Jirem Derin

Jirem Derin
@vaktiyle
Kestirme düşünceler kalfası
Sosyoloji
İzmir - Mardin
16 Şubat 1997
123 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Özgürlük, adalet ve iyilik; bu üç şey, insanlığın uygarlık tarihi boyunca peşinden koştuğu ama çözümünü bulamadığı üç soru -özellikle adalet. Ama bu dünyada adalet yok. Kimi zeki kimi değil; kimi güçlü kimi değil; kimi dünyayı dolaşarak önemli insanlarla tanışıyor, kimi küçük bir kasabanın küçük bir odasında ömür boyu çalışıyor. Adalet nerede? Dış aktivitelerde mi? kimi başbakan, kimi uluslararası bir şirketin başı oluyor, kimi ömür boyu bir işçi olarak kalıyor. Dünyadaki dışsal eşitlik çabaları adaleti getirebilecek mi? Yoksa adalet bunlardan başka bir yerde mi? Adalet bütün olmak, entegre olmak, parçalanmamış olmak, onurlu olmak anlamına gelir. Bu da ancak kıyaslamanın olmadığı yerde mümkündür. Ama daima kıyaslıyoruz. Daha iyi ev, daha iyi araba, daha iyi konum, daha fazla güç vb. Kıyas, bir ölçüm. Ölçümün olduğu yerde adalet olamaz. Taklidin, biçimciliğin olduğu yerde, çoğunluğun doğru düşündüğü varsayılan yerde adalet olamaz. Birilerinin peşinden giderek, onların söylediklerini dinleyerek, güzelliği, kaliteyi, derinliği algılayamayız. Başkalarıyla yüzeysel olarak hemfikir olabiliriz ama bu bizim onlardan uzaklaşmamızı engellemez. Adaletin tohumu anlayışımızın derinliğinde yani içimizdedir.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Reklam
Kişinin bilinci tümüyle düzensizlik halinde olduğu için kişi düzen isteyerek çelişkilerini sona erdirebileceğini umut eder. Ama düzeni arzu etme amacı düzensizlikten doğmuştur. Bu yüzden düzen arzusu düzensizliğin sürmesini artırır.
Korkunun nedenlerinden biri kıyaslamadır; kendinizi bir başkasıyla kıyaslama. Kendinizi ne olduğunuzla ne olmanız gerektiği arasında kıyaslarsınız. Kıyaslamanın amacı taklil etmek ve uyum sağlamaklır. Hiç kendisini birisiyle psikolojik ve fiziksel olarak kıyaslamayan var mı? Kültürümüz ve eğitim sistemimiz sürekli olarak bizi bir şey olmaya yönlendiriyor. Fakir insan zengin olmak istiyor, zengin insan daha fazla güç sahibi olmayı istiyor. Dinsel ve toplumsal konumda da aynı istekler geçerli. Bu isteklerde kıyaslama var; kıyaslamanın olduğu yerde de korku.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Korkunun bir başka faktörü de zamandır. Burada dün, bugün, yarın gibi dışsal zamanı değil, psikolojik zamanın dün, bugün, yarınını kastediyoruz. Bir hareket olarak zaman durmaz ama psikolojik zamanın doğası anlaşıldığında zamandan ve zamanın esiri olmaktan özgürleşiriz.
Düşünmek size göre nedir? Birisi size bu soruyu yönelttiğinde yanıtınız ne olur? "Düşünmek nedir ve niçin düşünürsünüz?" Çoğumuz ikinci el insanlar haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz, büyük oranda bilgi biriktiriyoruz. Bu bilgiler başka insanların düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor. Topladığımız bilgileri başkalarının söyledikleriyle kıyaslıyoruz. Orijinal hiçbir şey yok. Yalnızca tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz. Ve biri bize, "düşünce nedir, düşünmek nedir?" diye sorduğunda yanıt veremiyoruz.
Reklam