Puan vermedi·528 syf.··
2026 71. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:28
Briar'ın Canavarları serisinin ikinci kitabı Altınla Dokunmuş incelemesiyle geldim. İlk kitabın sonundan sonra olayların nasıl gelişeceğini çok merak ediyordum; bu kitapta tempo ve aksiyon daha da artıyor. ​Bildiğiniz gibi kahramanımız Rosalina, dört prensin her gece canavara dönüşmekle lanetlendiği büyülü ‘Vadi’ diyarında bir mücadele veriyor. Prenslerin büyülerini geri kazanması ve lanetin kalkması için ‘eşlerini’ bulmaları şart. İnsan diyarına geri gönderilen Rosalina ise ne yapıp edip Peri Diyarı'na dönmenin yollarını arıyor. ​Bu kitap özelinde, kararsız ve utangaç yapısıyla bilinen Sonbahar Prensi Farron'un karakter gelişimini izliyoruz. Kurgu Sonbahar Diyarı'na odaklandığı için Farron'un geçmişini, neden lanetlendiğini ve bu laneti nasıl kırdığını detaylıca öğreniyoruz. İlk kitaptaki öz güvensiz halinden sıyrılıp geçirdiği değişim çok başarılıydı. ​Gelelim çoğumuzun favorisi olan Keldarian’a... Bu kitapta eminim herkesi çileden çıkarmıştır. Rosa'yı koruma içgüdüsünü anlasam da ona kaba davranıp uzaklaştırmaya çalışması, eş bağını reddetmesi bence çözüm değildi. Diğer yandan Rosalina'nın tüm bunlara rağmen hâlâ Kai'nin peşinden gitmesini de pek anlayamadım ​İlk kitap evren ve karakter tanıtımı ağırlıklıyken, bu kitapta bolca gizem, sır ve karakter gelişimi okuyoruz. Kötü adamımız Caspion'u da unutmamak gerek; galiba bu tarz karakterler okuyucuya her zaman daha çekici geliyor ​Kitap fiziksel baskısıyla zaten göz alıcı, içeriğindeki aksiyon ve kurgu da bir o kadar tatmin ediciydi. Reverse harem ve fantastik türünü sevenlerin kaçırmaması gereken bir seri, kesinlikle tavsiye ederim.
Altınla DokunmuşElizabeth Helen · Sonsuz Kitap · 202624 okunma
Vadi
6/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 01:12
Başlarken ilk kitabın devamı olmadığını, başka karakter ve olaylar olduğunu öğrendiğim için çok üzülerek başladım ama olaylar başlatınca kitaba girince çok daha keyifli olduğunu görüyorsunuz. İlk kitap yazarın da ilk yazdığı kitapmış ve Ateş kitabını okuyunca yazarın üstünden acemiliğini attığını, çok daha akıcı bir dille çok daha sürükleyici bir konu ele aldığını söyleyebilirim. Tarihsel olarak Yetenekten yaklaşık 40 yıl öncesine denk gelse de yada konu olarak uzak bir noktadan iki kitabın bağlantısı olsa da farklı olaylar okuyoruz. Karakter işleyişi ve gelişimi, olay örgüsü ve bunun aktarımı çok daha başarılı olsa da şahsi fikrim ikili ilişkilerde yazarın kurduğu mantık benim ilişki anlayışımla çok ters olduğundan sinirlendiğim noktalar da fazlasıyla mevcuttu. Seriye devam etmekte zorlanan, kararsız kalan, reading slumpta olanlar tereddütsüz okusun.
AteşKristin Cashore · Pegasus Yayınları · 2014214 okunma
Reklam
9/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:45
Sen hiç yaşadığın yuvanın yavaş yavaş yok olduğunu fark ettin mi? Merhaba arkadaşlar bu akşam size çocuk kitabı olan fakat gençlerin ve yetişkinlerin de okuyacağı bir kitapta geldim..@eray_tezcan kaleminden göz muhafızları Eber gölü macerası.. Bu kitap bize birliğin arkadaşlığın ve bir dogayı kurtarmanın nasıl olduğunu anlatıyor Gelelim kitabımıza biraz kitaptan bahsetmek istiyorum. Eber gölü bozkırın ortasında cennet gibi parlayan berrak suyu ve rengarenk çiçekleri ile özel bitki ve hayvanlarına sahip bir göldür zamanla bu göl insanların davranışları ve doğayı umursamamaları yüzünden yok olmaya mahkum olmuştur göz sakinlerinden sonra adındaki kuş göl kenarındaki bir kayanın üzerinde derin düşüncelere dalarak eski dostlarının gelişini izler. Ve Gül'ün eski huzurunun bittiğini yaşam alanlarının yok olma tehlikesi altında olduğunu hüzünlü dille dile getirir Ona ilk hak veren Anadolu kurbağası olur su kalitesindeki düşüşüm ve hava koşullarındaki bozulmanın kendilerini doğrudan tehdit ettiğini düşünür. Balıkçıl kuş hem yeme hem de avlanma alanı sunan göl kenarındaki ağaçların artık tamamen yok edildiğini anlatır. Eber sazani temiz suyun kendileri için tek yaşam kaynağı kirliliğinize ölüm olduğunu hatırlatır. Eber sarısı ise doğadaki tüm canlıların birbirine kopmaz bağlarla bağlı olduğunu eskiden insanların varlığından habersiz olduğu günlerde vadi de huzur içinde tek başına büyüdüğünü anlatır.. sıra saz kedisine gelir.. Eğer hep birlikte direnip gülü savunurlarsa Kurtuluş şansının olduğunu anlatır. Peki bu hayvan ve bitkiler birleşip gölü kurtarmaya girişecek midir? Buradan bize ne gibi dersler çıkmaktadır? Önce sevgiliyi yazarımızı kutluyorum Eber gölü'nün yok olma tehlikesini fabl üzerinden anlatması beni çok duygulandırdı gerçekten.. yere çöp atmamak suyu boşa
Göl MuhafızlarıEray Tezcan · Sinada Kitap · 20252 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 34. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 10:51
Palamir, fantastik bir dünyada geçen sürükleyici bir macera romanıdır. İnsanlarla doğa arasındaki dengeyi sağlayan kutsal göller kuruyunca ülke büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalır. Genç kahraman Palamir, kaybolan değerleri geri getirmek ve ülkesini kurtarmak için zorlu bir yolculuğa çıkar. Kitap; dostluk, cesaret, adalet ve sorumluluk gibi önemli değerleri etkileyici bir hikâye ile anlatmaktadır.
1000Kitap
Yeşil Vadi'nin Sırları PalamirEyüp Polat · Sayfa 6 Yayınevi · 202515 okunma
10/10
·208 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 19:41
Bin dokuz yüz otuzlu yılların başları...Avrupa'da yaklaşan savaşın sesleri hissedilirken Asya'da da iktidarlar devrilmekte, ihtilâller, iç isyanlar yaşanmaktadır. Okuldan arkadaş üç İngiliz- yazar, nörolog ve bir diplomat -yıllar sonra Almanya'da tesadüfen karşılaşır ve bu kitabın konusu olacak olayların temelleri üçünün de tanıdığı 'Muhteşem Conway'in adının geçmesiyle atılır. Bir yıl önce Asya'da kaçırılıp bulunamayan bir uçağın içinde öldüğü düşünülen dört yolcudan biridir Conway. Ondan söz edilmesinden pek hoşlanmayan diplomatın vedasıyla iki arkadaş dönüş yolunda, sonra da otelde buluşup Conway hakkında konuşmaya devam ederler. Yazar, Conway'in ölmediğini ve yakın zaman önce onu hafızasını kaybetmiş bir durumda Çin 'de bir hastanede bulduğunu açıkladıktan sonra birlikte yaptıkları gemi yolculuğundan söz eder. Gemide çaldığı bir piyano parçasıyla hafızasını yeniden kazanan Conway başına gelenleri detaylıca anlatmış ve gemi limana yanaşınca ortadan kaybolmuştur. Yazar da tuttuğu notlardan bir hâtırat yazar ve okuması için ona verir. Bundan sonrası SPOILER içerir! Bu hâtıratta insanoğlunun şanslı olanlarının ulaştığı Tibet'teki yolu izi belirsiz Shangri La Manastırı'ndan, felsefesinden ve vadi halkının yaşamından bahsedilir. Conway ve diğer yolcular da bu şanslılar arasındadır; uçaktan kurtarılmış ve Lamaların aracılığıyla buraya getirilmişlerdir. Shangri La, acele etmeden yaşamanın; öğrenme, okuma, sanatla uğraşmanın, iç huzur ve dengenin bulunduğu bir yerdir ve aşırılıklara yer yoktur. Conway huzura ve mutluluğa kavuşmasına rağmen Shangri La'nın mirasını ve kaderini ellerine teslim eden Baş Lama'ya verdiği sözü tutamaz ve İngiltere'ye dönmek isteyen arkadaşına uyarak bu cenneti kaybeder. Hafızası yerine geldikten sonra nihai amacı buraya tekrar
Yitik UfuklarJames Hilton · Can Yayınları · 2010504 okunma
Mavi Bir Düşten Siyah Bir Hakikate: Mai ve Siyah
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 19:40
Halit Ziya Uşaklıgil’in Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk roman kabul edilen Mai ve Siyah'ı, aslında sadece bir devrin değil, her devrin hayalleriyle gerçekleri arasında ezilen insanının hikayesidir. Bu eseri okumak, bir akşamüstü lacivert bir rüyaya dalıp, gece yarısı kapkara bir fırtınayla uyanmak gibidir. ​Roman, bizi Ahmet Cemil’in o meşhur Haliç manzarasına karşı kurduğu mai (mavi) hayalleriyle karşılar. Ahmet Cemil; hassas, şiir dolu ve dünyayı kendi içindeki temizlikle gören bir ruhtur. Onun için hayat, elmas pırıltılarıyla süslü bir gökyüzüdür. Ancak Halit Ziya, bize en baştan fısıldar: Gök ne kadar mavi olursa olsun, gece mutlaka gelecektir. ​Ahmet Cemil, yazdığı büyük eserin bitişini ve sevdiği kadınla (Lamia) kuracağı o mesut yuvayı hayal ederken aslında hepimiz adına umutlanırız. Kitapta bu durumu özetleyen şu satırlar, hüzne atılan ilk adımdır: ​Sanki hayat, uzaklarda, o mai sislerin içinde saklanmış bir saadet vadisiydi; oraya bir ulaşabilse, her şey bitecek, her şey derman bulacaktı. Bu alıntı, insanın mutluluğu hep başka bir yerde veya gelecekteki bir anda aramasının trajedisini anlatır. Ahmet Cemil, şimdiyi yaşamak yerine hayallerin buğusuna aşık olmuştur. Oysa hayat, o mai sislerin ardında bekleyen bir vadi değil, ayaklarının altındaki sert topraktır. ​Roman ilerledikçe Ahmet Cemil’in elinde ne varsa tek tek dökülür. Kardeşi İkbal’in dramı, Lamia’nın başkasıyla nişanlanması ve en sonunda binbir emekle yazdığı eserinin kendi ruhunun ateşe verilmesi... O muazzam mavi gökyüzü, yerini zifiri bir karanlığa bırakır. ​Finalde, İstanbul’dan kaçarken denize baktığı sahnede geçen şu ifade, hayal kırıklığının zirvesidir: ​Hayat bu muydu? Bu kadar ümit, bu kadar emek; sonunda bir avuç siyah küle mi dönüşecekti? Buradaki siyah kül, sadece
1000Kitap
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 202434,7bin okunma
Reklam
Reklam