Bir Ada Hikayesi Dörtlemesinin İkinci Kitabı
10/10
·508 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Zorunlu göçten kaçan insanların yeni bir hayat kurma çabası ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. “Deniz öyle durgun , öyle durgundu ki , karıncalar su içerdi “ Elimden bırakamadığım , destansı anlatımına hayran olduğum , betimleme zenginliğinde kaybolduğum kitaptır
Karıncanın Su İçtiğiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20235bin okunma
Adem ve Havva Günlükleri
10/10
·96 syf.··
2026 52. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:53
Mark Twain’in kalemini daha önce de sevmiştim ama bu kitapta ona bir kez daha hayran kaldım. Çünkü o, okurunu kahkahalarla güldürürken bir sonraki satırda hiç fark ettirmeden kalbinin en hassas yerine dokunmayı başarıyor. Mizahı hiçbir zaman gösterişli ya da kaba değil; ince, zarif ve zekice. Tam da bu yüzden okurken sık sık gülümsedim, bazen de aynı gülümsemenin içinde buruk bir hüzün yakaladım. Kitabın en sevdiğim yanı ise Âdem ile Havva’nın dünyaya çocuk saflığıyla bakmalarıydı. Acıyı bilmeyen, ölümü tanımayan, doğruyla yanlışı ayıracak “ahlak duygusuna” henüz sahip olmayan iki insan… Ölümü uzun bir uyku sandıkları bölümler hem yüreğimi burktu hem de tarifsiz bir masumiyet taşıyordu. İnsan, ölümün ne olduğunu bilmeyen birinin onu güzel bir uyku gibi karşılamasına üzülmeden edemiyor. Şeytan karakteri de kitabın en etkileyici taraflarından biriydi. İlk bakışta alışılagelmiş kötücül figürden çok uzak; aksine sorgulayan, açıklayan, kimi zaman alay eden ama çoğu zaman da yol göstermeye çalışan bir bilge gibi duruyor. Havva’ya acıyı, ölümü, ahlakı ve insan olmanın ağırlığını anlatmaya çalışırken aslında okura da sessizce ders veriyor. Onun sözleriyle yalnızca karakterler değil, biz de düşünmeye başlıyoruz. Mark Twain’in en büyük başarısı bence tam burada yatıyor. En ağır felsefi meseleleri bile didaktikleşmeden, mizahın sıcaklığıyla anlatıyor. Okuru yormuyor; aksine eğlendirirken düşündürüyor. Gülümserken bir anda kendinizi hayat, vicdan, ölüm ve insan doğası üzerine düşünürken buluyorsunuz. İşte Twain’in kaleminde en çok sevdiğim şey de bu oldu: İnce ince eğlendirerek dokunan, okurun ruhuna fark ettirmeden yerleşen o zarif anlatım. Âdem ile Havva’nın Günlükleri benim için yalnızca yaratılış hikâyesinin farklı bir yorumu değil; insan olmanın, öğrenmenin, sevmenin,
Âdem ve Havva'nın GünlükleriMark Twain · Türkiye İşbankası Kültür Yayınları · 20247,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·312 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:44
Kitabı okurken o sayılar,tekrarlayan tikler,kafa karışıklığı ben delireceğim sandım.Yazarın bunu anlatırken bunu o denli başarılı hissettirebilmesi ve etkileyebilmesi gayet güzeldi.Sonunda güzel bir ters köşe olması da kitabın sürükleyiciliğini sonlara doğru güzelleştirdi.Yazarın diğer kitaplarını da kısa sürede denemeyi düşünüyorum.
Uyku YokSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 202687 okunma
Tanrı’yı Yargılayan Bir Roman
7/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2026 163. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:40
Bazı kitaplar hikâyesiyle etkiler, bazıları ise sizi kendi inançlarınızı, doğrularınızı ve adalet anlayışınızı sorgulamaya iter. Kabil, benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Bu, Jose Saramago’dan okuduğum ikinci kitap. İlk olarak Körlük’ü okumuş ve yazarın insan doğasına dair cesur bakış açısından oldukça etkilenmiştim. Kabil ise bunu bambaşka bir noktaya taşıdı. Roman, Habil’i öldürdükten sonra zaman ve mekândan bağımsız bir yolculuğa çıkan Kabil’in gözünden ilerliyor. Kabil; Nuh Tufanı’na, Lut kavminin helak edilişine, İbrahim’in oğlunu kurban etmeye götürülüşüne ve Eski Ahit’teki birçok olaya bizzat tanıklık ediyor. Ancak bu tanıklıklar, kutsal metinleri tekrar etmek için değil; onları sorgulamak için var. Kitap boyunca beni en çok düşündüren nokta, Tanrı’nın insanlığı defalarca yok etmeye karar vermesi oldu. Nuh Tufanı’nda ya da Lut kavminin helakinde yalnızca suçlular değil, henüz hiçbir günah işlememiş masum çocuklar da ölüyor. Saramago tam da burada okuyucunun zihnine rahatsız edici ama güçlü bir soru bırakıyor: Mutlak adalet dediğimiz şey gerçekten adalet mi? Kabil de yaşananları gördükçe yalnızca Tanrı’yı değil, kendi yaratılışını da sorgulamaya başlıyor. Tanrı’nın bu denli acımasız ve adaletsiz göründüğü bir düzende insanın yeri nedir? Romanın en etkileyici yanı, bu soruları cevaplamaya çalışmaması. Okuyucuyu kendi vicdanıyla baş başa bırakması. Kitapta altını çizdiğim onlarca cümle oldu. Bunlardan biri de şu: “Nedensiz sonuç olmayacağı gibi, sonuçsuz neden de olmaz.” Bu cümle yalnızca romanın değil, hayatın da özeti gibi geldi bana. Saramago’nun üslubunu artık daha iyi anladığımı hissediyorum. Herkesin cesaret edemeyeceği soruları soruyor; bunu yaparken de okuyucuyu kışkırtıyor ama düşünmeye de zorluyor. Belki de onu farklı yapan tam
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
10/10
··
19 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:45
Elimden düşürmeden okuduğum bir kitap oldu, din tarihi anlatımının sorgulanması kadar sevdiğim bir diğer şey ise Saramago’nun zaman akışında oynayarak Kabil’i zamanda bir ileri bir geri götürmesiydi, kitabın akışı bence bu kadar referansa rağmen hiç bozulmadan ilerliyor. Kitabın merkezi temalarından bazıları ilahi adalet anlayışının sorgulanması, kazananın tarih anlatısı algısının sorgulanması ve genel olarak dini figürlerin provokatif bir şekilde ele alınması. Bahsi geçen kişi ve olaylara kutsal gözüyle bakmak yerine mitolojik anlatı olarak bakıldığında çok keyifli bir yeniden ele alış biçimi. Zaten kitap kurgu olduğu için buna kutsal değerlere hakaret gözüyle bakmamak da gayet mümkün. Yorumların üzerine Han ve Nuh’la ilgili ensest kısmı araştırdım, Eski Ahit’te çok örtük bir şekilde anlatıldığı için çeşitli dönemlerde bu olayı böyle yorumlayan teologlar da varmış. Saramago’nun anlattıklarının gerçekliği yönünde bir iddiası zaten yok, ama hiç araştırmadan yazıyor diyenlerin belki biraz daha çeşitli kaynaklardan faydalanması gerekiyordur.
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2026 108. kitabı
Öncelikle belirtmeliyim ki uykuyu hiç bu kadar katmanlı düşünmemiştim. Yazar Theresia Enzensberger uykuyu biyolojik bir süreç ve bir dinlenme eylemi olarak ele alıyor evet, fakat bunun arka planını son derece siyasi, felsefi ve toplumsal bir fonla besliyor. Kendisi de uykusuzlukla boğuştuğu için meseleye sadece teorik yaklaşımlarla bakmayıp, uykuyu bireysel bir durumdan ziyade kolektif bir sosyal dert olarak masaya yatırıyor. Kitap tam dokuz bölümden oluşuyor. Uykunun hafif evrelerinden başlayıp rüyaların sahneye çıktığı REM evresine kadar felsefi bir hat üzerinde ilerliyoruz. Sayfalarda kuru bir anlatım yok; satır aralarına serpiştirilmiş makale alıntıları ve yazarın kendi uykusuzluk anıları eşlik ediyor bize. Alman bir yazar olduğu için örnekleri Almanya özelinde temellendirse de bunları evrenselleştirerek bugünün dünyasına kolayca genelleştirebiliyor. Özellikle pandemi döneminden verdiği örnekler, uykusuzluğun modern dünyada nasıl bir toplumsal krize dönüştüğünü çok iyi özetliyor. Dokuzuncu ve son bölümde okurunu hoş bir sürprizle uğurlaması ise çok hoştu. Kitabın benim için en keyifli yanı, uykuyu kendi çalışma alanımla ilişkilendirebilmem oldu; bu yüzden benim adıma çok ama çok doyurucu bir okuma oldu. Gecenin huzursuzluğunu, diş gıcırdatmalarını alıp sanata, edebiyata ve sosyal bir eleştiriye dönüştüren, son derece başarılı bir çalışma. Ayrıntı Yayınları'nın #minikitaplardizisi’nden çıkan "Uyku" meraklısına içtenlikle tavsiyemdir.
UykuTheresia Enzensberger · Ayrıntı Yayınları · 20261 okunma