insan her yara aldığında, her terk edilişte ya da her hayal kırıklığında, parçalanmış kalbinin üzerine bir kat daha kalın duvar örüyor. ve sonra, o duvarların ardında dimdik ayakta kalmayı başarıyor. işte bu yüzden kendime kızgınım. çünkü hala ayaktayım. çünkü hala nefes alıyorum. çünkü hala "dayanıyorum." oysa düşmek isterdim, paramparça olmak... o acının, beni tüketmesine izin vermek... ama olmuyor. bir yanım hala bu yükü sırtlanıp taşımaya kararlı.
"fakat müzeyyen, beni hatırlamış olman canımı öylesine yaktı ki bir bilsen,
çünkü hatırlamak için önce unutmak gerekir.
senin beni unutmuş olmana katlanamıyorum."