...acı bir tebessüm içinde "Hiç!.." derdi ve bu hiç, bu anlaşılmamış, anlaşılmayacak ruhun ümitsizliklerini, kendisince bile çözülemeyen, niteliği bilinemeyen o müthiş bulmacayı her lisandan daha anlaşılır ve etkileyici bir ifadeyle özetlemiş olurdu. Bu sonsuza kadar meçhul kalacak ruhun o karanlık dertleri öyle acıklı ve ezici bir hiçten ibaretti ki bu kelime, onun zehirlerle ölüyor sanılan tebessümünün içinde gizli bir derdin feryadıyla inleyen bu hiç, her şeyi söylemiş, her şeyi açıklamış oluyordu.