Ûs

Naziler artık hükümetteydi ve Joseph Goebbels'in 1932'de günlüğüne yazdığı şey gerçek olacaktı. Ne demişti Goebbels, biliyor musun? "iktidarı bir kez ele geçirdiğimizde, bürolarımızdan cesetlerimiz çıkmadıkça onu asla teslim etmeyeceğiz."
Yordam Kitap
Siyaset & Politika
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hitler'e oy veren bir halk düşünün.
"31 Temmuz'da yapılan seçimlerden çok az kişinin beklediği bir sonuç çıktı ve Naziler birinci parti olmayı başardılar, 13.7 milyon oyla mecliste 230 sandalye kazanmışlardı. Bundan sonraki altı ay ise, yani Hitler'in başbakan olmasıyla sonuçlanan süreç ise pazarlıklarla, sokak çatışmalarıyla ve hatta araya sıkışan bir erken seçimle geçti. Kasımda yapılan seçimlerde Nazilerin oyları biraz azaldıysa da ve Hitler bir ara umutsuzluğa düştüyse de genel gidişat değişmedi, çünkü düzen açısından Hitler'siz bir hükümet imkansız hale gelmişti."
Yordam Kitap
Siyaset & Politika
"1930'da yapılan seçimlerde Naziler 6 milyon 400 bin oy aldılar ki bu toplam oyların yüzde 18.4'ü demekti. Bu oylarla da parlamentodaki 577 sandalyenin 107'sini aldılar. Sonraki iki yıl boyunca hem Nazi Partisi'nin üye sayısı artmaya hem de SA milisleri büyümeye devam etti; bir yandan da Hitler başta sermaye ve ordu olmak üzere düzen güçlerini kendine ve partisine güvenebilecekleri yönünde ikna etmeye çalışıyor, bunda da giderek daha fazla başarılı oluyordu. 1932 yılında ise yeni bir seçime, cumhurbaşkanlığı seçimine gidildi. Hitler, en güçlü aday olan mevcut cumhurbaşkanı Hindenburg'un karşısına çıktı. Hindenburg 84 yaşındaydı ve sağlık durumu da iyi değildi ama Hitler'i durdurabilecek tek kişi olarak görülüyordu. İlk turda Hindenburg yüzde 49.7, ikinci sıradaki Hitler ise yüzde 30.2 almıştı. Üçüncü sırada komünistlerin adayı Thalmann vardı."
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
Nihal Atsiz liked this.
Marksizmle ilgili neler söylüyordu peki? Sana önce Marx'la ilgili olarak ne yazdığını okuyayım. Şöyle diyor Hitler: Çürüyen bir dünyanın bataklığında, bir peygamber bakışının içinde, en zehirleyici maddeleri tanıyabilen tek insan olmuştur Kari Marx. Bu zehirleyici maddeleri yakalamış ve sihirbaz bir zencinin müridi gibi, bu dünyadaki hür milletlerin bağımsızlığını yok etmek için, bu zehirleri büyük dozda kullanmıştır. Ve bütün bunları kendi ırkının menfaati için yapmıştır. Hitler Marksizme baktığında her şeyden önce Yahudiliği görüyordu. Bu hem Marx'ın kendisi bir Yahudi olduğu için hem de Yahudiliğin değerleriyle Marksizmin değerlerinin benzerliği yüzünden böyleydi Hitler'e göre. Marksizm tabiat yasalarına uymuyor, aristokratik değerleri reddediyor, ırk ve millet gibi kavramları ortadan kaldırmaya çalışıyor, milli olan hiçbir şeyi tanımıyordu. Marksistler "millet"in kapitalist sınıfın bir uydurması olduğunu söylüyor, "vatan" için burjuvazinin işçiyi istismar etmek için kullandığı bir araç diyor, kanunların ise işçiyi ezmekten başka bir işe yaramadığını ileri sürüyorlardı.
Yordam Kitap
Özellikle kapitalizmle birlikte Yahudilik tefecilikle ve sonra da finans sermayesiyle özdeşleştirilmiş, yaşanan sefaletin, yoksulluğun gerisindeki esas mekanizmanın kapitalizm olduğu görülemedikçe, Yahudiler suçlu ilan edilmişti. Bu durum elbette ki kapitalizmin de işine geliyordu. Yahudilerle ilgili olarak yazılan yazılarda, kitaplarda, dünyayı Yahudilerin yönettiği iddia ediliyordu. Yahudiler hem dünya sermayesini ellerinde tutuyor hem de komünistleri besliyorlardı. Gizli teşkilatlarıyla milletleri ve devletleri yıkmaya çalışıyor, bunun için komplolar kuruyorlardı. Hatta kimilerine göre Yahudiler çocukları kaçırıp kanlarını içiyorlardı. Yani ortaya tam bir şehir efsanesi çıkmıştı.
Yordam Kitap - Necmettin Erbakan ile ne kadar benziyor.
Araştırma-İnceleme