Hayır, değildi elbette. Üstün ırk teorisi de, ırk saflığına ve sağlığına ilişkin teoriler de, yaklaşık yüz yıldır Avrupa' da dolaşımdaydı. "Beyaz adam" çoktan dünyanın dört bir tarafını zapt etmiş ve sömürgeleştirmişti. Sömürgeciliğe uygun tezler de yavaş yavaş yazılmaya başlanmıştı. Örneğin Arthur de Gobineau isimli bir Fransız soylusu 1850'lerde dört cilt halinde yayımlanan İnsan Irklarının Eşitsizliği Üzerine adlı kitabında, tarihin itici gücünün ırk ve ırkların arasındaki mücadele olduğunu iddia etmişti. Irkı belirleyen ise insanların deri rengiydi. Gobineau medeniyeti kuranın beyaz ırk olduğunu söylüyor, beyazları gücün, zekanın temsilcisi, siyahları tutkusuz, anarşist ve bireyselci, sarı ırkı ise çıkarın ve alçaklığın temsilcisi olarak nitelendiriyordu. Gobineau'nun ırkçılıkla ilgili yazdıklarının Almanya'ya taşınması ise Houston Stewart Chamberlain isimli başka bir ırkçı yazar sayesinde olmuştu. Chamberlain'a göre tarih "iyi"yi temsil eden Germenlerle, yani Almanlarla, "kötü"yü temsil eden Yahudiler arasındaki mücadelenin tarihiydi.