Dersim'deki Alevilerin çoğu Ermeni dönmesi olmasaydı, Gregorgen (Hıristiyan) mezhebi ile Dersim'deki Alevi kültürü bu kadar benzemezdi. Bakıyoruz; bayramlarımız, oruçlarımız, yılbaşı, Gağant aynı! İbadet mekanlarımız aynı. Kiliselerimiz varken Surp Garabet'in zamanında, kurbanlarını getirip Surp Garabet'te keserlermiş... Okuduğum eski bir kitapta da yine bu konuya değiniyor ve Dersim'deki Alevilerin köklerinin Ermeni olduğunu anlatıyordu.
Bugün Dersim Ermenilerinin bir kısmı Alevileşmiş, Alevi olarak ibadetlerini sürdürüyor gözükseler de aslında iki kültürü de yaşıyorlar. Mesela "Hızır" diyoruz. O bizim " Noel Babamız", aynı şeye tapıyoruz. Tunceli'de Aleviler de mum yakardı, biz de mum yakardık, duamızı ederdik. Aleviler ziyaretlere gider biz de giderdik. Yani kutsal mekanlarımız hemen hemen aynı sayılıyor. Onlar da yedi gün orucu tutar, biz de.
Alevi inancına dönen bizlerin yanı sıra, kiliselerde din adamlarının da kimliklerini değiştirip, Alevi inancındaki Pir/Dede olarak sürdürmüş oldukları kanısındayım.