Başkaları için çalışıyor olsam bile kendim için de çalıştığımı unutmamalıyım. Bunu kendim uğruna yaptığım için üstünkörü yapmamalıyım. Bundan daha da önemlisi, çalıştığım anda da çalışmadığım anda da benliğimi kaybetmememliyim. Çalışma hayatım tatmin edici de mutlu edici de değilse, her günüm anlamsız ve acı verici ise, başka bir iş bulmam gerektiğini unutmamalıyım çünkü bana verilen tek hayatı yaşıyorum. 
Aynı millete, aynı sınıfa, aynı ideolojiye mensup insanlar arasındaki düşmanlık şaşırdığımız bir şey değil, artık insanlar arasındaki kopmaz bağlar bulunmasına, tutkunluğa şaşırıyoruz. İnsanlar arasındaki nefret ve düşmanlık da öyle gözde büyütülebilecek ciddiyette değil. Günümüzün insanı, birbirine açılmakta gösterdiği üstünkörü ilgiyi, birbirine kapanırken de temelsiz bir nefret haline dönüştürüyor. Bütün insanlar, ihmal edilmiş olmanın sıkıntısını içlerinde taşıdıklarından olacak, insanlarla münasebetlerinde donuk kalıyorlar.
Alex adını vereceğim kırk yaşındaki bir adamın hikâyesini ele alalım. Alex’in eşi Julia, onun cinsel tercihlerinde bir değişimin varlığını fark etmişti. Onu tanıdığı yirmi yıl boyunca ilk kez çocuk pornografisine ilgi duymaya başlamıştı. Üstelik öyle böyle bir ilgi de değildi bu. Bütün zamanını çocuk pornografisi sitelerine girip dergi toplayarak geçirmeye başlamış, bir masaj salonundaki genç bir kadından ilişki talebinde bulunacak kadar da ileriye götürmüştü işleri. Bu, daha önce kesinlikle yapmadığı bir şeydi. Evlendiği adamı artık tanıyamaz hale gelen Julia, ondaki bu davranış değişikliği karşısında korkmaya başlamıştı. Tüm bunlarla eşzamanlı olarak, artan baş ağrılarından şikâyet ediyordu Alex. Julia bunun üzerine onu bir aile hekimine götürdü, o da Alex i bir nöroloğa yönlendirdi. Uygulanan beyin taramasında beynin "orbitofrontal korteks”adı verilen bölgesinde büyük bir tümörün varlığı saptandı. Beyin cerrahları tümörü aldıktan sonra, Alex’in cinsel davranışları da normale döndü.Alex’in öyküsü, derin ve merkezi bir noktaya ışık tutmaktadır: Biyolojiniz değişince kararlarınız, istekleriniz ve tutkularınız da değişebilir. Doğal farz ettiğiniz güdüler (“Ben bir hetero/homosek- süelim,” “Çocuklar/yetişkinler beni çeker,” “Saldırgan/uysal bir yapım var,” vs.), aslında nöral mekanizmanın incelikli ayrıntılarıyla belirlenir. Bu tür güdüler merkezinde davranmanın genelde bir özgür seçim meselesi olduğu düşünülse de, kanıtlarla ilgili en üstünkörü inceleme bile bu varsayımın sınırlarını gözler önüne serer.
Bern beden eğitimi salonunun müdürü Clias'ın, 1815'te öğrencilerinden birinin elde ettiği sonuçları anlatış şekli, bedene yönelik bu yeni bakışı birkaç sözcükle özetler. Çocuk, zaman bakımından ölçülüp hesaplanan performanslar ortaya koyar: "Ellerinin gücü (beş ayda) ikiye katlandı; kollarıyla yerden üç parmak yükselip o şekilde üç saniye boyunca duruyordu; üç ayak öteye sıçrıyor, dakikada yüz altmış üç adım katediyor ve aynı zamanda omuzlarında otuz beş kiloluk bir ağırlık taşıyordu," bir yıl sonra, "altı ayaktan da öteye sıçradı ve iki buçuk dakikada beş yüz adım katetti." Üstünkörü saptamalar olarak görülebilirse de çok önemli bilgilerdir bunlar; ilk kez yalnızca performansların değil, bedensel yetilerin de karşılaştırılmasını ve evrensel ölçü birimlerine göre değerlendirilmesini sağlarlar.
Düzeltilen, Çalıştırılan, Yetkinleştirilen Beden/İşlenen Beden 19. Yüzyılda Jimnastikçiler ve Sporcular·Kitabı okudu
Üstünkörü tanıdığım insanlara tuhaf hikayeler yakıştırdığım, bütün kaderlerini kurduğum ve sonra rahatlıkla onları tekrar kendi dünyalarına, kendi hayatlarına terk ettiğim için mi gülümsüyorsun acaba? Yoksa aşka teğet geçen ve bir anda bu tatlı rüya bahçesini sonsuza kadar yitiren bu delikanlı için kederleniyor musun?