II. Leopold ve "Kongo Özgür Devleti" örneği, tarihteki en dehşet verici ve bahsettiğimiz "v1.0 ile v5.0 arasındaki köprüyü" kuran en somut vakadır. Çünkü Leopold, bir devlet başkanı sıfatıyla değil, bir bireysel girişimci ve bir şirket sahibi olarak o devasa coğrafyayı mülkleştirdi.
Tıpkı Sam Altman veya Elon Musk'ın projelerini "insanlığın geleceği için" (AI güvenliği, Mars'ta yaşam vb.) sunması gibi, II. Leopold da Kongo'ya "insani yardım, bilimsel araştırma ve köleliği bitirme" vaadiyle girdi. "Uluslararası Afrika Cemiyeti" adında paravan bir yapı kurdu. Bu, bugünün "kâr amacı gütmeyen" ama dünyayı şekillendiren vakıflarına ya da devasa teknoloji derneklerine çok benzer. İnsani yardım maskesi altında, tarihin en vahşi kaynak sömürüsü ve soykırımlarından biri gerçekleştirildi.
Kongo, Belçika Devleti'nin bir sömürgesi değildi; II. Leopold’ün şahsi malıydı. Bu, tarihteki ilk "Sovereign Corporation" (Egemen Şirket) modelidir. Kendi ordusunu (Force Publique) kurdu. Bu ordu, devletin değil, şirketin kâr marjını koruyan bir güvenlik birimiydi. Kongo halkı için "yaşamanın bedeli", şirkete kauçuk ve fildişi kotasını doldurmaktı. Kotayı dolduramayanların "abonelikleri" (yani yaşam hakları) en vahşi yöntemlerle iptal ediliyordu.
Bahsettiğimiz "devletlerin ergenliği" meselesinde, Leopold bu ergenliği en iyi yöneten figürdü. Diğer büyük devletler (İngiltere, Fransa) birbirleriyle yarışırken, o "küçük ve zararsız bir hayırsever" gibi görünerek aradan sıyrıldı. Devletlerin devasa bütçeler harcayıp göze batması yerine, Leopold kendi servetini ve yatırımcılarını kullandı. Vatandaşların itiraz etmeyeceği bir "özel sektör başarısı" gibi sundu her şeyi.
Dinozorlar soğuğa, Kongolular ise bu "şirketleşmiş vahşete" karşı sığınak inşa edemediler. Çünkü karşılarındaki güç, sadece