Aşırı petrol kullanmanın doğaya verdiği zararlar (toprağın, suyun, havanın kirlenmesi, atmosferin ısınması, biyoçeşitliliğin, canlı türlerin yok olması) tartışma konusu yapılmıyor. Mesela İngiltere'de tipik bir pazar yemeğinde brokoli Guatemala'dan, yaban mersini Yeni Zelanda'dan, fasulye Tayland'dan, havuç Güney Afrika'dan, patates İtalya'dan, çilek Kaliforniya'dan, sığır eti Avusturalya'dan geliyor. Elbette bu şımarıklığın bir karşılığı var. Bu ürünlerin yerinde üretilmeyip de ithal edilmesi sonucunda 650 kat fazla karbondioksit ve karbonmonoksit atmosfere karışıyor. Fakat gıda maddelerinin böyle uzun bir yolculuğa çıkmasının neden olduğu kötülük sadece zehirli gaz emisyonunu artırması değil. Bu saçmalık, bu akılsızlık bir de üretimi tektipleştiriyor, standartlaştırıyor. Tabii süper marketlerin -bizde AVM'ler- alana hakim olmasıyla da bu süreç daha da hızlanıyor, derinleşiyor. Bunun sonucunda da yüzlerle ifade edilen ürün çeşid yok oluyor! İşte "ilerleme" böyle bir şey! Daha şimdiden patates, domates, mısır çeşitliliği büyük ölçüde yok olmuş durumda..
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bilim insanları entelektüel olamaz mı?
Entelektüel olmakla uzman olmak arasında bir karşıtlık yok! Bir atom alimi de pekala entelektüel olabilir. Diplomalı olmak, yüksek düzeyde bir eğitimden geçmiş olmak bilakis entelektüel olmayı kolaylaştırır ama onu entelektüel yapmaz! Entelektüel, gerçeğin safında, yalanın karşısında konumlanır. Radikal eleştiriyi önemser. Radikal olmanın sorunların kökenine inmenin vazgeçilmez koşulu olduğunu bilir. Eleştirinin de eleştirisini yapabilme yeteneğine sahiptir. Hiçbir kiliseye (kuruma) tabi değildir. Daima ezilen/ sömürülen sınıfın safındadır. Bu niteliklerinden ötürü de egemen sınıflar tarafından bir baş belası olarak görülür...
"Bilimciler uzmandır. Uzman da ağacı gören ama ormanı görmeyendir. Maddi sosyal gerçekliğin çok küçük bir veçhesi hakkında "derinlemesine" bilgi sahibidir ama bütünden habersizdir... Onların bu özelliği, egemenler tarafından kullanılmalarını, araçlaştırılmalarını kolaylaştırıyor. İşte bilimcilerle entelektüellerin farkı da buradadır... Entelektüel "bütüne" odaklanana denir; zira hakikat bütündedir. Entelektüel düşünce namusuna sahip olandır. Bilim insanları bilgilerini mülksahiplerine satmayı marifet sayıyor. Yaptıklarının sonuçlarını sorun etmiyorlar, isteyerek veya istemeyerek yangına körükle gidiyorlar."
"Kapitalizme radikal olarak karşı çıkmamız gerekiyor. Teknolojik gelişmeye karşı çıkmak abestir; eşyanın tabiatına aykırıdır. İleri teknolojiler kapitalist sınıfın elinde kara endeksli olarak üretilip kullanıldığında, istenmeyen sorunlar ve sonuçlar ortaya çıkıyor! Önemli olan teknolojinin kimin tarafından üretildiği, ne amaçla ve nasıl kullanıldığıdır. Kaldı ki kapitalizme karşı olmadan teknolojiye karşı olmanın da bir karşılığı yoktur. İnsanlığın bugün ulaştığı teknolojik düzey, onun ortak eseridir ve tüm insanlığın hizmetine sunulması gerekir... Esasen insanlığın bilimsel-teknolojik performansı müşterekler kategorisine dahildir (ortak kullanıma aittir) ve öyle olması gerekir. Birilerinin onu sahiplenip toplum çoğunluğuna ve doğaya karşı bir silah olarak kullanması kabul edilebilir değildir. Kapitalizm koşullarında birilerinin canlıların genetiğiyle dilediği gibi oynuyor olması, insanlık için büyük riskler barındırıyor."