her şeyin durduğu an. o kadar duracaktı ki dünya, varlığımı fark edemeyecektim. denizin kumuna karışıp hareketsiz kalan balıklar gibi. kendimi durduracaktım. insanların, hiç yaşamamış olduğumu farz etmeleri için. o kadar duracaktım ki, ölecektim.
belki de tek sorun şuydu; biz ne istediğimizi bilememiştik hiçbir zaman. ve dolayısıyla her şeyi deniyorduk. belki görünce istediğimiz, uğruna yaşadığımız şeyi hatırlarız diye.
şinasi o vakit yorgun, bitik bir halde eve girer, kaçar gibi hızlı yürür, derin ve çok mahrem kederini gizlemek için kimsenin yüzüne bakmaz, halbuki zaafını bu haliyle daha çok ifşa eder, belki bunu bilmez, belki de iyi bildiği için büsbütün kederlenir, hızla merdivenleri çıkar ve odasına çekilir, o akşam yemek yemezdi.