Yalnızlık onun yaşamının temel ilkesiydi. Üstelik bu yalnızlığa dünyadan el etek çekip bir köşede sessizce, kımıltısızca yaşayarak değil, boyuna oradan oraya gezerek, değişik yerlerde geçici bir konuk kayıtsızlığıyla dolaşarak varmıştı. Böylece de acı çekmeden sıkıntılı durumlara düşmeden yaşamanın yolunu bulmuştu. Yakalanamadığı için yenilgiye uğramazdı.
Hayatı sesini duyuramayan, kendisini sürecek insanları bekleyen işlenmemiş, engebeli bir toprak gibi düşünüyordu; özgür, dürüst insanlara sessizce şöyle vaatlerde bulunuyordu hayat: “Mantığın, gerçeğin tohumlarıyla tohumlayın beni, bire yüz vereceğim size.”