"Kur'ân'da seküler kavramına en yakın kavram el-hayâtü'd-dünyâ kavramıdır ve 'dünya hayatı' ya da 'dünyevî hayat' anlamına gelir. 'dünya' kelimesi 'denâ'dan gelir ve 'yakınlaştırılmış şey' anlamını taşır. Demek ki dünya insanın akıl ve idrak tecrübesine ve bilincine yakınlaştırılmış bir şeydir. Yakına getirilen şeyin (dünyâ), tabir caizse bizi kuşatması ve etkilemesi gerçeği, bilincimizi, bizim son varış yerimizden (öte dünya veya ahiret) başka yöne çevirir. Bu son gidilecek yer 'daha sonra' geldiğinden bize 'uzak' gibi gelir, hâlbuki bu, 'yakın' olan (dünyâ)ın neden olduğu yanılsama ve şaşırtmadan dolayı böyledir."
Dopamin sistemimizi öyle bir hacklediler ki etrafımızda peşinden koşulması gereken tonlarca uydurma ihtiyaç var. O nedenle sürekli koşuyoruz. Hatta bu duruma o kadar alıştırıldık ki artık amaç bir yere ulaşmak değil sadece koşmak olmuş. Kaç yaşında olursanız olun bu kadar yorgun hissetmenizin temel nedeni koşmak. Bu kadar koşup da varış noktasına ulaşamamak gerçekten insanı fazlasıyla tüketen bir durumdur. O nedenle modern toplumun içinde tükenen bir insana dönüşmek istemiyorsanız cidden yavaşlamanız, durmanız hatta bazen geri geri gitmeniz lazım. Işte bunu başarabilmeniz için de dopaminin fizyolojik çalışma mantığını çok iyi anlamanız gerek. İyi öğrenin ki yabancı parmaklar sisteminizi hack leyemesin.
Korkuların seni geleceğe hapsetmesine izin verecek olursan asla mutlu olamazsın. Hedef ,sadece varış noktasıdır; tıpkı çıkış noktası gibi yolculuğun bir parçasıdır, ama yolculuğun kendisi değildir.