"Sen arşınlıyorken bambaşkaydı kaldırım üstünkörü geçmedi seninle geçirdiğimiz hiçbir saat.” I. Özel
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... BİR KURAN MUCİZESİ: 5 BİLİNMEZ AYETİ Yağmurun ne zaman yağacağı ve anne karnındaki bebeğin durumu/cinsiyeti de insanlarca asla bilinemeyeceği ortada olduğu için İslam alemince Lokman Suresi’nin 34.ayeti asırlarca üstünkörü bir yorumlama ile şöyle anlaşılmıştır: “Kıyametin ne zaman kopacağını, yarın ne kazanılacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, kişinin nerede öleceğini ve rahimlerdekini yalnızca Allah bilir.” Ancak geçen asırda meteoroloji ve tıp ilmindeki gelişmeler ilerleyip günler öncesinden yağmurun yaklaşık miktarı ve yağacağı zaman ile birlikte anne karnındaki bebeğin gelişimi ve cinsiyeti rahatlıkla tespit edilir olunca bu ayet üzerinde tartışmalar cereyan etmiştir. Bunun üzerine biraz daha dikkatlice okunduğunda ise yağmur zamanı ve anne karnındaki bebeklerin durumunu istisna edilerek ayetin aslında; “Kıyametin kopacağı zamanı, kimin yarın ne kazanacağını ve kimin nerede öleceğini YANLIZCA Allah bilir. Yağmurun ne zaman yağacağını ve rahimlerdekini de Allah bilir” şeklinde olduğu açıkça müşahade edilmiştir. SÜBHANALLAH! SÜBHANALLAH! METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, Sayfa: 43
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yavaşla kitabı sözlükçem
​ ​Azade: Bağımsız, serbest, kurtulmuş. ​Beis: Engel, sakınca, zarar. ​Bezirgan: Tüccar, alışverişle uğraşan kimse. ​Bayağılaştırma: Bir şeyi niteliksiz, sıradan veya değersiz hale getirme. ​Cendere: Sıkıştırma aracı; mecazen sıkıntılı, bunaltıcı durum. ​Cürüm: Suç, günah. ​Diğerkam: Başkalarını düşünen, özgecil, bencil olmayan. ​Dumur: Körelme, gelişememe, duraksama. ​Etnosentrizm: Kendi etnik grubunu veya kültürünü merkeze alıp diğerlerini ona göre değerlendirme (etnik merkezcilik). ​Hamasi / Hamaset: Yiğitlik, kahramanlık; coşkunluk ve heyecan (bazen aşırıya kaçan anlatım için kullanılır). ​Hasretmek: Ayırmak, özgü kılmak, birine veya bir şeye adamak. ​İğdiş: Bir şeyin özünü, niteliğini bozma veya etkisizleştirme. ​İkbal: İşlerin yolunda gitmesi, başarı, parlak dönem, yükselme. ​İkmal: Tamamlama, bütünleme, eksikleri giderme. ​İltica: Sığınma. ​İmge: Zihinde tasarlanan biçim, görüntü, hayal. ​İmtina: Kaçınma, çekinme, yapmamayı tercih etme. ​İstihdam: Çalıştırma, işe alma. ​İstihna: Bir şeye ihtiyaç duymama, gönlü tokluk, tenezzül etmeme. ​İstinat: Dayanma, güvenme, bir temele bağlama. ​İhtimam: Özen, dikkat, titizlik gösterme. ​Kisve: Kılık, kıyafet, dış görünüş. ​Körpe: Taze, yeni gelişmekte olan. ​Lümpen: Toplumun genel kültürel ve ekonomik düzeyine uyum sağlayamamış, yersiz yurtsuz veya sınıfsal kimliğini yitirmiş (genellikle aşağılayıcı anlamda). ​Maderşahi: Anaerkil (kadının egemen olduğu aile veya toplum yapısı). ​Malul: Sakat, bir hastalığı olan veya değeri düşürülmüş (hukukta). ​Maraz: Hastalık, illet; mecazen kötü huylu alışkanlık. ​Mefhum: Kavram. ​Meram: İstek, maksat, anlatılmak istenen.
Seni dünya gözüyle bir daha görmek! Bunu da nereden çıkardın? İçimde boşuna arama bulamazsın böyle bir isteğin kırıntısını. Bilmez idiysen öğren, duymadıysa iyi açılsın kulağın. Dünyadaki gözüme çarpmadın sen şimdiye dek. Üstünkörü geçmedi seninle geçirdiğimiz hiçbir saat. _İsmet Özel
Yapay zekayı kullanarak içerik üretmeyi denedim ve bilmiyorum yapay olanın kusursuzluğu ile insanın kusurluluğu arasında kaldığımda, ben hâlâ kusurlu olanı seçiyorum. Çünkü bazen bir harfin eğriliği ,cümlenin devrikliği, hatalı olusu , en doğru kurulmuş cümleden ve yazidan ve üstünkörü çizilmiş karalanmış bi resim tasarım ,bir resimden daha samimi gelebiliyor. Ben bunu gerçekten yaptım mı, yoksa sadece yapılmasına aracılık mı ettim? böyle hissediyorum bilemiyorum belki de yanlış hissediyorum:))
Van Gogh tribi
her şeye rağmen yaşamak her şeye rağmen küçük umutları köhne pazarlarda takas etmek yerine hakkımız olmasa bile büyük umutlar alma gayreti insan en nihayetinde isteyen taraf dram kokan günlerde zihnim daha berrak yaşamak, her şeye rağmen yaşamak yeryüzünün mahremine doğmak ne tuhaf üstünkörü ıstırabı köhne mutlulukla takas etmek kirlenmiş ellerini yeryüzünün efendisine açmak yaşamak, her şeye rağmen yaşamak sıradan yıllar için ne kadar tuhaf Fuat Adıgüzel
Alıntı