Bir insanın bir hayvana böylesine sevgiyle yaklaşması, ona gözleriyle, elleriyle, sabrıyla öğretmesi… beni çok etkiledi. Usta-çırak ilişkisini hep insanlar arasında düşünürdüm ama bu kitap bana gösterdi ki bazı ruhlar birbirini dil olmadan da eğitebilir. Bazen bir bakış, bir dokunuş, bir sabır, bir sessizlik bir hayatı değiştirebilir.
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma
Masal tadında bir eserdi ve verdiği tarih bilgileri kontrol ettiğimde çoğunun gerçek bilgi veya gerçeğe dayandırılmış güzel bir kurgu olduğunu gördüm bu da benim tarihî kurgu okurken en sevdiğim özelliklerden biridir yalnız yarısından sonra kitaba hacim yapsın diye konudan bağımsız küçük anektotlar eklenmiş ve bence eserin ahengini bozmuştur. Yani naçizane kitap normalde yarı hacminde olsa tam ayar olurdu diye düşünüyorum.
Mimar Sinan'ın mizaçları birbirinden farklı Nikola Davut , Dilsiz Yusuf ve Hintli filbaz Cihan isimli dört çırağı vardır. Bunlar birbirlerine haset etmesinler diye çalışmalarını birbirlerine göstermeleri ustaları tarafından yasaklanmıştır. İçlerinden Cihan bir gün dört erkek cesedi bulur. Çırak Cihan, sarayda gece duyduğu sesler üzerine girdiği bir odada öldürülmüş genç erkek cesetleri bulur ve bir duvar halısının arkasına saklanarak faillerden korunur ancak orada mahsur kalır. Bir gece bir ulak gelir ve koca Sinanı saraya çağırdıklarını söyler. Gittiği yerde aynı cesetlerle karşılaşan Sinan, içgüdüsel olarak kaldırdığı duvar halısının altında Cihan'ı bulur. Biraz sonra da Sultan Üçüncü Murat gelir. Babası Sarı Selim haremde ayağı kayarak ölmüştür. Bu cesetler de onun saltanatın bekâsı için öldürdüğü kardeşleridir. Sinan'dan daha önce babası için bir türbe yaptırmasını istemiştir ve şimdi de tüm bu cesetlerin de aynı yere gömüleceği bir türbe emri verir. Kaderin cilvesidir ki kendinin 19 oğlu da yine saltanat bekası uğruna yay kirişiyle boğdurulup aynı türbeye defnedileceklerdir.
Cihanın amcası üvey babasıdır. Annesini hamileyken dövüp hastalanıp ölmesine neden olur. Sıra Cihan'dadır ve 12 yaşındaki Cihan canını kurtarıp Çota isimli beyaz bir fille gemiyle İstanbul'a gelir. Aslında filin bakıcısı başka biridir ancak onu İstanbul'a getiren kaptan
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma
Mihrimah ismi "Güneş ve Ay" anlamına gelir.Efsaneye göre:Gece ve gündüzün eşitlendiği 21 Mart tarihinde (Mihrimah Sultan'ın doğum günü), Edirnekapı'daki caminin ardından güneş batarken,Aynı anda, Üsküdar'daki caminin ardından ay doğar.
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma
KARANFİLLER DE SOLAR
Bazı şiir kitapları okunur, bazıları ise insanın içine sessizce yerleşir…
Karanfiller de Solar tam da böyle bir eser.
Uğur Ünver, bu kitabında kırılmış insanların hikâyelerini, yarım kalmış umutları ve hayatın sessiz acılarını güçlü bir dille anlatıyor. Her şiirde biraz hüzün, biraz gerçeklik ve insanın kendinden bir parça var.
Bazı satırlar insanın kalbine ağır ağır dokunuyor, bazıları ise uzun süre zihinden çıkmıyor…
Hayatın sert tarafını şiirin inceliğiyle hissetmek isteyenler için güçlü bir şiir yolculuğu.
__________________________________________________
İçerisinde çok beğendiğim bir şiiri sizlerle paylaşmak istedim...
SON
Yazacak çok şey var.
Ama benim vaktim kalmadı ustam.
Beynimde yankılanıp savruluyor
Gariban kelimeler.
Avuçlarım kan revan.
Gönlüm buruk
Her şey eksik ve yarım yamalak.
Görüyorsun işte.
Dünya denen bu handa
Vedalar yakın, dostlar uzak.
Sayılı günler gelip geçiyor.
Vakit doldu.
Bu oda artık son durak.
Uçurum konu itibariyle bir dönemin İspanya'sında insanların yaşadıklarını konu alıyor. Franco dönemini anlatıyor açıkçası. Franco döneminde İspanya'nın insanlara dar gelmesi, bazılarının aileleriyle Arjantin'e göçmeleri. Sırf nefes alabilmek ve özgürlük için bunların hepsi.
Kitap politik bir roman gibi görünsede baş kahramanımız Mateo'nun başından geçen sevinç ve hüzünlerden oluşan psikolojik bir roman aslında. Çaresizlik, bazen umut, suskunluk, bazen liderlik, yalnızlık, kayıplar... Her türlü duyguyu beraber yaşadık. Ne yazsam eksik kalacak biliyorum.
Kitaptan çok etkilendim diyebilirim. Oturup biraz gülüp biraz ağlamak istiyorum. Tebrikler Serhat Kaya. Yine baş yapıt olabilecek bir kitap yazmış.
Bekleme Odası ve Uçurum harikulade iki kitap. Oliver Nathan ve Mateo Viento hiç unutamayacağım karakterler oldu.
Kitaptaki olay örgüsü kaneviçe işlemesi gibi Serhat Kaya tarafından işlenmişti. Okudukça örgünün yani olayların içindeydik. Bir okur olarak söyleyebilirim ki keyif aldım. Psikolojik romanları çok severim. Kalemini okumak bana keyif verdi.
Kitaptaki betimlemelere bayıldım. Cümleleri okudukça düşünüp bakakaldım diyebilirim. Bütün bunların altında zeki ve kıvrak bir zeka yatıyor söyleyeyim.
Bu okuduğum yedinci kitabı. Gün geçtikçe yaş alıyor pardon, yok yok gün geçtikçe profesyonelleşiyor kalemi.
Kitaplarınızı herkese tavsiye ediyorum. Ustam önünüzde saygıyla eğiliyorum.
“Tarihle insan ruhunu çok güzel harmanlayan, dostluk, aidiyet ve büyüme üzerine etkileyici bir roman. Akıcı dili ve duygusal atmosferiyle insanı içine çekiyor.”
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma