Ûs

Bugün kan kaybı tarihte' görülmemiş boyutlara ulaşmış durumdadır. 1986'da Zımbabwe'deki "Bağlantısızlar Konferansında" Küba devlet başkanı Fidel Castro: "Yeni sömürge olarak ödediğimiz bedel, sömürge olduğumuz dönemdekinden çok dah yüksek" demişti. Sadece 1985 yılında, borç ödemeleri, sermaye kaçışı, kar transferleri yüzünden Üçüncü Dünya'nın uğradığı kayıp 240 milyar dolardı. Üstelik bu rakama asıl kan kaybı mekanizması olan, ticaret hadlerinin bozulmasından kaynaklanan kayıplar dahil değildir. Eğer 1949-1952 yıllarını kapsayan dönemde Marshall planıyla (ki geri ödenmiştir) yapılan yardımın 52 milyar dolar olduğu hatırlanırsa, durumun vehameti daha iyi anlaşılır. Aynı yıl borç faizi ödemeleri aşırı borçlu ülkelerin ihracat getirilerinin %23'ünü yutuyordu. Latin Amerika ülkeleri 1982-1983 yıllarında ihracat getirilerinin %34'ünü borç ödemdcrine tahsis etmek zorunda kaldılar. Dış borçlar ödendikçe artıyor ve bir çeşit "çağdaş" köleleştirme aracı haline geliyor. 1991 yılı başında Üçüncü Dünya'nın borcu 1341 milyar dolara yükselmişti.
Öteki Yayınları - Yeni- Sömürgecilik Döneminde Genel Eğilimler ve Gelişmeler Nelerdi?
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şili ve Türkiye'de darbe neoliberalizmi uygulamak amacıyla yapıldı.
"Ücretleri düşürmeleri, iç tüketimi kısmaları, ihracatı teşvik etmeleri gerekiyordu. Bunu yapabilmeleri için de emekçi kitleleri baskı altına alıp ihraç edilebilir mal stoğu yaratmak gerekiyordu. Dolayısıyla askeri diktatörlüklerin, işkenceci rejimlerin gündeme gelmesi bir tesadüf değildi. Azgelişmiş ülkelerde sendikalar ve demokratik örgütler yeterince güçlü olmadığı için, bunları etkisizleştirmek emperyalist ülkelerden daha kolaydır. Dışa açık büyüme modeli önermeniıı ikinci öncenikli nedeni, borç ödemelerini güven altına almaktı. Zira çokuluslu özel ticari bankalar 1980 öncesinde azgelişmiş ülkelere kredi açarken kantarın topuzunu kaçırmışlardı. Bir ödeyememezlik durumu ortaya çıkarsa, dünya finas sistemi çökecekti. Bir üçüncü amaçtan da söz edilebilir: Çokuluslu şirketlerin ve bankaların hareket alanını gcnişletmek, yayılmanın önündeki engelleri aşmak."
Öteki Yayınları - Yeni- Sömürgecilik Döneminde Genel Eğilimler ve Gelişmeler Nelerdi?
'Ne varsa sattırlar' söylemi neoliberalizmle birlikte ortaya çıktı.
Yeni, sağ veya "yeni-muhafazkar"da denilen neo-liberal saldırı, şu önerileri ortaya atıyordu: Ücretler düşürülmeli, sosyal amaçlı (sağlık, eğitim, sosyal güvenlik vb.) harcamalar kısılmalı, devlet ekonomiden elini çekmeli, bütçe denkliği sağlanmalı, dar gelirli toplum kesimleri ne ve tarıma dönük sübvansiyonlar kalkmalı, KlT'ler özelleştirilmeli. Korumacılığa son verilmeli, ihracat teşvik edilmeli, yabancı sermayeye daha büyük kolaylıklar ve olanaklar sağlanmalı.
Öteki Yayınları - Yeni- Sömürgecilik Döneminde Genel Eğilimler ve Gelişmeler Nelerdi?
Siyaset & Politika
"1970'lerin ilk yarısında "uzun dalganın" birinci aşaması son buldu ve emperyalist sistem yeniden yapısal krize girdi. Fakat petrol fazlalarının çokuluslu özel ticari bankalar aracılığıyla devredilmesi sonucu krize rağmen durumu bir süre daha sürdürmek mümkün oldu. Ne var ki, krizin etkisinin bir süre er telenmesinin maliyeti, azgelişmiş ülkelerin borç batağına itilmderi oldu ve 1980'den sonra tablo daha da kararmaya başladı. Kapitalizmin krizi 'yapısal bir krizdi'. 'Yapısal kriz' demek sermayenin kaynak sorunuyla karşı karşıya gelmesi demektir. Sermaye için "yeterli" kar 'ın sağlanamamasıdır. O halde sermayenin ihtiyacı olan kaynak nereden bulunacaktı. Bilinen en kestirme yol sömürü oranlarını yükseltmektir. Yani işçi ücretlerini düşürmektir. İşçi ücretlerini düşürmenin yolu da işçi örgütlerini (sendikaları) ve demokratik kuruluşları etkisizleştirmeyi gerektirir. Yani dolaysız üreticiler bulundukları mevzilerin gerisine atılmadan sömürü oranı artırılamaz."
Öteki Yayınları - Yeni- Sömürgecilik Döneminde Genel Eğilimler ve Gelişmeler Nelerdi?
Siyaset & Politika
"Eğer dünya sistemi (kapitalist üretim tarzı) zorunlu olarak eşitsizlik, hiyerarşik baskı, sömürü, aşağılanma, manevi yozlaşma üretiyorsa, o zaman yoksullar zenginler gibi olamazlar. Zira birilerinin zenginliği başkalarının yoksulluğu sayesinde mümkün olabilir. Birilerinin gelişmişliği başkalarının azgelişmişliğinden ötürüdür. Eğer komşumuz zenginse siz yoksul olduğunuz içindir. Yani teba olmadan kral olmaz. Ya da ne zenginlik ve yoksulluk ne de teba ve kral diye bir şey olmaz. Dolayısıyla eşi tsizlik ve hiyerarşiyi sürekli üretip derinleştiren kapitalist üretim tarzı geçerliyken yoksullar zenginler gibi olamazlar. Ama aradaki zenginlik farkı daha da açılır."
Öteki Yayınları - Yeni- Sömürgecilik Döneminde Genel Eğilimler ve Gelişmeler Nelerdi?
Siyaset & Politika