8/10
·304 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 21:37
Kitabı okurken şöyle bir duyguya kapıldım; Bu herifler öğreti, pozitif düşünce ıvır zıvır diyerek Maelle kardeşinden faydalanıyor sanki. Valla kitabın sonuna kadar böyle bir his hakimdi bana. Recep İvedik gibi görünmek istemem ama gerçekten böyle bir durum yok muydu sizce de, Matteo mudur nedir İtalyan'a biz bu ablayı yapalım hissi aldım. Şaka bir tarafa kitap fena değildi. Birkaç yerin altını çizdik, beğendik falan. Ha ekstra bir özellik var mıydı kitapta, bence yoktu. Sıradan bir Nepal öğreti kitabı. Baş karakterin yolculuğu falan aşırı fake, inandırıcılıktan uzak bir sürüklenme var. Sevenine saygım sonsuz ama benim için özel bir kitap değildi.
Edebiyat
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,2bin okunma
7/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Gustave Flaubert’in Saf Bir Yürek adlı eseri, dışarıdan bakıldığında oldukça sade bir hikâye gibi görünse de, içinde derin bir duygusal ve insani trajedi barındırır. Hikâye, hizmetçi Félicité’nin yaşamı etrafında şekillenir ve onun sadakat, sevgi ve kayıplarla dolu hayatını anlatır. Félicité karakteri, “saflık” kavramının edebiyattaki en güçlü temsilcilerinden biridir. Hayata karşı beklentisi düşük, ama sevgisi son derece yoğun ve içtendir. Özellikle insanlara, hayvanlara ve hatta inancına duyduğu bağlılık, onun dünyasını anlamlı kılar. Ancak bu saflık, aynı zamanda onun yalnızlığını ve kırılganlığını da beraberinde getirir. Flaubert’in dili oldukça yalın ama etkileyicidir. Abartıya kaçmadan, günlük hayatın içinden bir kadının iç dünyasını çok güçlü bir şekilde yansıtır. Bu yönüyle eser, klasik realizmin önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir. Kitap, büyük olaylardan çok küçük anların ve duyguların önemini vurgular. Félicité’nin hayatı boyunca yaşadığı kayıplar, okuyucuda hem hüzün hem de empati duygusu uyandırır. Özellikle son bölümlerde dini sembollerle birleşen anlatım, karakterin iç dünyasını daha da derinleştirir. Sonuç olarak Saf Bir Yürek, gösterişten uzak ama duygusal açıdan oldukça yoğun bir eserdir. İnsan sevgisi, bağlılık ve yalnızlık temalarını sade bir hikâye üzerinden güçlü bir şekilde anlatır. Kısa olmasına rağmen uzun süre etkisini hissettiren bir kitaptır.
Saf Bir YürekGustave Flaubert · Can Yayınları · 20193,517 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Narsist birey
Puan vermedi·187 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
112 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 03:22
Kitaba ayrı bir değerlendirme yapmak istiyorum zaten ama yalnızlık kısmında narsist birey ayrı bir değerlendirme konusu fikrimce... "Çocuk, duygusal ihtiyaçlarının doyurulmaması ya da aşırı doyurulması sonucu kendi benliğinin sınırlarını oluşturamazsa, diğer insanları da kendilerine özgü ihtiyaçları olan varlıklar olarak kabul etmeyi öğrenemez. Böyle bir durumda çocuk için diğer insanlar, kendi benliğinin bir uzantısı gibidir. İlişkiler kurabilen bir insan olarak yaşamını sürdürür ancak bu ilişki, maskelenmiş bir yalnızlığın anlatımıdır ve narsisizm sözcüğüyle adlandırılır. Narsist kişi görünürde diğer insanlarla ilişki halindedir ama bu gerçek bir ilişkiden farklıdır. Başka bir deyişle, bir diğer insanın gerçeklerini anlamaya çalışmayı ve bu doğrultuda davranmayı gerektirir. Oysa narsist bir insan için başka bir tür ilişki kurmayı öğrenememiştir, dolayısıyla seçeneği de yoktur. O, kendi boşluğunu bir diğer insanla gidermeye çalışır ve bunun sevgi olduğuna inanır. Narsist bir kişi, bir yandan kendisine hayranmışçasına davranır, öte yandan da kendisinden aşağılık duyguları yaşar. Çevresindeki insanlara sürekli kusur bulur ve onları küçümser. Aslında küçümsediği kendi gerçek benliğidir. Karşısındaki insanlara kendilerini değersiz hissettirirken, kendi narsisist eğilimleri olan insanlarla daima birbirlerini bulurlar. Çünkü özerk ve bireyleşmiş bir insan bu tür bir ilişkiyi zaten sürdüremez. Karşısındakini gerçekten duyamazlar. Söylediklerinin karşı tarafta nasıl bir etki yarattığına aldırmadıklarından ve onların anlattıklarını anlamaya çalışmayarak salt kendi bakış açısından değerlendirdiklerinden, böyle bir insanla gerçek bir diyalog kurulamaz. İlişkileri, iki taraf biçimindedir. Her biri ne dediğini diğerinin anlamış olduğunu farz ederek kendi monoloğunu söyler ve
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,6bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 29. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 14:16
Fransa’da yaşayan bir aileye engelli olarak dünyaya gelen bir bebeğin dahil olmasından sonra ailenin yaşadığı değişimi bahçedeki taşların dilinden dinliyoruz. Göremeyen,konuşamayan,gelişemeyen ve yakında öleceğini bildiğiniz bir bebek. Yazarın kibar ve nahif anlatımıyla, az kişi ve mekan sayısıyla tek solukta okunacak bir roman. Kendisi kısa ama sizin üzerinizde bıraktığı etki büyük olan bir eser. Kitap üç bölümden oluşuyor. Ağabey, kız kardeş ve sonuncu. Hepsinin iç dünyasında yaşadıkları farklı. Farklı sebeplerden farklı kişilere karşı üzüntü besliyorlar ama hepsinin ortak noktası keder. Ağabeyde bir insanın bir insana ne kadar bağlanabileceğini, onu kaybettiğinde ise nasıl kendi kabuğuna çekileceğini görüyoruz. Bir daha o acıyı yaşamamak için herkesten uzak durmak. Abla ise abisiyle arasına girdiğini düşündüğü bebeğe karşı kıskanç. Kıskançlığın “acıma” duygusunu bile gölgeleyebildiği bir karakter. Ve sonradan hayatlarına dahil olan diğer çocuk “sonuncu” Ölen bebeğin yapamadığı her şeyi yapan bir bebek. Abisinden görmediği ilginin peşine düşen, kendisinden önce yaşamış bebekle iletişim kurmaya başlayan bir kardeş. Finalde abisiyle yaşadıkları kitaptaki tek mutlu an olabilir. Her karakterin ayrı bir hüznü var. Çocuk,abi,abla ve sonuncu. İnsan hangisine üzüleceğine karar veremiyor ama beni en çok etkileyen çocuğun ölümünden sonra abisinin cümlesi oldu. “Her yere senin izlerini bırakacağım.”
Mütalaa
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,638 okunma
spoi vardır
6/10
·314 syf.··
2026 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:56
Rapunzel uyarlaması ve ben bunu Rapunzel’den daha çok beğendim. Küçükken Rapunzel’i izlediğimde kıza çok kızardım. “Sen bir kraliyet üyesinin tek prensesiymissin, nasıl serseri, ne olduğu belli olmayan Flynn ile olursun?” diye düşünürdüm. Burada Allah’tan kraliyet olayı yoktu. Çünkü benim bu düşüncem apayrı bir şerefsizlik. Aslında 8 puan verecektim, aklımdaki puan oydu. Bazı yerlerde sıkıp uzatılsa da sonuçta bir uyarlama kitabı olduğu için çok sorgulamadım. Bizim oğlanın dinlemeden etmeden gitmesine de çok kızamadım Ren’e. Çünkü hepsi izlediğim şeyle aynıydı; tek fark modern bir dünyada geçmesi ve ufak değişikliklerdi. 2 puan kırıp 6 puan vermemin nedenlerinden biri, açıkçası Gloria ile Ren arasında bir yüzleşme beklememdi. Bir de Gloria’nın dilinden dinleseydik olayın iç yüzü bize daha etkili yansırdı. Ortada kulağa şaka gibi gelen ama aslında aşırı iğrenç ve korkunç bir olay var. Böyle bir şey yaşadığımı düşünmek bile beni dehşete düşürüyor. Anne babasının üvey olmasını geçtim, isimlerinin bile farklı olması ve Ren’in bunu bir anda, çok kötü bir şekilde öğrenmesi… Sonrasında gelişen olaylar aşırı korkunç. Kızın hayatı zaten her şeyden uzak geçmiş; dünyaya karşı sıfır bilgi birikimi var. Annesi ve babası olarak bildiği insanlardan başka kimseyi tanımıyor. Tanıdığı çok az insan da ailesiyle birlikte merkeze gittiğinde uğradıkları dükkân sahipleri. Hayatında hiç telefon görmediği, herhangi bir teknolojik aletle temas etmediği için Ren’in dünyası minnacık. Ama o küçük dünyasından inanılmaz keyif alıyor. Ve bence çoğumuz o dünyada yaşayamazdık. Teknoloji bağımlısıyız; ne kadar inkâr etsek de artık yapay zekâsız bile yapamamaya başladık. Her şeyin elimizin altında olmasından aşırı zevk alıyoruz. Bu yüzden Ren’in o küçük dünyası aslında inanılmaz bir şey. Gloria ve
1000Kitap
Seninle Karmakarışık - Bir Kaderinde Varsa RomanıChristina Lauren · Beta Byou · 2024174 okunma
Vaadini gerçekleştiriyor ama niş bir kitleye hitap ediyor.
7/10
·456 syf.··
2026 263. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:57
Işıklar Söndüğünde daha ilk sayfalardan itibaren beni içine çekmeyi başaran bir kitap oldu. Hızlı başlayan yapısı ve akıcı anlatımı sayesinde atmosfere girmek hiç zor olmadı. Üstelik anlatım tarzı oldukça sinematikti; birçok sahneyi okurken gözümde net bir şekilde canlandırabildim. Yer yer mizahın da başarılı kullanılması, kitabın temposunu destekleyen unsurlardan biriydi. Ancak bu kitapla ilgili en önemli nokta, daha kapağını açmadan önce yapılan içerik uyarısını ciddiye almak gerektiği. Kitap yoğun smut, takipçi erotikası ve çeşitli tetikleyici unsurlar içeriyor. Bu tarz içeriklerden hoşlanmayan ya da rahatsız olabilecek okurlar için uygun bir tercih olduğunu düşünmüyorum. Smut oranı benim kişisel zevkime göre fazlaydı. Fakat burada kitabı haksız yere eleştirmek istemem. Çünkü yazar daha en başından nasıl bir hikâye anlattığını açıkça söylüyor ve kitap da tam olarak bunu sunuyor. Yani vaat ettiği şey neyse onu yerine getiriyor. Beni asıl düşündüren nokta ise karakterlerin ahlaki yapısı oldu. Bana göre yazar, ahlaki açıdan tartışmalı karakterleri son derece çekici fiziksel özelliklerle sunarak okurun onları daha kolay benimsemesini hedeflemiş gibi görünüyor. Bu tercih bazı okurlar için işe yarayabilir, ancak benim açımdan karakterlerin davranışlarını daha kabul edilebilir hâle getirmedi. Bununla birlikte hikâyenin sürükleyiciliğini inkâr edemem. Akıcı dili, güçlü atmosferi ve sinematik anlatımı sayesinde kitap kendini rahatlıkla okutuyor. Ahlaki açıdan gri ya da tartışmalı karakterleri kurgu içerisinde olduğu gibi kabul edebilen okurlar için oldukça keyifli bir okuma deneyimi sunabilir. Buna karşılık, bu tarz karakterlerin romantize edilmesinden hoşlanmayan veya ahlaki çarpıklık içeren ilişkileri okumayı tercih etmeyen okurların kitaptan uzak durması daha doğru
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025582 okunma