Ûs

Teorileri Hitler'e ait orijinal fikirler miydi?
Hayır, değildi elbette. Üstün ırk teorisi de, ırk saflığına ve sağlığına ilişkin teoriler de, yaklaşık yüz yıldır Avrupa' da dolaşımdaydı. "Beyaz adam" çoktan dünyanın dört bir tarafını zapt etmiş ve sömürgeleştirmişti. Sömürgeciliğe uygun tezler de yavaş yavaş yazılmaya başlanmıştı. Örneğin Arthur de Gobineau isimli bir Fransız soylusu 1850'lerde dört cilt halinde yayımlanan İnsan Irklarının Eşitsizliği Üzerine adlı kitabında, tarihin itici gücünün ırk ve ırkların arasındaki mücadele olduğunu iddia etmişti. Irkı belirleyen ise insanların deri rengiydi. Gobineau medeniyeti kuranın beyaz ırk olduğunu söylüyor, beyazları gücün, zekanın temsilcisi, siyahları tutkusuz, anarşist ve bireyselci, sarı ırkı ise çıkarın ve alçaklığın temsilcisi olarak nitelendiriyordu. Gobineau'nun ırkçılıkla ilgili yazdıklarının Almanya'ya taşınması ise Houston Stewart Chamberlain isimli başka bir ırkçı yazar sayesinde olmuştu. Chamberlain'a göre tarih "iyi"yi temsil eden Germenlerle, yani Almanlarla, "kötü"yü temsil eden Yahudiler arasındaki mücadelenin tarihiydi.
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hitler ne anlatılıyordu?
Ne anlatılıyordu peki Kavgam'da? "Hitler'in Kavgam'ı Üzerine Bir Analiz" adlı çalışmadan birkaç cümle okuyayım sana önce. Şöyle diyor yazar: "Kitap, savaş ve yenilginin travmasını yaşayan bir millete yeniden haysiyet ve bütünlük vaadinde bulunur; yolunu yitirmişlere yeni bir yol gösterir; karmaşık duyguları belirsizlikten kurtararak ket vurulmamış nefret olarak dışavurma olanağı tanır. Bunlara biyolojik temelli ırk hipotezleri üzerine kurulu bir düzen vizyonuyla 'kurmaca bir dünyanın ahengine' duyulan özlemin giderilmesi de eklenir.'' Bu söylenenleri biraz daha açalım. Hitler ve Nazizm üzerine çalışan başka bir önemli yazar Kavgam'da dört temel unsurun olduğunu söylüyor: - Irkçı bir tarih yorumu, - Sosyal Darvinist bir hayat ve doğa anlayışı, - Askeri hayat tarzı tercihi, - Almanya'yı bir dünya gücüne dönüştürme inancı.
Yordam Kitap
"Hitler 11 Kasım 1923'ten 20 Aralık 1924'e kadar yani bir yıldan biraz daha uzun bir süre cezaevinde kaldı. Kavgam da o sırada yazıldı. Hitler'le birlikte kırk Nazi daha cezaevine konmuştu ve cezaevi koşulları son derece rahattı. Hitler ve diğer Naziler cezaevini adeta parti binasına çevirdiler ve politik faaliyetlerine devam ettiler. Mahkumlara dışarıdan sürekli destekleyici mektuplar ve güzel yemekler gönderiliyordu. Rahat oldukları kadar moralleri de yüksekti. Hitler cezaevinde son derece düzenli bir hayat yaşadı, erken uyudu, erken uyandı ve zamanını gün içerisinde yapacağı işlere göre bölümlendirdi. Çok geçmeden de Nazi ideologlarından biri olan Rudolf Hess'e kitabını dikte ettirmeye başladı. Hitler söylüyor, Hess de bunları daktiloyla kağıda geçiriyordu. Hitler cezaevinden çıktığında kitabın yazımı büyük ölçüde bitmişti ve Kavgam'ın ilk cildi 1925, ikinci cildi ise 1926 yılında yayınlandı. Naziler iktidarı ele geçirmeden önce kitaptan 287 bin adet satılmıştı. 1945 yılına gelindiğinde ise satış adedi 10 milyonu bulmuştu. Hitler Kavgam'ın satışından 10 milyon marka yakın para kazandı ki bu o günün Almanya'sında ciddi bir servet anlamına geliyordu."
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
Ziya Gökalp de korporatistti, sınıf mücadelesini gizledi.
Corpus, Latince beden, vücut demek. İşte korporatizm de toplumu bir beden, bir vücut, organik bir yapı gibi gören bir düşünce anlayışı. Bu anlayışa göre, nasıl ki bir bedende organlar birbirlerini tamamlayıcı nitelikteyse ve ayrıca nasıl ki bir bedende her organ kendi görevini yapıyor, başka bir organın görevini üstlenmiyorsa, toplumun da böyle olması gerekiyor. Yani toplum ancak bir beden gibi hareket ettiğinde sağlıklı olabiliyor. Bunun milliyetçilikle birleşmesi ise "ulus"un bir beden, bütünsel bir varlık gibi görünmesini beraberinde getiriyor. Korporatizm hem liberalizmin hem de Marksizmin organik ulus anlayışını tahrip ettiğini ileri sürer ve kendisini kapitalizmin ve sosyalizmin dışında üçüncü bir yol olarak sunar. Bu anlayışa göre, liberalizm bireyi ve sadece kendi ekonomik menfaatlerini düşünen "homo economicus"u, yani "ekonomik insan"ı öne çıkararak ulusun bütünlüğünü bozarken, Marksizm de "sınıf çatışması"nı merkeze koyduğu için bu bütünlüğü bozmaktadır.
Yordam Kitap
Araştırma-İnceleme
"Hiçbir rejim sadece sopayla yönetemez, kitlelerin düşüncelerinin de yönetilmesi gerekir. Faşistler şiddeti temel yöntem olarak kullandılar ama iktidara geldikten sonra kitleleri faşizme düşünsel olarak da ikna etmeye çalıştılar. Halkın rejimle, partiyle ve devletle kendini özdeşleştirebilmesi, kendini faşist mekanizmanın parçası olarak görebilmesi için, az önce bahsettiğim faşist sendikalardan başka örgütlenmelere de gittiler. Özellikle gençleri gözlerine kestirmişlerdi."
Yordam Kitap