Batılı mevcut hedonistik bakış açısıyla, mutluluk arayışı listenin en üst sırasında yer alıyor. Ama acaba peşinde olduğumuz şey gerçekten mutluluk mu? Mutluluk tek başına, zor hayatlarımızın karmaşık sorunlarını çözmeye yetecek mi? 'Olumluyu düşün' propagandası, hayatın karmakarışıklığını ve onun içinde gizlenmiş olan elemi anlamaya yetmiyor. Hayatın derinliği karşısında plastik gülümsemeler tutmuyor. Terapistlerin, mutluluk cennetinden arsa satan tüccarlara dönüşmesi mesleğimizi bozuyor. Danışanların kendileri de artık bilmek zorundalar ki kozmetik değişimler, ruhun sarsıntılarla yepyeni bir anlayış ve kavrayışa ulaşmasının yerini tutmayacak.
Hayat boyunca türlü hayal kırıklıkları ve kayıplarla yüzleşiriz. Hayatı sadece pozitif duyguları görerek yaşayacağımız, acısız bir piknik olarak tasavvur edemeyiz. Böyle bir tasavvur, pek çok hayal kırıklığını da beraberinde taşıyacaktır. Daha iyi bir hayatın nasıl yaşanacağına dair psikolojik öneriler, çoğu zaman hayatın derinliğini yeterince kavramış olmuyor ve insanların eline sığ sloganlar tutuşturmaktan öte bir işlev görmüyor.
Benliğin kendini gerçekleştirmek üzere bedenini bir proje gibi değerlendirmesi, 'genç, güzel beden' imajının sarmalında, estetik cerrahinin ve tüketim kültürünün esareti altına girmeye yol açmaktadır.