Ûs

Nihal Atsiz liked this.
Marksizmle ilgili neler söylüyordu peki? Sana önce Marx'la ilgili olarak ne yazdığını okuyayım. Şöyle diyor Hitler: Çürüyen bir dünyanın bataklığında, bir peygamber bakışının içinde, en zehirleyici maddeleri tanıyabilen tek insan olmuştur Kari Marx. Bu zehirleyici maddeleri yakalamış ve sihirbaz bir zencinin müridi gibi, bu dünyadaki hür milletlerin bağımsızlığını yok etmek için, bu zehirleri büyük dozda kullanmıştır. Ve bütün bunları kendi ırkının menfaati için yapmıştır. Hitler Marksizme baktığında her şeyden önce Yahudiliği görüyordu. Bu hem Marx'ın kendisi bir Yahudi olduğu için hem de Yahudiliğin değerleriyle Marksizmin değerlerinin benzerliği yüzünden böyleydi Hitler'e göre. Marksizm tabiat yasalarına uymuyor, aristokratik değerleri reddediyor, ırk ve millet gibi kavramları ortadan kaldırmaya çalışıyor, milli olan hiçbir şeyi tanımıyordu. Marksistler "millet"in kapitalist sınıfın bir uydurması olduğunu söylüyor, "vatan" için burjuvazinin işçiyi istismar etmek için kullandığı bir araç diyor, kanunların ise işçiyi ezmekten başka bir işe yaramadığını ileri sürüyorlardı.
Yordam Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Özellikle kapitalizmle birlikte Yahudilik tefecilikle ve sonra da finans sermayesiyle özdeşleştirilmiş, yaşanan sefaletin, yoksulluğun gerisindeki esas mekanizmanın kapitalizm olduğu görülemedikçe, Yahudiler suçlu ilan edilmişti. Bu durum elbette ki kapitalizmin de işine geliyordu. Yahudilerle ilgili olarak yazılan yazılarda, kitaplarda, dünyayı Yahudilerin yönettiği iddia ediliyordu. Yahudiler hem dünya sermayesini ellerinde tutuyor hem de komünistleri besliyorlardı. Gizli teşkilatlarıyla milletleri ve devletleri yıkmaya çalışıyor, bunun için komplolar kuruyorlardı. Hatta kimilerine göre Yahudiler çocukları kaçırıp kanlarını içiyorlardı. Yani ortaya tam bir şehir efsanesi çıkmıştı.
Yordam Kitap - Necmettin Erbakan ile ne kadar benziyor.
Araştırma-İnceleme
Hitler aynı zamanda bir sosyal-Darwinistti.
Herbert Spencer tarafından geliştirilen bu teori, doğada güçlü olanın ayakta kaldığı ve bunun aynısının toplumsal yaşamda da geçerli olduğu iddiası üzerine kuruluydu. Kitapta aynen şöyle yazmıştı Hitler: "Yaşamak isteyen dövüşmelidir! Her şeyin bir mücadele olduğu bu dünyada mücadeleyi reddeden yaşamaya layık değildir." Bu bakış açısından, dünya düzeni milletler arasındaki bir ölüm kalım savaşı, bir güç mücadelesi olarak görülüyor, dolayısıyla en güçlü olanın ayakta kalacağı, devlet politikasının buna göre belirlenmesi gerektiği iddia ediliyordu. Üçüncü unsur ilk ikisinin sonucu olarak ortaya çıkıyordu. Irkların ve milletlerin savaşı üzerine kurulu ve güçlü olanın ayakta kaldığı bir dünyada varlığını devam ettirmenin yolu savaştan geçiyordu. Bunun için Alman ulusu topyekun olarak bir ordu gibi hareket etmeli, askeri bir disiplin içerisinde yaşamalıydı. Birinci Dünya Savaşı'ndan ve sonucunda imzalanan Versay Antlaşması'ndan çıkarmaları gereken dersler vardı. Ve buradan dördüncü unsura geçiliyordu, Almanlar bir ordu gibi hareket ederek bir dünya gücüne dönüşecekler, Versay'ı yırtıp atacaklar, topraklarını ve yaşam alanlarını genişletecekler, aşağı ırkları kendilerine köle yapacaklardı.
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
Öjeni nedir?
Bu kavram sözcük anlamı itibariyle, "iyi doğan" anlamına geliyordu ve eski Yunancadan türetilmişti Ali. Kavramın mucidi İngiliz doğabilimci Francis Galton' du. Ojeni ilk başta, ırkın en iyilerinin, en güzellerinin, en zekilerinin birbirleriyle çiftleşmesi ve dünyaya iyi, güzel, zeki bebekler gelmesi anlamında kullanılıyordu. Buna "pozitif öjeni" adı verilmişti. Ancak zamanla ortaya bir de "negatif öjeni" fikri çıktı. Bu ise ırkın sağlıksız, zayıf, zihinsel ya da fiziksel engelli olanlarının üremesinin yasaklanması ve hatta ortadan kaldırılması anlamına geliyordu. Bu kimselerin hayatları "yaşanmaya değer" bulunmuyor ve öldürülmelerinin cinayet işlemek anlamına gelmeyeceği söyleniyordu. Ojeni fikrinin Nazizmle buluşmasına ceza hukukçusu Kari Binding ile tıp profesörü Albert Hoche vesileoldu. Bu ikili 1920 yılında Yaşanmaya Değmeyen Hayatı ' Ortadan Kaldırma Yetkisi adlı bir kitap yayımladılar. Kitabın temel sorusu "Yasal değerlilik niteliğini yitirip de varlığı artık kişinin kendisi için de toplum için de değer taşımayan hayatlar var mıdır?" şeklindeydi ve yazarlar bu soruya "evet" yanıtını veriyorlardı.
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme