8/10
·576 syf.·
2026 2282. kitabı
James Boschert'ın kaleme aldığı "Kartal Yuvası Alamut" (orijinal adıyla The Eagle's Nest). Bu eser, yazarın "Talon Serisi" adını verdiği tarihi macera serisinin ilk kitabı. Vladimir Bartol'un felsefi ve ideolojik ağırlıklı kült eseri Alamut ile karıştırılmamalı; Boschert'ın eseri daha çok Haçlı Seferleri döneminde geçen, aksiyon ve macera dozu yüksek bir tarihi romanı. James Boschert, kendi askeri geçmişinden ve Ortadoğu coğrafyasında geçirdiği yıllardan beslenen bir yazar. Bu durum romana askeri taktikler, kale savunmaları ve yakın dövüş sahnelerinde müthiş bir detaycılık ve gerçekçilik olarak yansıyor. "iyi ile kötünün savaşı" yerine, hayatta kalmak için dönemin şartlarına ayak uydurmak zorunda kalan insanları işliyor.Eser; sadakat, manipülasyon, inanç uğruna nelerin feda edilebileceği ve "aidiyet" kavramı üzerine kurulu... Haçlı dünyası ile İslam dünyasının kesişim kümesinde, bireyin nasıl bir silaha dönüştürülebileceğini inceliyor. kitap kapağında da felsefi derinliği vurgulamak adına doğrudan İran mistik edebiyatının önemli isimlerinden Baba Tahir Üryan'a ait bir rubaiye yer verilmiş. Kitabın ruhunu ve Haşhaşi mistisizmini en iyi şekilde anlatıyor.
AlamutJames Boschert · Yurt Kitap Yayın · 20126bin okunma
9/10
·480 syf.··
2026 19. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 12:47
Şöyle aralarda hazine gibi kitaplar keşfedince keyfime diyecek olmuyor! (Sera! Teşekkürlerim sana, kuzum!) Bütün kitaba da, ana karakterlere de yan karakterlere de bayıldım. Canımı sıkan tek şey ana karakter kızımızın düştüğü duruma tepkisini yeterince göstermemesiydi. Kızımız evden işe işten eve, sıradan hayatını yaşayan alelade bir genç kadın. Çocukken bir gün gelmiş, canı çok sıkkınken annesi ona iki kitaplık, fantastik bir seri hediye etmiş. Maggie de oturmuş, 5 saatte okuyup bitirmiş. O günden sonra fantastik kitaplara hayran olmuş. Başka türlerde denemiş ama aynı keyfi vermemişler. Ama bu seri onun gözdesi olup çıkmış, öyle ki her detayını ezberleyecek kadar çok fazla baştan okumuş. Büyülü yaratıklar, fantastik güçleri olan lordlar, onurlu şövalyeler, düşman topluluklar, büyücüler, intikam, katliam, vahşet, dehşet, hüzün ve tabii taht kavgası. Ve gün geliyor, Maggie yine sıradan hayatının sıradan bir gününü bitirmek üzere yatağına yatıp uykuya dalıyor. Fakat gözünü tam da gözde kitap serisinin evreninde açıyor, üstelik anadan üryan. 3 günü aç biilaç, bir yerlerden bulduğu kirli battaniyeyle örtünmeye çalışarak, açıkta geçirdikten sonra bakıyor ki buradan çıkış yok; acı çekiyor, açlık çekiyor, vücudu çizilince kanıyor. Her şey alabildiğine gerçek. O da okuduğu ve ezbere bildiği tüm bilgiyi kendi çıkarına kullanmaya karar veriyor. Yakın zaman sonra yaşanacak bir katliam da var. Diyor ki ben bu bilgilerle bu katliamı durdurur, buradaki masumların hayatını kurtarırım! Madem çıkamıyorum bu evrenden, e o zaman bir işe yarayayım... Kitapta klişe var mı? Belki biraz ucundan. Ama Maggie kitabın evrenini yaşarken bir yandan da kim kimdir, nerede ne var, kim nereden gelmiş, ne yapacak vs okurla paylaşıyor. Bu sayede siz de hem Maggie gibi yaşıyor hem de kitaptaki evrene
This Kingdom Will Not Kill MeIlona Andrews · Tor Books · 20262 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Benim Gamsız Pezevenklerim bir gün biri de bunu yazar..
10/10
·94 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 00:41
“..acaba kendime 31. yaş günümde ne hediye etsem.. tıpkı bende bu huysuz ve çirkin doksanlık ihtiyar gibi yazarım.. ama ona göre biraz fazla isyankarım.. başka başka zamanlar ve mekânlarda elbette müşterek şeylerde yaşanıyor .. ama biz yazarlar onun fakir ve savunmasız delgedina’sı kadar bile şanslı değiliz.. kim bilir belki de 31. yaş günümde, kendini hala yitirmemiş bu ihtiyarın ömrünün son nefesini verirken yaşadığı bu hurdahaş aşk hezeyanında, sevgili delgedina’sına duyduğu cüretkar aşk kadar sevilmeyi dilerim.. ve yahu marquez, sana gelecek olursak bu kitabın tüm tılsımı yalnızca ona verdiğin ismin alametifarikası.. ben böyle bir kitap yazmış olsam şimdi şu anda savaşların gölgesinde ismi şu olurdu ; benim gamsız pezevenklerim.. nasıl ama beğendin mi.. tabi beğenmedin.. çünkü ben kimim .. neyse kitabın cok güzeldi..en azından ötekilerin önyargılarına yani henüz okumamışlara sert bir kapak niteliğindeydi.. cok daha acımasız ve üryan kitaplarda okudum ama senin satırların onlarınkinin yanında masumiyet müzesiydi.. kolera günlerinde aşk’ı hatırlattın bana.. ahhh fermina daza, onun tutkulu ve ihtişamlı aşkı.. her düşündüğümde tekrar okuma şevki veriyor hala .. ama bu aşklar ve yozlaşmış günlerin gölgesinde yitirilmiş yaşamlar bize verilenden cok daha azı.. sen ve benim gibiler bunu mu hak ediyoruz .. hem sen neden o kadar septist yaklaştın her şeye ve herkese tutkularına rağmen.. ben hiç böyle olamıyorum.. delgedina’ya armağan ettiğin o bisiklet geçiyor gözümün önünden şu an tüm bunları yazarken.. önemli olan bisiklet değil sahiden… en son ne zaman sürdüğümü bile hatırlamıyorum zaten.. aslında çoğu şeyi hatırlamıyorum ama seni unutmayacağım .. senin orospuların gerçekten hüzünlüymüş bunu da aklımdan hiç çıkarmayacağım.. sahi bir orospu nasıl neşeli olabilir ki
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202625bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 22:16
Büyük yazarları her yönüyle tanımak isteği ister iştahlı, sıkı bir okur cephesinden gelsin; isterse bunun tam aksi istikametinde magazinseven, sıkı okur olmayan bir okur cephesinden gelsin; farketmez. İstenilen şey bana göre sözkonusu yazarı ilkel isteklerle üryan kılmayı isteyip, değersizleştirmek anlamı taşıyor. Kaldı ki, bütün bu dolaşıma sokulan defterin içeriğini - bir kısmının kurgu olup olmadığı tartışılır -Susan oluşturmuş olsun, kendisinin bireysel bir kutsalı değil midir bütün bu içerik? Belki de en çok gölgeleri ihanet ediyordur büyük yazarlara. Gölge de çocukları, dostları daha çok. Bana hep banknot mantığını çağrıştırıyor. Yanılma payını neredeyse bırakmak bile istemiyorum. Kitabın üç çeyreğinde neredeyse Susan biseksüel aşklarından bahsediyor. Elbette bahsedebilir, bireysel kutsalı demiştik ama bize neredeyse hiçbir şey söylemeyen detaylar bunlar ve çok hassas çok özel enstantaneler.. Son çeyrekte olanlar ise elbette duygulara, yazarlara, filozoflara, şehirlere, okullara, anneye, sanatın birçok alanına atfettiği düşünceleri var. Son çeyrek keyifliydi yalnızca. Kalan bir yığın kişisel eşeleme, kılıç artığı. Sevmedim diyemem. Sevdim. Sorun çok yönlü bir yazarın, kutsal dağına kirli ayaklarıyla trekking düzenleyen zihniyet, sistem.
Yeniden DoğanSusan Sontag · Agora Kitaplığı · 201379 okunma
leyla vü mecnundan geçme yolunda.
8/10
·720 syf.··
2026 4. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 04:32
Fuzuli pek kıymet verdiğim bir insandır. okuması biraz sancılı bir kitaptı hem merak edip bakalım yine neye atıfta bulunacak dedim içimden. bazen de ne anlatmaya çalışıyor diye uzunca düşündüm. gerisi ve berisi ile harika bir okuma deneyimi yaşadım. fuzuli okuyarak anlayabileceğimiz biri değil fikrimce. biraz yaşamak biraz acı görmek kısaca fuzuliyi yaşayarak okumak gerek. romantiklerin lügatında çokça sözlerini görürüz hatta bazen fuzuliye ait olmayan sözleri bile fuzuli yazmış gibi atfedilir çünkü hayatı boyunca sayısız yazısı olduğundan mütevellit böyle bir karmaşa var. Ali Nihat Tarlan’ın şerhi oldukça güzeldi nitekim sindire sindire okumama vesile oldu. kitaba başladığın zamanla bitirdiğin zaman aynı kişi olmayacaksın demişti kütüphanede ki amca :) doğrudur. fuzulinin aşka olan bu üstün yazıları bir dünyeviden öteye rahmana duyulan bir aşkın yansıması. tasavvuf vakti olana güzeldir derdim hep lakin biraz tasavvufa yönelince o da size yöneliyor ve uçan kuştan yanan oduna kadar farklı bakıyorsunuz… halen romantiklerle aynı düşüncede değilim ne kadar da fuzuli lirik şiirin öncüsü de olsa mevlaya olan aşk ayrıdır. yaratılanlarda bu aşkı görmek için yaratandan esintiler görmek gerekli fikrimce. leyladan mevlaya olursam o zaman fikir belirteceğim bu konunun yabancısıyım. burada kitaba dair düşüncemi noktalıyorum. ez cümle okuyun okutturun bende kütüphanede ki amca sayesinde okudum, şerh hali anlaşılır kılıyor ona dikkat etmek mühim. Ey Fuzûlî dehr hâlin şâh-i gülden kıl kıyâs Kim verip evvel tecemmül sonra üryan eylemiş Anla dünyanın halini Fuzûlî gül dalından Önce güzellikler verip sonra çıplak bırakmış..
Edebiyat & Roman
Fuzuli Divanı ŞerhiAli Nihad Tarlan · Akçağ Yayınları · 2017103 okunma
Burası Köstence
Puan vermedi
"Burası Köstence, üstte mavi gök, altta boz deniz, arasında KIZILca kıyamet..." AHMET BÜKE'den Deli İbram Divanı, Manisa'nın Gördes ilçesinde yörük bir ailede doğan ve o kültürle yıllarca beslenen Ahmet Büke'nin etkileyici romanı. Bir Yaşar Kemal, bir Kemal Tahir, bir Orhan Kemal aşığı kendisi, eseri de bunu hissettiriyor. Eser 1950'li yıllarının Demokrat Parti döneminde geçiyor. İzmir'e yakın Köstence adasında. Eserde şiirler bir akış, efsanevi anlatılar, destansı baş kaldırışlar baştan sona kadar kendini hissettirir. Osman, Köstence adasında fakir bir balıkçı ailenin çocuğudur. Ada halkı geçimi balıkçılıktır ve kıtlık zamanları çokça yaşanır. Eser sinematografik bir açılışla Osman'ın asker iken komutanın arası bozuk eşine mont diktiği anlatıyla başlayıp Osman'ın hikayesine geçiş yapar. Çok daha sonra tekrar buradan devam eder. Ezilen, fakir halkla dönemin panoraması çizilir. İnsanların sırtından geçinen, zengin Süleyman, baskıcı rejim, gücü elimde bulunduran sistemi temsil eder. Osman ve ailesi, aşkı Leyla, Süleyman, Deli İbram, komutan, Yusuf Reis metnin unutulmaz kahramanlarıdır. Yunus balığı avlamak başa gelen bütün kötü olayların müsebbibidir. Hunharca avlanan yunuslar Köstencen'in ve insanının kaderini değiştirir. Unutamayacağım sahneler; göbekbağı henüz kopmuş anne yunusların öldürülüşü, Leyla ile Osman aşkı, Yusuf Reis'in kendine has hamamın arka bahçesinde işlediği cinayetler ve cesetleri, kemikleri ne yaptığı, eşine manto diktiler komutanın durumu, Osman'ın anne ve babasının yaşadıkları, Süleyman'ın yaptıkları ve Deli İbram'ın sözleri, esere yön verişi. "Gülün siz kahpeler! Deli İbram Goroğlu olmuş. Anasının mezarından doğmuş. Çok şeyler olacak. Siz durun daha!" "Evlat" dedi, " Bak biz hür insanlarız. Ben hürüm çünkü ne şahı ne padişahı ne de
1000Kitap
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,855 okunma