Puan vermedi·216 syf.··
2025 105. kitabı
Kuru Kız o kadar hayatın içinden ki o kadar gerçek ki zaten Ayfer Tunç'un tüm kitaplarında bunu görmek, okumak mümkün. Okurken gerçektende öyle diyebiliyorsunuz, karakterler komşunuza, mahalledeki bir esnafa, ailenizden herhangi birine benziyor sanki o kadar tanıdık o kadar bizden. Adını bilmediğimiz mahallelinin ona sesleniş tabiri olan Kuru Kız lakabıyla tanıdığımız bir kadın kitap kahramanımız. Çok zayıf olmasından, ya da evlenmediği için üzerine yapışıp kalmış bir lakap. Kitap karakterimizin gerçek anlamda Dünya'nın sonundaki şehir olan Ushua'ya gitmesi ve buradaki yaşantısı ile başlıyor. Ilerleyen bölümlerde ise onu dünyanın sonuna iten olaylar zincirine tanık oluyoruz. Çevresindekilerin onu saf, cahil diye bilmesine rağmen o çok akıllı araştıran, okuyan kendisini geliştiren cesur bir kadın. Bu yönüyle bir çok kadına örnek olabilecek bir karakter…
Alıntı
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma
10/10
·90 syf.··
2019 97. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2019 00:33
On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında yayımlanmış bu kitabın bu kadar ufuk açıcı tespitler barındırması Schopenhauer'un gözlem yeteneğine olan saygınızı artırıyor. Hatta o kadar altı çizilesi tespit var ki tek tek yazmak gerekirse bütün kitabı kopyalamamız gerekir. Örneğin; Schopenhauer bilimin şimdi kanıtladığı partner seçiminde nelere neden dikkat ederiz sorusunu iki yüz yıl önce sadece gözlemleyerek fark etmiş ki Mendel'in kalıtım deneyinin bile öncesinde olduğuna dikkat çekerim. Darwin'den bile önce, doğanın güçlü birey yaratmayı tercih etmesi çünkü sadece güçlü olanın yaşamını devam ettirebilme gücüne sahip olması hakkında konuşmuş. Şimdilerde, neden çoğu kadının entelektüel erkekleri değil de hanzoları tercih ettiği sorunsalını da açıklığa kavuşturmuş:d Pederasti hakkında da, herkesin "sapkınlık" dediği yaşlı ve genç erkekler arası eşcinsel ilişkiye "eğer tüm yasaklanmalara rağmen ortaya çıkıyorsa bunda başka bir şey vardır" deyip bu konu hakkında tekrar düşünmüş ve şu sözlerle: Naturam expellas furca, tamen usque recurret (doğayı isterseniz tırmıkla sürüp atın, gene de geri gelir) bunun aslında doğanın -kötünün iyisi olarak- aldığı bir önlem olarak tanımlamış. Burada dikkat edilmesi gereken bunun doğruluğu yanlışlığı değil, bu adamın 1800'lü yıllarda bunu düşünmüş ve gerçeğe bu kadar yaklaşmış olması. Bugün bile eşcinselliğin doğaya karşı olsa evrimsel süreçte elenmesi gerektiğini, eğer hala varsa bunun doğa istediği için olduğunu ve doğanın da "muhtemelen" bir bildiği olduğunu anlatamazsınız. Bu kült eseri hakkını vererek okursanız aşk ve kadın erkek ilişkilerine bir daha eski gözle bakmazsınız diye düşünüyorum.
Felsefe
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Bordo Siyah Yayınları · 201216,8bin okunma