Kadınların hovardalığını çekmek zorunda mıyız? Bu uyuşuk toplum hiçbir şey yapmayacak mı bu adaletsizlğe karşı hep Allah'a havale edip oturacak mı?
Uzanmış yatağında, ayaklarını sallayarak Das Kapital (konu hakkındaki ilk eline aldığı kitap :) ) okuyor.Sanırsın aşk kitabı okuyor. Tabi okumadan önce yorumlara bir bakıyor. Zor kitap, anlaması zor bilmem ne de bilmem ne. Okumasam mı acaba diyor önce de sonra zor olması daha iyi değil mi ki diyor? Demek ki kitap bir şeyler öğretiyor diye düşünüyor. Hem kafasını zorlamış olur. Uyuşuk kafası açılır belki. Hem zaten bu en ana kitaplardan değil miymiş bu konu hakkındaki? İslamı kafasında şekillendirirken Kur'an okumamış mıydı? E bu da öyle bir şey olur belki... He he aynen, öyle olur! Zaten bu kişi de önemli bir figür diyip başlıyor okumaya. Beş sayfa, on sayfa, on beş sayfa, yirmi sayfa, yirmi beş sayfa... Otuzu gördü mü emin değilim. Pes ediş kendini belli ediyor. Bırakıp başka diyarlara uçuyor. Sonra zamanlar geçiyor ve bu defa bakıyor ki alfabesi varmış bu konunun, yordam sağ olsun. Onu okuyor. Evet bazen alfabeler vardır. Bazı alfabeler vardır. Bizim ihtiyaç duyduğumuz gerekleri bize ihtiyaç duyduğumuz şekilde anlatan alfabeler vardır. Onlardan yana gidelim önce. Önce onlardan yana gidelim ki, başka alfabeler de katabilelim bünyemize. Bu alfabe işi de sıvı bir iştir. Dönüşür. Dönüştürülür. Sadece yordam noktasından bakılmaz işe. Alfabeler önemli. İnsan misal olarak kendi ruhunun alfabesini bir miktarca çözemeden nasıl dünyayı, çevresini, kişileri, güzellikleri anlayabilir ki? Kendi alfabesini hissetmeyen kişi katamaz ki kendine öteki şeyleri. Düşünür ama yapmaz. Çünkü alfabesini hissetmiyordur ki. O yüzden insan ilk önce kendi azını bulacak. Bu ne mi demek? Yine ve yeniden Hakan Günday... ''AZ…Küçük bir kelime, büyük bir roman. Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
​Müslüman dünyasının bugünkü dramı askeri ya da ekonomik bir yenilginin değil, bilinçteki bu bütünlüğün parçalanmasının bir sonucudur. İslam, soyut bir inanç alanına hapsedilip hayattan, bilimden ve adaleti inşa etme iddiasından koparıldığında atıllaşmış; bu atalet de toplumu kaçınılmaz bir geri kalmışlığa sürüklemiştir. Bir toplumda İslam gerçekten uygulanıyorsa, o toplumun medeniyet sahnesine çıkması bir "tercih" değil, dinin doğasından kaynaklanan matematiksel bir zorunluluktur. Çünkü Kur'an, insanı uyuşuk bir kul olarak değil, dünyayı bilimle imar edecek bir yeryüzü halifesi olarak konumlandırır
1000Kitap
bir uyanış istemiyorum, uyanışların keskinliğinden hazzetmiyorum, belki de tembellikten. ama bana en çok gerekenin bu olduğunu da biliyorum, hayatı yarı uyuşuk sadece geçiştirirken
Kötülüğe tahammül edemiyorum. Çünkü kötülük eğitilmez. Çünkü kötülük, ışık almayan bir yerdir. Çünkü kötülük, empati alışverişinin olmayışından kaynaklı uyuşuk, tembel ve hareketsiz; suçlayıcı bir lisanı olan, en çok da ben odaklı bir yerdir. Çünkü kötü insanlar yüzeyseldir. İyilere tahammül edemezler ve sesleri gök gürültüsü gibidir. Bir tabeladan ibarettirler. Etiketlere takılırlar. Bunlara “bakan kör” diyebiliriz. Çünkü güçlü olana değil, zayıf olana saldırırlar. Çünkü kendi kendilerine ahlak dağıtırlar. Vicdan pozu verirler. “İyi bir insanmış gibi” davranma kaygısı güderler. Zengin hayatların güzellemelerinde yerlerini alır, methiyeler dizerler. Aynı sahte döngüde devam ederler. Fetiş pozların klişesine düşerler. Eylem ve söylemleri farklıdır; tutarsızdır. Eleştirdikleri her şeyin stepnesidirler. Bugün kötülüğü hayra mı yoralım? Midem almadı. Hoş bir hususiyet de eksilmek. Eksilmeden çoğalmıyor insan… Tayrkn
Allah'ım nolur gönlüme inşirah ferahlığı ver.Günlerdir içimde yanan orman gönlümü çaresiz bıraktı.5 dikişlik olan parmağımın içindeki cam kırıklarını bayılmadan suda temizleyip kanını azalttım da.Dikişi bitmiş uyuşuk parmakla hala ağlıyordum sedyede...Kalbimdeki can kırıklarını çıkaramadım... Kahroldum, en çokta ilişki içinde mutlu olması için didinip durduğum insanın."Ben, sen hayatıma girmeden önce daha mutlu bir insandım .Ayrıldım ben senden ayrılmak istiyorum."deyişine...Benim gücüm bunu toparlamaya yetmedi ,Allah'ım sana havale ediyorum... Ve kalbimi sana emanet ediyorum.
İnsan ve Duygular