Sıkıldım!! Yetoo!! Bugünkü dersten kaldık çünkü çok güzel çalışmadık. Ben çalışmadım çok uyarı aldım ama asla dinlemedim!! Ders çalışmaya alerjim var anlamıyorsunuz beni.. Bugün anamı arayıp ben okulu bırakıcam desem ağzıma sıçar. O yüzden paşalar gibi sınavıma girip kıçımın üstüne oturuyorum artık...
1000Kitap
Aldanmak ve aldatmak
Namaz, oruç, hac, Kur’an okumak; Allah ile kul arasındadır ve güzeldir. Hiçbir Müslüman bunların değerini küçümseyemez. Ancak hiçbir Müslüman da bu ibadetlerin, çiğnenen bir kul hakkını telafi ettiğini iddia edemez. Mazlumun hakkı, ne kadar fazla namaz kılınırsa kılınsın, ne kadar hacca gidilirse gidilsin, ne kadar oruç tutulursa tutulsun ödenmez. O hak ancak hak sahibine teslim edildiğinde, ancak helallik alındığında, ancak zulüm durdurulduğunda düşer. Klasik fıkhın bu konuda hiçbir tereddüdü yoktur. Masum insanların cezaevine atılması, sayısız düşman hukuku uygulaması, hak edilmeyen mahkûmiyetler, sürüncemede bırakılan dosyalar, uygulanmayan AYM ve AİHM kararları; bunların hiçbiri namazla, oruçla, hacla, Kur’an tilavetiyle örtbas edilemez. Dini, bir vicdani arınma yolu olmaktan çıkarıp bir vicdan uyuşturucusu hâline getirmek, bizzat dine yapılmış en büyük haksızlıktır. Ayrıca bu sadece aldanmak değil; aldanmaya devam edebilmek için kendini ve başkalarını sürekli yeniden aldatmaktır. Aldatmanın en tehlikelisi dinin diliyle yapılanıdır; çünkü o dil, kendisine inananı ikna ettiği gibi, başkalarının da uyanmasını geciktirir. Sayın Özkaya doğru söylemiştir. “Midede haram lokma olursa ne takva ne de fetva kurtarır.” “Haram ile abat olanın sonu berbat olur.” “Gönül gözü gerçeği göremez.” Bu cümleler bir vaaz olarak değil bir teşhis ve uyarı olarak okunduğunda, ilk muhatabı bizzat o sözlerin söylendiği bütün zemin olmalıdır. Bu sözleri söylemek kolaydır; bu sözlere göre yaşamak ise, bugün Türkiye yargısında, sahiden bir cesaret meselesidir. Alıntılanan sözler geriye dönüp bakıldığında iki yönlü bir belge olarak okunacaktır. Bir yandan, yıllardır giderek kötüleşen tablonun en üst düzey yargıçlar tarafından da açıkça tekrar edilmesi bakımından bir kayıttır. Öte yandan,
Alıntı
Reklam
Ezgi Akgül(@fosyolojik)
Karşı tarafın manipülasyonunu, kabalığını 'ama o da zor bir çocukluk geçirmiş, annesi ekmeğine az salça sürmüş' falan diye aklıyoruz. Uyarı işaretlerini romantize etmek, kendi değerini yerlere sermenin en kılçıksız yoludur. İnsanın devinim için öfkeye ihtiyacı var biz fazla empatız.
Hayata Dair
Gafil gezme şaşkın ölmemeye çare mi var...
Part 2 - İslam'ın Arefesi
"Her şey ancak bu kadar kötü olabilir!" dedirtecek türden bir karanlığın ortasındayız. İmparatorluk, tarihçilerin deyimiyle "0. Dünya Savaşı" diyebileceğimiz bir savaşın tam ortasına düşmüştü. 602 yılında Sasanilerle başlayan ve 26 yıl boyunca Mezopotamya’dan Anadolu’ya kadae uzanan bu korkunç savaş, kadim iki süper gücü birbirinin gırtlağına sarılmış bir şekilde uçuruma sürüklüyordu. ​Persler, Romalıları art arda ağır yenilgilere uğratmıştı. 614 yılında Kudüs'e girdiklerinde sadece altın değil, Hristiyan dünyasının kalbini de söküp aldılar; Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğine inanılan, Roma’nın en büyük manevi dayanağı olan "Gerçek Haç"ı ve kutsal emanetleri çalıp kendi topraklarına kaçırdılar. 619’da Mısır’ın tahıl depoları Perslerin eline geçmiş, 622’ye gelindiğinde ise Persler Konstantinopolis’in karşı yakasına, Kadıköy'e kadar işgal etmişlerdi. Surlara ise Avarlar dayanmıştı. Şehrin içinde tam bir kıyamet havası hakimdi. Roma’nın cenaze marşını çalıyordu. Slavlar Trakya’yı yağmalıyor, Avarlar surları kuşatıyor, Persler ise boğazın karşısına geçmeye çalışıyorlardı... Roma’nın sonu gelmişti. ​Peki durum gerçekten bu kadar vahim miydi? Dışarıdan bakıldığında evetti ama iyi bir göz önemli bir ayrıntıyı fark edecektir, fark etti de. Aslında bakılırsa Persler ülkelerinden uzaklaşarak ilk kumarı oynamıştı. Pers ordusu, başkentlerinden binlerce kilometre uzaktaydı ve bu ikmal hattı, bir ağdaki en zayıf bağlantı gibi kırılgandı. Ve en önemlisi Romalıların müthiş bir avantajı vardı: Donanma Gücü. Sasanilerin bir tane bile gemisi yoktu. Onlar karanın efendisiydi, ancak denizler hala Roma’nındı. ​Herakleios, patrikle anlaşıp kilisenin altınlarını, hatta meydandaki heykelleri bile eritip para bastı. Paraların üzerine "DEUS ADIUTA ROMANIS" yani "Tanrım, Romalılara yardım et"
Din
1000Kitap'ın son dönemde getirdiği güncellemeler ve platformun genel işleyişinde yaşanan bitmek bilmeyen teknik aksaklıklar cidden sabır sınırlarını zorlamaya başladı bir sosyal medya platformunun en temel, en birincil amacı kullanıcılar arasındaki etkileşimi artırmak ve iletişimi en kolay hale getirmektir ama şu an uygulamanın yaptığı her hamle resmen bu amaca tamamen ters düşüyor... günde belirli sayıda kişiyi etiketleme kısıtlaması getirmek hangi mantığa sığıyor acaba, bunu cidden birinin açıklaması lazım şaka gibi ama platformda bir sorun yaşadığımızda durumu bildirmek için 1000Kitap destek ekibini bile etiketleyemiyoruz, önümüze uyarı metni çıkıyor önceden son derece akıcı, sorunsuz ve topluluğun rahatça iletişim kurabildiği o sistemin, her yeni güncellemede gün geçtikçe daha hantal, daha kısıtlayıcı ve insanı yoran bir yapıya bürünmesini hayretle izliyorum cidden bunun da ötesinde, telefonumuza veya profilimize bildirim gelmesine rağmen iletilerin altındaki yorumların görüntülenememesi, sayfayı defalarca yenilesek bile yorumların tamamen kaybolması gibi saçma sapan sistemsel hatalar buradaki samimi okur topluluğunu doğrudan baltalıyor ve insanı uygulamadan tamamen soğutuyor 😭 bizler buraya kitaplar hakkında konuşmak, okuduklarımızı paylaşmak için geliyoruz ama uygulama getirdiği bu anlamsız kurallarla resmen önümüze duvarlar örüyor o yüzden paylaşımlarıma gelen o güzel yorumlarınıza ve sorularınıza anında geri dönüş yapamazsam, bunun tamamen benimle değil 1000Kitap platformunun bu teknik yetersizlikleri ve can sıkıcı buglarıyla alakalı olduğunu bilmenizi isterim kesinlikle bilerek bakmamazlık yapmam , o yüzden yaşanan bu saçma aksaklıklardan dolayı hepinizden çok özür dilerim 😭😭 umarım platform yönetimi ve geliştiriciler kullanıcıları canından bezdiren bu
1000Kitap Eleştri
Reklam
Reklam