9/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Varis Yaşıl üzlü gündəlik əsəri ( Yaşıl Üzlü Gündəlik ) oxuduğum və həqiqətən təsirləndiyim, ən sevdiyim romanlar siyahısına daxil olan bir kitab oldu. Müəllifin bu əsərdəki üslubu və hadisələri çatdırma tərzi mükəmməl idi. Əsərin dili o qədər səmimi və axıcıdır ki kitabın içinə girməmək mümkün deyil. ​Qəhrəmanın yaşadığı duyğular, keçdiyi yolları və Varisin bu dünyanı təsvir etmə tərzi mənim üçün çox xüsusi iz bıraxdı. Oxumağınızı tövsiyyə edirəm
Yaşıl Üzlü GündəlikVaris · Ol Yayıncılık · 2014258 okunma
İkinci Durak: Büyük Beklentiler ve Varislerin Oyunu
Puan vermedi·466 syf.··
2026 2. kitabı
Kemerleri bağlayın, çünkü bu sefer ilk gönderimizdeki o bulutların üzerindeki toz pembe havadan biraz uzaklaşıyor, iki admin olarak bizi biraz yoran, beklentilerimizin biraz uzağına düşen bir diyara, Wisteria’ya gidiyoruz. Blogumuzun ikinci ortak okuma kitabı, adından sıkça söz ettiren Adora Yağmur’un çok konuşulan Varislerin Oyunu oldu. Sosyal medyada o kadar çok önümüze çıktı ki, iki fantastik kurgu aşığı olarak "Tamam," dedik, "İşte aradığımız o macera!" Büyük krallıklar, prensler, prensesler ve suikastçılar... Kulağa şahane geliyordu. Ama dürüst olalım; sayfaları çevirdikçe aradığımız yüksek fantastik atmosferi tam olarak bulamadık ve bu sefer iki admin ortak bir "keşke" noktasında buluştuk. Biz kitabın kapağını açarken bizi büyüyle, derin dünya tasarımlarıyla saracak epik bir fantastik kurgu umuyorduk. Ancak karşımıza daha çok; prenslerin, prenseslerin ve onların peşindeki katillerin kapana kısıldığı devasa bir "kraliyet akademisi" ya da bir nevi saray entrikası çıktı. Kötü mü? Bu tarz içerikleri sevenler için belki sürükleyici olabilir ama bizim hayal ettiğimiz o yüksek fantastik atmosfer bu değildi maalesef. Gelelim bizi en çok yoran konuya: Karakter enflasyonu! Kitapta tam 24 krallık ve dolayısıyla bir sürü varis var. Karakter sayısı o kadar fazla ki, tam birine alışmaya çalışırken, onun iç dünyasını kafamızda canlandırmaya fırsat bulamadan karakter şok bir suikasta kurban gidiyor! Bu hızlı ölüm kalım döngüsü bizi hikâyeye bağlamaktan ziyade sürecin içine girmemizi biraz zorlaştırdı. Yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim; yazarın hakkını teslim etmemiz gereken yer, kitabın temposunu hiç düşürmemesi ve olay örgüsünü bir şekilde akıcı tutabilmesi. Katili tahmin etmeye çalışmak, o gizem havası merak uyandırıyor. Ama kurgudaki bazı mantık boşlukları
1000Kitap
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,703 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
SPOİLER İÇERİRR!!
7/10
·736 syf.··
2026 95. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 18:14
Güzel bir serinin sonuna geldikkk. Kitabın başlarında serinin diğer kitaplarında bahsedilen düellolar vardı. Düellolar bence fazla uzun sürdü. Bu kadar fazla okumamıza gerek yoktu diye düşünüyorum. Düellolarda Sonay'ın hamile olduğunu ve bebeğini korumak için hava varisi olmasından vazgeçtiğini okuduk. Keşke kitap sonunda Somay ve Sina'nın bebeğini okuyabilseydik. Bnece en azından 5-6 sayfa ayırabilirdi yazar. Sonay ile ilgili diğer konuda onu tekrar hava varisi olarak okumak istememdi. Kitap sonunda hâlâ tam anlamıyla hava varisi olamamıştı. Ben tekrar varis olmasını okumak istedim açıkcası. Ariana'nın ölümüde üzdü. Ama ölümü gayet etkileyici yazılmıştı.En sonu da sanki yetiştirilmeye çalışılmış gibi yazılmıştı. Açıkcası ben bu serinin çok daha iyi bir finale layık olduğunu düşünüyorum. Finali kötü değildi asla ama çok daha iyi de olabilirdii. Onun dışında ben hayet beğendim. Serinin benim için en güzel ve özel kitabıydıı. Gerçekten seri bittiğinde duygulandım ve boşluk hissi yaşamaya başladım. Unutmayacağım serilerden biriydii
Efsaneler ve LanetlerN. G. Kabal · Dex Kitap · 20241,760 okunma
Modern İnsanın Sessiz Mutsuzluğu
Puan vermedi
Genazino'nun kitabı mutluluğu öğreten bir kişisel gelişim metni değil; tam tersine, modern insanın sıradan, kırık ve çoğu zaman anlamsız görünen hayatının içine bakmaya çalışan edebi bir sorgulamadır. Kitabı okurken bende oluşan ilk izlenim şu olmuştu: Genazino'nun kahramanı büyük trajediler yaşamaz. Bir savaşın ortasında değildir, aç değildir, ölüm kalım mücadelesi vermez. Ama buna rağmen mutsuzdur. İşte romanın asıl meselesi burada başlar. Çünkü modern çağın insanı artık çoğu zaman felaketlerden değil, anlamsızlıktan yorulur. Sabah kalkar. İşe gider. İnsanlarla konuşur. Eve döner. Ama bütün bunların içinde eksik olan bir şey vardır: yaşadığı hayatla kurduğu bağ. Genazino'nun kahramanı dünyaya biraz yabancı gözlerle bakar. Sokaklarda yürürken insanların görmediği ayrıntıları görür. Bir vitrinin önünde durur, yoldan geçen bir yüzü izler, bir parkta oturan yaşlı bir adama takılır. Sanki hayatın dışında kalmış biridir. Bu yönüyle roman bana hep Albert Camus'nün "absürd insanını" hatırlatmıştır. İnsan yaşamak için bir anlam arar ama evren ona sessizlikle cevap verir. Psikolojik açıdan bakarsak kahramanın yaşadığı şey klasik bir depresyondan çok varoluşsal bir boşluktur. Günümüzde birçok insanın hissettiği ama adını koyamadığı duygu... Her şey vardır ama yine de bir şey eksiktir. İşte Genazino'nun başarısı burada ortaya çıkar. Mutluluğu büyük başarıların, büyük aşkların veya büyük dönüşümlerin içinde aramaz. Bazen küçük bir yürüyüşte, bazen tesadüfi bir karşılaşmada, bazen de birkaç saniyelik bir fark ediş anında bulur. Roman sanki şu cümleyi fısıldar: "Hayatın anlamı büyük cevaplarda değil, dikkatle bakılmış küçük anlarda saklı olabilir." Benim kitabın sonunda vardığım düşünce şu oldu: Genazino mutluluğu bir varış noktası olarak görmüyor. Mutluluk, mutsuzluğun ortadan
Duygu ve Düşünce
Mutsuzluk Zamanlarında MutlulukWilhelm Genazino · Ayrıntı Yayınları · 20205,6bin okunma
Böyle Buyurdu Zerdüşt: Uçurumun Üzerindeki İp
Puan vermedi
Bu kitabı bitirdiğimde Nietzsche'nin fikirlerini öğrenmiş olmaktan çok, kendi içimde sakladığım sorularla yüzleşmiş hissettim. Çünkü Zerdüşt, bana dünyanın ne olduğunu anlatmıyor; benim kim olduğumu sorgulatıyor. Friedrich Nietzsche burada bir ahlak öğretmeni gibi konuşmaz. Bir peygamber gibi de konuşmaz. Daha çok, insanın üzerine örttüğü bütün yalanları tek tek kaldıran acımasız bir arkeolog gibidir. Onun kazdığı yer tarih değil, insan ruhudur. Kitabı okurken sürekli şu düşünceye döndüm: İnsan gerçekten kendi hayatını mı yaşar, yoksa kendisinden beklenen hayatı mı? Nietzsche'nin "sürü ahlakı" dediği şey tam da burada ortaya çıkıyor. Çoğumuz özgür olduğumuzu düşünürüz; fakat inançlarımızın, korkularımızın, ideallerimizin ne kadarının bize ait olduğunu sorgulamayız. Zerdüşt bana, insanın en büyük hapishanesinin duvarlar değil, alışkanlıklar olduğunu hatırlattı. Üstinsan kavramını da hiçbir zaman güç ya da üstünlük meselesi olarak okumadım. Benim gözümde Üstinsan, kendisini sürekli aşmaya çalışan insandır. Dün inandığı şeyi bugün eleştirebilen, kendi hakikatini yeniden kurabilen, konforunu değil dönüşümünü seçebilen insan... Çünkü Nietzsche'nin dünyasında insan tamamlanmış bir varlık değil, sürekli oluş hâlindeki bir ihtimaldir. Kitabın en sarsıcı tarafı ise bana göre ebedî dönüş düşüncesiydi. Eğer aynı hayatı sonsuz kez yaşamak zorunda olsaydım, buna razı olur muydum? Bu soru ilk bakışta metafizik görünür ama aslında bütünüyle etik bir sorudur. Çünkü insanın yaşamına verdiği değer, onun tekrarına vereceği cevapta gizlidir. Ben bu soruyu okurken geçmişime değil, bugünüme baktım. Çünkü tekrar yaşamak istemeyeceğim bir hayatın içinde yaşıyorsam, asıl problem kaderde değil seçimlerimdedir. Nietzsche'nin "Tanrı öldü" sözü de bana hiçbir zaman basit bir ateizm ilanı gibi
Felsefe
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Akış Yayınları · 199447,7bin okunma
7/10
·672 syf.··
2025 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2025 00:00
Nagihan Kabal, bu seride sadece fantastik bir dünya yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda karakterlerin içsel yolculuklarını ve büyürken yaşadıkları o 'varis olma' ağırlığını çok başarılı bir şekilde işliyor. Lordlar ve Varisler, fantastik ögelerin lise/gençlik dinamikleriyle buluştuğu, sürükleyici ve merak uyandıran bir kurgu. Karakterlerin kendi aralarındaki hiyerarşi, sahip oldukları yetenekler ve bu yeteneklerin getirdiği sorumluluklar, okuru sürekli 'Sırada ne var?' sorusuna sürüklüyor. Nagihan Kabal'ın akıcı dili ve kurgudaki gizem dozajı, kitabı elinizden bırakmanızı zorlaştırıyor. Eğer yerli fantastik edebiyatın bu tarz dinamik, tempo dolu ve karakter odaklı serilerini seviyorsanız, Lordlar ve Varisler kesinlikle listenizde olması gereken bir macera. #yerliyazar #kitapanalizi #okuyoruz
Lordlar ve VarislerN. G. Kabal · Martı Yayınları · 202210,3bin okunma