarında MutlulukWilhelm Genazino · Ayrıntı Yayınları · 20205,6bin okunma
10/10
·90 syf.·
2020 3. kitabı
Kitaplarıyla arasında duygusal bir bağı olanların okuması gereken bir kitap Kağıt Ev. Kitap okumayı seven herkesin satırlarda kendine ait bir şeyler bulacağına eminim. Kısa ama dolu dolu bir eser. Carlos ve Bluma arasında geçenler daha ayrıntılı anlatılsaydı daha da güzel olabilirdi. Kitaptaki Carlos Brauer ile yazarın adının aynı olması da tesadüf değil bence. :) "Çoğunlukla bir kitaptan kurtulmak ona sahip olmaktan daha zordur. Kitaplar, sanki asla geri dönemeyeceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutkanlık anlaşmasıyla tutunurlar insana. Oysa orada kalmaya devam ettikleri sürece onları birbirlerine yamadığımızı zannederiz. Üstlerinde gün, ay ve yıl yazan sayısız kitap gördüm ben; gizli bir takvimi oluşturur her biri."
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma