"On beş dakika içinde bu tașı atacağım. Burada duracağım." Ayaklarını biraz açtı. "Ve șu yöne bakacağım." Omuzlarını kaldırdı. "Onu aşağı yukarı üç tutuşluk bir kuvvetle aşağıdan fırlatacağım. Havada nasıl bir yol izleyeceğini, böylece zamanı gelince onu yakalamak için elinizi nerede tutmanız gerektiğini hesaplamanızı istiyorum."
(...)
Elodin grubumuza baktı, "Bana ne söyleyebilirsiniz?"
lçimizden bazıları ona eksik cevaplarımızı ve en iyi tahminlerimizi vermeye başladı, fakat Elodin elini sallayarak onları susturdu. "Bana kesin olarak ne söyleyebilirsiniz?"
Çok geçmeden Fela sõz aldı "Taşın nasıl düșeceğini bilmiyorz; "Güzel. İşte doğru cevap. Şimdi iyi bakın."
(...)
Elodin altı adım uzaklaşıp çocuğa doğru döndü. Kolunu geriye atıp vahși bir tebessům etti. "Yakala!" diyerek taşı oğlana fırlattı.
Şaşıran oğlan taşı havada yakaladı.
Elodin onu çılgın gibi alkışladı, sonra da taşı şaşkına dönmüş oğlandan geri alıp onu dışarı çıkardı.
Öğretmenimiz bize baktı "Ee," dedi Elodin, "bunu nasıl becerdi? Gizemiye`nin yedi zeki mensubunun çeyrek saatte yapamadığı bir hesaplamayı nasıl bir saniyede yapabildi? Geometriyi Fela'dan daha mı iyi biliyor? Sayılarla arası Uresh'ten bile iyi mi? Onu geri çağırıp Re'lar mı yapmalıyız?"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
...gerçekliğin vahși ve insanlık dışı çarkı bizi çoğu zaman başka bir iyilikten mahrum eder: yalnızlıktan, yalnız kalma ihtiyacımızdan, en azından arada bir kalbimizin o uzak batısında. eski westernlerdeki kovboylar gibi, özellikle gerçekten yalnızsak, sadece kendimiz olduğumuz o uzak batıda yaşama ihtiyacımızdan. Sevmek aynı zamanda karşıdakinin ihtiyaç duyduğu o yalnızlığı anlamak ve korumaktır...
Ahı gitmiş vahı kalmış, hafiflikten neredeyse uçacak kadar zayıf, üstüne üstlük odun talaşı kokan bir profesörün aklına uymak ve aşk gibi bir aptallığı hayatına buyur etmek... Böyle aptalca bir fikir aklına nasıl gelebilmişti?
Köleleri hizada tutmayı babalarından öğrenmiş, bu vahși aile yadigarını onlardan miras almışlardı. Ona ailesinden ayır, kırbaçtan başka hiçbir şeyi hatırlamayacak hale gelene kadar kırbaçla, zincirden başka bir şey bilmez hale gelene dek zincirle. Demir hücreye tıkmak, güneşin altında beyni pişene kadar hapsetmek erkek köleleri yola getirmenin yollarından biriydi, hiçlikte yüzen, zaman dışı bir odaya benzeyen karanlık hücre cezası da öyle.
Hiç mümkün müdür ki: Bütün enbiya mucizelerine istinad ederek sözünü teyid ettikleri ve bütün evliya keşif ve kerametlerine istinad edip davasını tasdik ettikleri ve bütün asfiya tahkikatlarına istinad ederek hakkaniyetine şehadet ettikleri Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in tahakkuk etmiş bin mucizatının kuvvetine istinad edip bütün kuvvetiyle hem kırk vecihle mucize olan Kur’an-ı Hakîm binler âyât-ı kat’iyesine istinad ederek, bütün kat’iyetle açtıkları ahiret yolunu ve küşad ettikleri cennet kapısını, sinek kanadı kadar kuvveti bulunmayan vâhî vehimler, ne haddi var ki kapatabilsin?