Zeynep

Yani hal vaziyet bu şekildeyken çok da gerekli miydi bu kadar
Nietzsche gökyüzüyle, denizle, buzullarla yüz yüze olan hareket halindeki bedenin, tasavvurunda uyandırdığı her şeyi şurada burada karalayarak her gün yürüyordu.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ya yürümeyin abi neden yürüdünüz, çok tepkiliyim, üzgünüm
Ancak kısa süre sonra bedeni Nietzsche'ye ihanet eder. Felç sırtını yavaş yavaş ele geçirir ve Nietzsche kendini tekerlekli sandalyede bulur. Saatler boyunca bir sağ bir sol eline veya bir şeyler mırıldanarak ters tuttuğu kitaplara bakar. İnsanlar etrafında dört dönerken o biçare halde sandalyesinde oturur. Yeniden çocuk olmuştur. Annesi onu tekerlekli sandalyeyle verandada dolaştırır. 1894'ün sonbaharıyla birlikte yakınları, yani annesi ve kız kardeşi hariç kimseyi tanımaz olur; tükenmiştir, gözlerini ellerine dikerek kımıldamadan oturur sadece. Binde bir, "Her şeyin sonunda, ölüm", "Atları ortalığa saçmıyorum", "Işık kalmadı" gibi cümleler kurar. Çöküş yavaş ama kaçınılmazdır. Çukura kaçmış gözlerinin feri son sürat söner. Nietzsche 25 Ağustos 1900'de Weimar'da hayatını kaybeder. Muhtemelen gelecekteki insanlar için bir kaçınılmazlık, onların kaçınılmazı olacağım - dolayısıyla bir gün dilsiz kalmam kesinlikle mümkün, hem de insanlığın hatırına!!!
Alıntı
Ya bu nasıl hüzünlü bir bölüm sonu
Rimbaud 10 Kasım 1891'de, henüz otuz yedi yaşındayken ölür. Conception Hastanesi'nin ölüm kayıtlarında şöyle yazar: "Charleville de doğmuştu, Marsilya'dan geçiyordu." Geçiyordu. Oraya sırf tekrar yola çıkmak için gelmişti.
Alıntı
Ara İnceleme - Yürümenin Felsefesi
Yürümenin Felsefesi” kitabına dair mevcut okuma sürecimdeki düşüncelerimi paylaşmak istedim. Kitap oldukça keyifli ilerliyor. Ancak yürümek eylemine felsefi derinlik kazandıran Friedrich Nietzsche ve Arthur Rimbaud ile çıktığımız bu düşünsel yolculuk, bizi kaçınılmaz bir gerçeklikle yeniden yüzleştirdi: doğumla birlikte başlayan ve kaçınılmaz biçimde ölüme uzanan yolculuk. Her iki düşünürün yolu da, manzaranın estetik cazibesine rağmen oldukça engebeli ve sarsıcı bir güzergâhtan geçerek; huzurdan çok içsel çatışmalar ve huzursuzluklarla son buldu. Bu durum, yolun sunduğu güzellik ile sonun taşıdığı ağırlık arasındaki çarpıcı tezatı daha da görünür kılıyor. İki düşünürle birlikte hedeflenen noktaya ulaşamamış olmanın hüznü ve “yürümenin felsefesi”nin sanıldığından daha keskin, hatta yer yer riskli bir derinliğe sahip olabileceği düşüncesiyle okumaya devam ediyorum. #300780702 #300780251
1000Kitap
Yürümek. Bana göre, Rimbaud için yürümek bir kaçıştı. Yürürken yakalanan, bir şeyleri geride bırakmanın verdiği o daimi memnuniyet hali. Yürürken geri dönmek söz konusu değildir. Çekip gitmiş, yola çıkmışsınızdır, işte o kadar. Yorgunluğun, tükenmişliğin, kendinizi ve dünyayı unutmuş olmanın muazzam keyfini hissedersiniz akabinde. Eskiden anlattıklarınız, bütün o bıkkın homurdanmalarınız adımlarınızın sesiyle bastırılır. Her şeyi bastırır yorgunluk. Niçin yürüdüğünüzün hep farkındasınızdır: ilerlemek, yola çıkmak, ulaşmak, tekrar yola çıkmak!
Alıntı