julide

julide
@vacayna
iü alman dili edebiyatı
kanı, dallara ayrılarak bedeninin en gizli yerlerine kadar dağılan bir şarkının akıcılığıyla damarlarında dolaşıyor, aşkla arınmış olarak geri dönüyordu kalbine seks insanın aşkı bulamadığında elinde kalan tesellidir yaşadığım kabusun verdiği zevki dünyada hiçbir şeye değişmezdim aşkla ilgisi olmayan iki çeyreklik parfüm kıskançlık gerçeklerden daha fazlasını bilir insanin sonunda baskalarinin sandigi gibi biri olmamasi olanaksiz-thornton wilder(martin on besi)
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
-3,6,9 sayılarının azametini bilseydiniz evrenin anahtarını elde edebilirdiniz. -bilim fizik dışı olguları araştırmaya başladığınfa yüzlerve yıllık varlığında kat ettiğinden daha büyük ilerlemeyi on yıl içinde gerçekleştirecektir. -beynim sadece bir alıcıdan ibarettir; evrende ise bu bilgiyi, gücü ve ilhamı aldığımız bir öz vardır. henüz bu özün sırrına erişemedim ama var olduğunu biliyorum. -annem insanın tabiatından anlar, asla beni azarlamazdı. bir kişinin kendi aptallığından veya ayıplarından başkasının çabalarıyla değil ancak kendi iradesiyle kurtulabileceğini bilirdi. -içgüdü bilgiyi aşan bir şeydir. hiç şüphesiz mantıksal çıkarım ya da beynin istemli herhangi bir çabası sonuç vermediğindr bize gerçeği gösterecek ince sinirlerimiz vardır. -akıl inziva halindeyken ve kesintisiz kendi başınalığında daha çok işler. düşünmek için büyük bir laboratuvara ihtiyaç yoktur. yaratıcı zekayı köstekleyen harici tesirlerden uzakda özgünlük büyüyüp serpilir. yalnız kaldın, icadın sırrı buradadır; yalnız kalın, fikirler burada doğar. -düşünceler başdöndürücü doruklar gibidir. önce seni rahatsız ederler; bir an önce aşağı inmek istersin, kendi gücüne güvenemezsin. ama sonra hayatın karmaşasından uzakta olduğundan ve bulunduğum irtifanın ilham verici etkileriyle sakinleşirsin, adımların kararlı ve sağlam bir hal alır sonra daha da başdöndürücü tarafları aramaya başlarsın. - temeli olmayan fiziksel ve tinsel fenomenler hakkındaki görüşlerini değiştirmek için bir sebeple karşılaşmadım. böyle şeylere inanç beslemek aşırı entellektüel gelişimin doğal sonucudur. yeni dogmakar artık Ortodoks anlamlarıyla kabul edilmiyorlar ama her birey bir çeşit yüce güce inanıyor. hal ve gidişatımızı idare etme rahatlığımızı sağlamak için hepimizin bir ideali olmalıdır ama bu idealin inanç,sanat
delilik insanı yaşatır derler. en azından akıl acı çekmez;uyur, ölü gibi yaşar. •tanrım! hapishane ne kadar utanç verici bir şey! her şeyi kirleten bir zehir var orada. her şey soluyor, hatta şu on beş yaşındaki kızın şarkısı bile! orada bir kuş buluyorsunuz, kanadında çamur var; güzel bir çiçek alıyorsunuz elinize, kokluyorsunuz onu: pis kokuyor. •…giriş vergisinin ödendiği yerde,araba birkaç dakikalığına durdu. kentin gümrükçüleri arabayı denetledi. eğer arabada kasaba götürülen bir koyun ya da sığır olsaydı, vergi ödemek gerekirdi. fakat insan kellesi için vergi alınmıyordu. geçtik.• •saat biri çeyrek geçiyor. işte şu anda duyumsadıklarım: şiddetli baş ağrısı, bağrım buz gibi, alnım ateş gibi. ayağa kalktığım ya da yere eğildiğim zaman, beynimin içinde devinen ve beynimi kafatasımın çeperine çarptıran bir sıvı var sanki. çırpınarak titriyorum, bütün varlığımla sarsılıyor, elimdeki kalemi durmadan düşürüyorum. sanki duman içine girmiş gibi yanıyor gözletim. dirseklerim ağrıyor. iki saat kırk beş dakika daha ve iyileşeceğim. •…boynuma dokunan çeliğin soğukluğunu duyumsayınca, dirseklerim ürperdi ve boğuk bir çığlık çıktı boğazımdan. adamın eli titredi. “affedersiniz bayım, acıttım mı?” dedi. bu cellatlar da pek hoş adamlar oluyor doğrusu. •…”iyiymiş!” dedi jandarmaların yanında duran kadın. bu acımasız övgü bana cesaret verdi. •…sarhoştum, şaşkındım, bir tuhaf olmuştum. üzerinizde toplanmış bunca bakışın ağırlığı dayanılmaz bir şey! •…gözlerim, bilinçsiz olarak dükkan tabelalarını okuyordu.
-umut,mümkün olanı elde etme tutkusudur. -ebediyen vazgeçmiş olan kendi kendine yeter. -zevk hayal kırıklığına uğrayır,olasılıksa asla. -görev her zaman zor hale getirilmelidir. asil kalpli kişilere yalnız zor olan ilham verebilir. -hiç kimse kendisi olmaya cesaret edemiyor ve herkes beraberlik adı altında gizleniyor. -hakiki teselliveren,kendisi çile çekip de çile çeken bir başkasını avutmakta teselli bulandır. -kandırılmanın iki türlüsü vardır; ya doğru olmayana inanırsınız ya da doğru olana inanmayı reddedersiniz. -günah başlı başına iyilikten uzaklaşmaktır fakat umutsuzlukla yoğrulmuş bir günah ikinci bir uzaklaşmaya sebep olur. -gururlu kişi her zaman doğru olanı en iyisini yapmayı ister. kendisini güç kılmak için yapmaz bunu çünkü o bir başka kişiyle değil, tanrıyla savaşıyordur. -aslayalnız yaşamamış bir insandan çoğu zaman ne kötü ne iyi hiçbir şey olmaz. mutlak olan yaşnızlıktadır ama mutlak tehlike de oradadır. -keder, insanın bağrına saplanmış bir ok gibidir. geyik oktan kaçmak için ne kadar kuvvetli koşarsa, ok o kadar derine saplanır. -ölüm,nefsine düşkün insana şöyle dedirtir, “yiyip içelim ne de olsa bir gün öleceğiz.” bu nefsin hayata karşı olan korkak şehvetidir ve yaşamak için yeme ve içmeyi, yeme ve içme için yaşamaya çevirir. -ayartılma durumunda yapmamız gereken ondan kaçarak savaşmak olabilir. oysa ruhsal sınanma halinde bir kişi bu sınanmayı tecrübe etmeli,onunla yüzleşmelidir. •her insanın içinde,derinlerde bir yerde,bu dünyada tanrı tarafından unutulmuş,milyonlrca kişiden müteşekkil hane halkı arasında gözden kaçmış bir halde tek başına olma korkusu yatar. bu korku,kişinin kendisini bağlı hissettiği arkadaşı ya da ailesi gibi kişilere dönmesiyle uzakta tutulur ama yine de oradadır. ve kişi, tüm geri kalanlar alınıp götürülseydi neler olacağını