Sıla

Sıla
@vantablack0
null
Doktor
null
null, 26 Ağustos
90 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı

Sıla

, bir kitap okudu
9/10
·462 syf.·
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Bessel A. van der Kolk
8.9/10 · 2.429 okunma
Reklam
Belirsizlik, başka bir mutsuzluk korkusu tarafından "yutulmaktan" nasıl geri durabiliriz? "Tehdide rağmen var olma cesareti nereden bulunur?" diye sorar Marion Muller-Colard. Sevinçte. Yaşama riskini almak, mümkün sevinçler üzerine bahse girmektir. Ve trajik bir gecede bile kendi içinde bulunan sevinç kıvılcımını hatırlama gücüne sahip olmaktır.
Sözleşmede böyle yazmıyordu, çünkü ortada bir sözleşme falan yok. Çünkü olaylar bizim hayal ettiğimiz gibi gelişmez. Çünkü bizi kendi rasyonel evrenimizde, bir şeyleri planlama mantığı ile olayların bizim zihinsel olarak yazdığımız şekliyle gerçekleşmesi için planlamanın yeteceği gibi akıldışı bir inanış arasında tuhaf bir gizli anlaşma geliştiririz. İnanmakta inat ettiğimizi, bir yaşamın yazılmış olabileceği ve yapılan planlara, ileriye dönük yansıtmalara göre gideceği düşüncesinden zevk aldığımızı görmek daima şaşırtıcıdır; oysa kesin olan tek şey -öngörülemez olanın, bir kazanın, bir varoluşun devamlılığında gedik açılmasının kaçınılmaz olarak ortaya çıkmasını- düşünmeyi reddettiğimizdir.
Sevgiyi korumak, ama yırt etmek. İmkansız bir görev. Sevgiyi korumak. Ayırt etmek.
Kopuş noktası, içimizde bir şeylerin kırıldığı. an ile tanımlanabilir. Bir şeyler çöker. İlişkiyi canlı tutan enerji söner. Bu sessizce ve öyle apaçıklık duygusuyla olur ki hiçbir şüpheye yer yoktur. Elbette, düşünce bu hakikati yatıştıran ve gizleyen anlatılar örmek isteyecektir, fakat içten içe biliriz ki bu sevgi bir cümleyle, bir jestle veya bir bakışla veya daha da kötüsü belki bunların yokluğunda, en ufak bir düşüncenin bile olmadığı o anda yıkılıp gider. Kopuş noktası bir bağdan vazgeçildiği, onun çözüldüğü veya kesildiği andır Bu, başka birine artık inanılmadığı, ondan herhangi bir şeyin beklenmediği andır. Ona güven duyma kapasitemiz hayal kırıklıklarıyla, yalanlarla, şiddetle veya ihanetle gitgide tükenir. Bazen de bu kapasite, tıpkı kalker bir kayalık gibi, olanlara inanmayan gözlerimizin önünde çöker. Bu kaybetme anı, hala yaşamakta olan birini "kaybettiğimiz" o tuhaf andır.
Reklam