Jirem Derin

Jirem Derin
@vaktiyle
Kestirme düşünceler kalfası
Sosyoloji
İzmir - Mardin
16 Şubat 1997
123 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Rousseau'nun savı zenginlikle ilgili bir teze dayanıyordu: zenginlik, illa ki çok şeye sahip olmak anlamına gelmiyordu aslında. Zenginlik, sahip olmak istediğimiz şeylere sahip olmak demekti. Varlıklı olmak mutlak bir kavram değildi, arzuya bağlıydı ve göreceliydi. Paramızın yetmediği bir şeyi arzuladığımızda fakirleşiyorduk; kaynaklarımız her ne olursa olsun. Ve elimizdekilerle yetinebiliyorsak eğer zengindik aslında, sahip olduklarımız ne kadar az olursa olsun.
Reklam
"Beklentilerden vazgeçmek, en az onları yerine getirmek kadar ferahlatıcı bir yoldur. Kişi, bir konuda aslında bir hiç olduğunu kabul ettiği an yüreğinde tuhaf bir hafiflik ve ferahlık oluşur. Daha genç ya da daha zayıf olmak için kıvranıp durmaktan vazgeçtiğimiz gün, çok rahatlarız, keyfimize diyecek yoktur. "Tanrı'ya şükür" deriz içimizden, "kendimi kandırmayacağım artık." Kişinin kendi benliğine yüklediği her şey, bir başarı olmanın yanı sıra, bir yüktür de aslında."
Sayfa 65·Kitabı okudu
Çaba olmazsa başarısızlık olmaz, başarısızlık olmayınca da kişide aşağılık hissi uyanmaz. Dolayısıyla şu dünyada kendimize duyduğumuz saygı ve güveni belirleyen, yöneldiğimiz hedeflerdir. Kendimize duyduğumuz saygı, gerçekleştirdiğimiz başarıların potansiyelimize olan oranıyla çıkar ortaya. James'in önerdiği eşitlik şunu açıkça ortaya koyuyor: beklentilerimizdeki artışlar, aşağılık hissi duyma riskini de artırmış oluyor.
William James·Kitabı okudu
Eşitsizlik, toplumdaki genel kural olduğunda, büyük eşitsizlikler hiç dikkati çekmez. Ancak her şey aşağı yukarı birbirinin dengi olmaya başladığında, en ufaık farklılıklar bile göze çarpar... İşte tam da bu yüzden, demokratik toplumların bolluk içinde yaşayan bireyleri tuhaf bir melankolinin kucağında bulurlar kendilerini. En sakin ve kolay şartlarda bile, yaşama karşı duyulan bir tiksinme hissi yapışır yakalarına.
Kıskançlığın en belirgin özelliği şudur: günlük hayatta o ca eşitsizlikle karşılaşmamıza karşın herkesi kıskanmayız. Bazı kişilerin çok başarılı olmaları bizi hiç rahatsız etmezken, bazı kişilerin bizden çok az farklarla üstün olmaları bizi amansız sıkıntılara sokar, bizim için işkenceden beterdir. Çünkü aslında sadece benzeştiğimizi hissettiğimiz insanları, yani referans aldığımız grubun üyelerini kıskanırız. Bize en dayanılmaz gelen başarılar, sözde eşit olduğumuz kişilerin başarılarıdır.
Reklam