Şimdi aklıma geldi: Geçenlerde Werner kadınları Tasso’nun ‘Kurtarılan Kudüs’ündeki büyülü ormana benzetmişti. “İçine girdiğin anda,” demişti, “her yandan öylesine korkular saldırır ki üzerine, Tanrı korusun... Görev, gurur, kibarlık... Ancak bakmamalısın bunların hiçbirine, dosdoğru yürümelisin. O zaman canavarlar yavaş yavaş kaybolurlar; her yanında yemyeşil mersin ağaçları olan dümdüz, aydınlık bir çayıra çıkarsın. Ama ormana girdiğin ilk adımda yüreğin ürperir de geri dönersen sonun felaket olur!”
...ama bizler toplumsal koşullardan uzaklaşıp doğaya yaklaştıkça elimizde olmadan çocuklaşırız. O zamana dek ruhumuzda yer etmiş her şey tek tek düşer, dökülür oradan ve bir zamanlar olduğu, bir gün yine olacağı gibi olur ruhumuz.