"Sonra gözlerini açmak. Sonra gözlerini kapamak. Sonra bir bardak su içmek. Sonra bir mum yakmak. Güpegündüz. Olsun, gene de bir mum yakmak. Sonra döşeğe uzanmak. Sırtüstü. Derin bir soluk almak. Bir daha derin bir soluk alıp içinde tutmak. Sonra dışarı vermek. Gözlerini yummak. Beklemek. Beklemek. Sonra gözkapaklarını açmak. Bir kez daha bakmak dünyaya. Duvardaki lekelere. Kireç badanadaki rutubetin yarathğı yüzler, bulutlar, akarsular... Bakmak. Görmek. Gülümsemek. Bir kez daha. Pencereye çevirmek gözleri. Işığa. Sonra yeniden yummak gözleri. Bir daha da açmamak. Herkesin bir gün başına geleceği gibi."
Sel Yayıncılık - I. Barok Öyküler - Giderayak - 24.1.09
Kafam çatlayacak gibiydi. Hiçbir açıklama yapamıyordum. Deli olacaktım. Ya da çoktan olmuştum. Ya da her zaman deliydim de zaman zaman aklın sesine uyuyordum.
Sel Yayıncılık - I. Barok Öyküler - Fotoğraflar - 26.1.10
"Ne gelenim var ne gidenim. Ne silahların ne de postalların sesi ulaşıyor buraya. Arada bir çıkıp dünyaya bakıyorum. Ağzıma ne gelirse söylüyorum. Bağırıyorum. Kükrüyorum. Tüm yaşamım boyunca söyleyemediklerimi söylüyorum. İşin tuhafı tüm bu söylediklerim yankılanıp geri dönüyor. Başka insanlara ulaşhktan sonra mı, yoksa ulaşmadan mı, bilmiyorum. Zaten bu beni artık ilgilendirmiyor. İlgilendirseydi şimdi hurda mı olurdum."