Ûs

"Şehrin varoşlarında da amaçsız dolaşmayı alışkanlık haline getirmiştik. Daha çok Primrose HiII'e giderdik. Buraya yapılan yolculuk en ucuzuydu —yol parası yalnızca altı pençe tutuyordu. Tepe, hemen hemen Londra'nın bütününe —dumana bürünmüş muazzam bir bina yığını— hakimdi. Buradan parklara ve köy yollarına uzun yürüyüşler yapardık. Primrose HiII'e gitmekten hoşlanmamızın bir başka nedeni de Marx'm bulunduğu mezarlığa yakın olmasıydı. Orayı da ziyaret ederdik."
Odak Yayınevi - IV. Bölüm - Londra'daki Yaşam (1902-1903)
Anı-Mektup-Günlük
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Vladimir Ilyiç her zaman işçi kalabalıklarına kendini yakın hissederdi. İster yorgun işçilerin şehirden kaçmış olmanın mutluluğuyla gezindikleri ve çimenler üzerinde saatlerce yattıkları yerlerde, isterse bir biraevi ya da okuma salonu olsun, nerede bir kalabalık varsa mutlaka orada olurdu. Londra’da pek çok okuma salonu vardır. Bazıları, doğrudan sokağa açılan ve üzerinde sırayla dizilmiş eski gazeteler bulunan bir okuma masası dışında oturacak bir sıra bile bulunmayan küçük odalardır. Okuyucu bir dizi gazete alır ve işi bittikten sonra gider yerine koyar. îlyiç, böyle okuma salonlarının ilerde kendi ülkemizin her yerinde açılmasını isterdi. Vladimir îlyiç ahçı dükkânlarını ve kiliseleri de ziyaret ederdi. İngiltere’deki kiliselerde ayini genellikle kısa bir konuşma ve tartışma izlerdi, 'iyi', sıradan işçiler de katıldığı için, özellikle bu tartışmalardan çok hoşlanıldı. Öndersiz, gösterişsiz —şimdiki deyimle— sıradan işçilerin katıldığı, sapa yerlerdeki işçi toplantılarının ilânlarını bulmak için gazeteleri tarardı.
Odak Yayınevi - IV. Bölüm - Londra'daki Yaşam (1902-1903)
Anı-Mektup-Günlük
İlyiç, yaşayan Londra'yı inceledi. Otobüslerin üst katına binerek şehir içinde uzun gezintilere bayılırdı. Bu büyük ticaret şehrinin kalabalık trafiğini, yeşillerle bezenmiş zarif evlerini ve lüks arabalardan başka hiçbir şeyin bulunmadığı sessiz meydanlarını severdi. Başka yerler de vardı —Londra’nın çalışan halkının oturduğu, karşıdan karşıya çamaşır ipleri gerili ve soluk renkli çocukların merdivenlerde oynadığı, sıradan küçük sokaklar. Bu yerlere yaya giderdik. Zenginlikle yoksulluk arasındaki bu ürkütücü karşıtlığı gören îlyiç, dişlerini sıkarak İngilizce: "İki ulus!” diye homurdanırdı. Otobüslerin üst "katından bile olsa, halkın yaşantısından pek çok ayırt edici sahne gözlemlenebiliyordu. Kölii giyimli ve uçuk benizli lumpen-proleterler biraevlerini çevresinde dolanırlardı; ve insan sık sık aralarında, bir gözü morarmış, tek kolu sökük, yerlere sürünen kadile entari giymiş sarhoş bir kadın görebilirdi.
Odak Yayınevi - IV. Bölüm - Londra'daki Yaşam (1902-1903)
Anı-Mektup-Günlük
"Londra'ya 1902 Nisan'da vardık. Londra’nın sonsuz büyüklüğü bizi afallattı. İlk gün havanın kolii olmasına karşın, Vladimir İlyiç’in yüzü, Plehanov ve yazı kurulu çatışmalarını o an için unutarak, birden parladı ve kapitalizmin bu kalesinde merakla çevresini incelemeye koyuldu. İstasyon’da, Londra'da bir siyasi mülteci olarak yaşayan ve İngilizceyi çok iyi bilen Nikolai Alexeyev tarafından karşılandık. Kendimizi oldukça kimsesiz ve güçsüz hissettiğimiz için, ilk günler kılavuzluğumuzu Alexeyev yaptı. İngilizceyi bildiğimizi sanıyorduk, hatta Sibirya'da kalın bir kitabı (Webb’lerin kitabı) İngilizceden Rusçaya çevirmiştik. İngilizceyi cezaevinde, kendi kendine dil öğrenilen bir kitaptan çalışmıştım, ama bir tek İngilizce kelimenin konuşulduğunu ömrümde duymamıştım. Şuşenskoye’de Webb'leri çevirmeye başladığımızda, Vladimir Ilyiç telâffuzumdan dehşete düşmüştü: "Kız kardeşimin bir İngilizce öğretmeni vardı, ama o hiç böyle konuşmuyordu." dedi. Tartışmaya girmedim ve yeni baştan öğrenmeye koyuldum. Londra’ya geldiğimizde, ne bizim hiçbir şeyi ne de kimsenin bizi anlayabildiğini gördük. Bu, önceleri bizi komik durumlara düşürdü ve Vladimir llyiç’i pek eğlendirdi, ama aynı zamanda da şevklendirdi."
Odak Yayınevi - IV. Bölüm - Londra'daki Yaşam (1902-1903)
Anı-Mektup-Günlük