"Hayır, efendim : Soru sorma konusunda çok duyarlıyımdır," diye karşılık verdi, " soru sormakla kıyamet günü arasında pek çok benzerlik vardır. Soru sormak bir taşı harekete geçirmek gibidir. Bir dağın tepesinde öylece oturduğunu düşün ; taş başlar yuvarlanmaya ve öteki taşları da harekete geçirir ; çok geçmeden taşlardan biri evinin arka bahçesinde oturan kendi halinde (hem de en son akla gelebilecek) bir adamcağızın tepesine iniverir, ailesi de dımdızlak ortada kalır.
bazen, insanların yaptıkları kötülüklerin ardında yatan güçlü dürtüleri nerdeyse imrenerek merak eder ve en nihayetinde onları kınamaktansa onlara el uzatmayı yeğlerdi. " Ben Kabil'in sapkınlığına eğimliyim," derdi garip bir biçimde. "Bırakırım, kardeşim dilediği gibi şeytana uysun."