Mektuplarla muhabbet
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 100. kitabı
Muhabbet Sybil Van Antwerp in ailesi, arkadaşları hatta sevdiği yazarlara kadar yazdığı mektuplardan oluşan harika bir kitap. Mektup okumanın sıkıcı olacağını bu kadar ödülü neden aldığını düşünürken çok güzel bir ters köşe yaşadım. Kitap inanılmaz akıcı mektuplar sayesinde karakterin farklı rollerini farklı hilayeler okur gibi okuyoruz. Anne olmanın,çalışan kadın olmanın, eş olmanın arkadaş olmanın, kardeş olmanın ve daha nice rolümüzün aynı kişi üzerinden ama sanki kitap içinde kitap okurcasına hayat bulduğu bir kurgu Muhabbet. İşin özü bu kadar ödül boşuna almamış mutlaka okuyun
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 2026169 okunma
Puan vermedi·
Merhabalar, Kütüphanede gezinirken bu kitaba denk geldim. 1000kitap da yorumları da iyi olunca okumaya başladım. Akıcı ilerliyor ama tam olayı çözebilmiş değilim..Sanırım sona doğru çözülecek.Bitirdiğimde yorumlayacağım
Yanılsamalar AtlasıSimon Van Booy · Deli Dolu · 201531 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·376 syf.··
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 22:22
Deniz Kurdu – Jack London Deniz Kurdu, benim için sadece denizde geçen bir macera romanı olmadı. Asıl etkileyici olan, birbirinden tamamen farklı dünya görüşlerine sahip karakterlerin çatışmasını okumaktı. Jack London, aksiyonun yanında insanın doğası, güç, ahlak ve yaşamın anlamı üzerine de düşündüren bir hikâye kurmuş. Kitabın en dikkat çekici karakteri hiç şüphesiz Kaptan Wolf Larsen. Onu tek kelimeyle iyi ya da kötü diye tanımlamak mümkün değil. Son derece zeki, güçlü ve karizmatik ama aynı zamanda acımasız biri. Onun hayata bakış açısı zaman zaman insanı etkiliyor, zaman zaman da rahatsız ediyor. Bu çelişki karakteri çok gerçekçi kılmış. Van Weyden ise Larsen’in tam karşısında duruyor. Kitap boyunca sadece denizle değil, kendi düşünceleriyle de mücadele ediyor. İki karakter arasındaki diyaloglar benim için romanın en güçlü kısmıydı. Bazen olaylardan çok bu konuşmaları okumak daha heyecan vericiydi. Deniz tasvirleri de oldukça başarılıydı. Fırtınalar, gemideki yaşam ve zorlu şartlar öyle canlı anlatılmış ki kendimi zaman zaman geminin güvertesinde hissettim. Ama bence kitabın asıl gücü maceradan çok, karakterlerin psikolojik derinliğinde yatıyor. Romanın tek zorlayıcı tarafı bazı felsefi tartışmaların uzun sürmesiydi. Yer yer tempo düşüyor gibi hissettim ama bu bölümler karakterleri anlamak açısından önemliydi. Sabırla okunduğunda kitabın vermek istediği düşünceler daha net ortaya çıkıyor. Deniz Kurdu, bana gücün tek başına insanı değerli yapmadığını, zekânın ise vicdan olmadan eksik kaldığını düşündürdü. Aynı zamanda insanın en büyük savaşının bazen doğayla değil, kendi fikirleriyle olduğunu da gösteriyor. Bittiğinde aklımda denizden çok Wolf Larsen karakteri kaldı. Kolay unutulacak bir karakter değil. Hem hayranlık uyandırıyor hem de insanı huzursuz
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,3bin okunma
10/10
·272 syf.·
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Sanat tarihi eğitimi almış bir okur olarak yazıyorum, oldukça keyifli bir okuma süreciydi. Kitapta 10 farklı sanatçının hayatına, sanatsal kimliğine, sanat tarihine olan katkılarına ve eserlerine değinerek kısa bir yolculuk yapıyoruz. Bu 10 sanatçının isimleri sırayla şöyle: -Leonardo da Vinci (gelmiş geçmiş en büyük çok yönlü dâhi) -Michelangelo (tarihin en büyük heykeltraşı) -Raffaello Sanzio -Hieronymus Bosch -Rembrandt van Rijn -Francisco Goya -Vincent van Gogh -Pablo Picasso -Salvador Dali -Frida Kahlo Sanat tarihi kitaplarının görselsiz olmasını bekleyemeyiz elbette ve kitap bu yönüyle de oldukça başarılı (sayfa düzeni, eser-yazı dizimi). Eserleri uzun uzun inceleyebilir ve hayran kalabilirsiniz. Şahsi gözdem elbette çok sevgili Frida Kahlo :)
Baş Belaları ve BaşyapıtlarıYiğit Aydın · Kronik Kitap · 202615 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 10:57
İsmi ve kapağı gibi karanlık bir kitap değil İntihar Dükkânı. Ölümün de bir ticarete döküldüğü distopik bir dünyada geçiyor. Nesiller boyu insanlara ölüm aracı satan bir ailemiz var, Tuvache ailesi. Halk dünyanın o hâlinden o kadar umutsuz ve mutsuz ki ölümlerden ölüm beğeniyor. İnsanlara ölüm satan bu aile ve dükkân iç karartıcı bir şekilde anlatılmıyor. Teulé mizahı derdini anlatmak için kullanıyor. İsim seçimleri özenli; ailenin üç çocuğunun ismi de intihar eden ünlülerden geliyor, Vincent (Van Gogh), Marilyn (Monroe) ve Alan (Turing). Alan ailemizin hayat dolu, neşeli bir aykırı üyesi. Daha bebekken gülümsemesinden belli hayatta farklı bir amacının olduğu. Ufak ufak önce kendi ailesinden başlayarak bir dönüşüme öncülük ediyor. Umut, neşe bulaşıcı bir şekilde tüm topluma yayılıyor. Ancak bu umut ve neşe topluma yayıldığı hızda bana bulaşmıyor. Fikir olarak güzel olan bu hikâye beni tam olarak içine çekemedi. Belki dilinden belki olaylardan. O kadar korkunç bir dünyada (geceleri binalardan atlayan seller gibi insanlar anlatılıyor) doğum oranları da oldukça yüksek ki bu kadar müşterisi var dükkânın. Diğer yandan bunca yıllık aile geleneği olan bir işletmede karakterler bence çok hızlı dönüşüyor. Bu distopyada Tuvache ailesi asla intihar etmeye yanaşmıyor, yoksa insanlara kim ölüm dağıtır? Sanki yaşamak için bahane arıyorlar gibi. Belki de bu yüzden Alan umut aşılamada başarılı oluyor. Dünyaya geliş amacını gerçekleştirip aslında en Tuvache hareketi yapıyor. Tamamen neşeli bir tempoya kavuşan hikâye beklenmedik sonuyla şaşırtıyor.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,8bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 38. kitabı
Her zamanki gibi kitaplarını bizlere uygun fiyata sunan koç üniversitesi yayınlarına teşekkürü bir borç bilerek başlayayım. Kitap, 300 küsür sayfa, 28 birbirinden farklı bölüme ayrılmış, görsellerle desteklenmiş ve birde sözlüğü mevcut. Bu özellikleri de okurken sıkılmamanızı, sindire sindire her gün bölüm bölüm okuyabilmeniz ve yabancı olduğunuz bir alan olsa bile sözlükle bu terminolojik yabancilikla mesafenizi kapatmanızı sağlıyor. Bunlar dışında, benim gibi alan hakkında hiç bilgisi olmayanların bile merakla okuyabileceği harika bir eser olduğu kanaatindeyim, tarihsel örnekler ve vurgular, extra tarih bilgisi ve düşünce ufkunuzu da geliştirecek, neredeyse her bölümün altını çizmek isteyeceğiniz bilgiler barındırıyor. Ben üç gün gibi kısa bir sürede bitirdim ki öyle bir merak uyandırdı. (tabii sindirme ve akılda kalıcılık açısından bunu tavsiye etmiyorum) Şiddetle tavsiye ederim.
Bıçak AltındaArnold van de Laar · Koç Üniversitesi Yayınları · 2016163 okunma