İlim, sadece konuşmayı değil, haddini bilip susulması gereken yeri de öğretir; çünkü Rabbimiz dillerimizin uydurduğu yalanlarla "bu helaldir, bu haramdır" diyerek Allah adına konuşmanın büyük bir vebal olduğunu bizlere ihtar etmiştir (Nahl, 116).
Bugün araştırmadan ve delil bilmeden hüküm vermek, sadece dini hafife almak değil, aynı zamanda Resûlullah’ın ﷺ "Kim bilmediği halde fetva verirse, günahı fetva verene aittir" uyarısınca ağır bir yükü sırtlanmaktır. Gerçek mümin, her duyduğunu hüküm diye yaymak yerine bilmediğini ehline soran (Nahl, 43) ve her soruya cevap vermenin değil, doğru bilgiyle amel etmenin peşinde olan kimsedir.
Unutmayalım ki din, şahsi heveslerle değil vahiyle yaşanır; bu yüzden dilimizi muhafaza etmek, ahiretimizi muhafaza etmektir.