Ûs

"Fabrika hayvancılık yöntemleriyle 1 kilo kırmızı et elde etmek için, tam 13 kilo tahıl kullanılıyor... Et proteinden 1 kaloriyi elde etmek için harcanan enerji, aynı kaloriyi bitkisel proteinden elde etmek için harcananın tam 11 katı... ABD ve Avrupa'da yılda kişi başına tüketilen et miktarını bir refah ölçüsü saymak tam bir saçmalıktır! Bir kere bu tüketim sağlıksızdır. İkincisi, çevreye verilen devasa zararlar pahasına mümkün oluyor. ABD' de kişi başına yılda 135 kg et tüketiliyor. Hindistan' daysa 5 kg... Dünyanın geri kalanı da ABD veya AB düzeyinde et tüketiyor olsaydı, acaba dünya neye benzerdi? Böyle bir şeyi düşünmek bile ürperticidir... Öyleyse neden söz ettiğini bilmek önemlidir denecektir..."
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir ülkenin gıda yeterliliği, öncelikle her çiftçi ailesinin gıda yeterliliğini varsayar... Eti, sütü, yumurtayı, tavuğu, soğanı, domatesi, biberi marketten alan bir çiftçi olamaz! Fakat bu vesileyle hatırlanması gereken bir şey var: Kapitalizm köylünün, çiftçinin, kendi ineğinin sütünü içmesini, kendi tavuğunun yumurtasını, kendi tarlasında yetişen sebzeleri yemesini istemez.. Bütün bunları ona satmak ister ve maalesef satıyor; bundan büyük saçmalık olur mu!.. Ne demek istediğimi görmek için bir köye uğramanız yeter...
Yordam Kitap
Siyaset & Politika
"Şimdilerde insanların yaşadığı sağlık sorunlarının yaklaşık %70'i yanlış beslenmeden, çeşitli toksinler içeren ve insan vücudunun biyolojik dengesini olumsuz yönde etkileyen "sanayi ürünü" gıdaların tüketilmesinden kaynaklanıyor. Her geçen gün tarımsal üretim etkinliği ve gıda üretimi, bu alanda faaliyet gösteren dev kapitalist tekellerin at oynattığı bir alan haline gelirken, ortaya çıkan bu durum hiç de şaşırtıcı değil... Tabii sözünü ettiğim bu durum, sadece halkların gıda güvenliğini ve gıda egemenliğini ortadan kaldırmakla kalmıyor, aynı zamanda halkları, ülkeleri kolonize etmenin, sömürgeleştirmenin silahı haline de geliyor... Bu saçma, bu akıl dışı, bu utandırıcı süreci vakitlice durdurup tersine çevirmek acil bir gereklilik, hayati bir sorun haline gelmiş bulunuyor. Daha geç olmadan tarımsal etkinliği, uygarlık düşmanı sözde "uluslararası" denilen kapitalizmin/emperyalizmin hizmetindeki kurumların sultasından kurtarmak gerekiyor. Aksi halde sadece bu nedenle bile insanlığın geleceği riske girmiş olacak!"
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
"Teknik bilime dayalı modern teknoloji sayısız ıvır-zıvır üretmeyi başarıyor da, insan yaşamı için vazgeçilmez olan iki şeyin, gıdanın ve suyun uygun koşullarda sağlanmasını engelliyor. Oysa bu dünyada otomobil, cep telefonu, mikrodalga fırın, Christian Dior parfümü, elektrikli diş fırçası, biber gazı, S-300, F-16, F-35 savaş uçağı vb. olmadan yaşamak gayet mümkün... Lakin, yiyecek şey, içecek su olmadan mümkün değil... Kaldı ki gıda hakkı, temiz içme ve kullanma suyuna ulaşma hakkı en temel insan hakkıdır. Tabii sadece insanlar değil, bu dünyadaki tüm hayvanlar, tüm canlılar için de vazgeçilmez bir temel haktır. Eğer üretim etkinliği temel ihtiyaçlara yabancılaşırsa, üretimin asli amacı insan ihtiyaçlarını karşılamak değil, kar amacıyla değişim değeri üretmek olursa, böyle saçma bir tablonun ortaya çıkması da kaçınılmaz oluyor."
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
Piyasa çeşitliliği artırır mı? Aksine tekel oluşturur.
Tarımın kapitalist mantığa uygun hale getirilmesiyle, genel olarak tarımsal üretim, özel olarak da gıda üretimi az sayıdaki büyük sermaye grubunun at oynattığı bir alan haline geldi. Her ileri aşamada üretim standartlaştı, tektipleşti... Binlerce yıldan beri birikip gelen bilgi ve beceri yok oldu. Oysa botanistler ve tarım tarihçileri, tarımın ilk defa keşfedildiği Neolitik Çağ'ın başından beri uygarlıkların, beslenmek ve giyinmek için 10 bin çeşit bitki türüne dayandığını tahmin ediyorlar... Ne yazık ki bugün tarım sadece 50 kadar türle yoluna devam eder halde ama bu yolun sonu yok! Tarım ve gıda alanını düzenleyen kurallar öncelikle dev şirketler tarafından belirleniyor, ardında da "uluslararası" denilen ama asıl emperyalist kampın çıkarlarını gözeten kurumlar tarafından, işte, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası, IMF, bölgesel ticari anlaşmalar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından hükümetlere dayatılıyor.
Yordam Kitap