Yoluna her çıkandan bir ders çıkar ki yenilmek nedir bilmeyesin mücadeleyi tekamül vesilesi kabul et ki çaresizliğin pençesine düşmeyesin acıyı iyileşmeye giden bir yol olarak gör ki kahreden Bir ızdırap çekmeyesin reddedilmeyi yalnızca bir istikamet olarak gör ki terk edilmiş hissetmeyesin hayal kırıklığına bir varış noktası değil bir sapma olarak kabul et ki umudunu asla yitirmeyesin karanlığı müttefkin olarak gör ki hiç gücün tükenmiş hissetmeyesin kederi bir sevgi Okyanusu olarak gör ki bir boşluğa düşmeyesin düşmanların en güçlü öğretmenlerin olarak gör ki mağlubiyet nedir bilmeyesin ölümü daha yüce bir boyuta açılan bir kapı olarak gör ki korkudan titremiyetsin ve sevgiye en büyük rehberin olarak gör ki asla kaybolup gitmeyesin.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Hayvanat âlemini gördüğüm vakit, hadsiz ihtiyacat ve şiddetli açlıklarıyla beraber zaaf ve aczleri, o âlemi bana çok karanlıklı ve hazîn gösterdi. Birden Rahman ismi, Rezzak burcunda (yani manasında) bir şems-i tâbân gibi tulû' etti; o âlemi baştan başa rahmet ziyasıyla yaldızladı. Sonra o âlem-i hayvanat içinde, etfal ve yavruların zaaf ve acz ve ihtiyaç içinde çırpındıkları, hazîn ve herkesi rikkate getirecek bir karanlık içinde diğer bir âlemi gördüm. Birden Rahîm ismi şefkat burcunda tulû' etti, o kadar güzel ve şirin bir surette o âlemi ışıklandırdı ki; şekva ve rikkat ve hüzünden gelen yaş damlalarını, ferah ve sürura ve şükrün lezzetinden gelen damlalara çevirdi. Sonra sinema perdesi gibi bir perde daha açıldı, âlem-i insanî bana göründü. O âlemi o kadar karanlıklı, o kadar zulümatlı, dehşetli gördüm ki; dehşetimden feryad ettim, "Eyvah!" dedim. Çünki gördüm ki: İnsanlardaki ebede uzanıp giden arzuları, emelleri ve kâinatı ihata eden tasavvurat ve efkârları ve ebedî beka ve saadet-i ebediyeyi ve Cennet'i gayet ciddî isteyen himmetleri ve istidadları ve hadsiz makasıda ve metalibe müteveccih fakr ve ihtiyacatları ve zaaf ve acziyle beraber, hücuma maruz kaldıkları hadsiz musibet ve a'dalarıyla beraber; gayet kısa bir ömür, gayet dağdağalı bir hayat, gayet perişan bir maişet içinde, kalbe en elîm ve en müdhiş halet olan mütemadî zeval ve firak belası içinde, ehl-i gaflet için zulümat-ı ebedî kapısı suretinde görülen kabre ve mezaristana bakıyorlar, birer birer ve taife taife o zulümat kuyusuna atılıyorlar. İşte bu âlemi bu zulümat içinde gördüğüm anda, kalb ve ruh ve aklımla beraber bütün letaif-i insaniyem, belki bütün zerrat-ı vücudum feryad ile ağlamaya hazır iken; birden Cenab-ı Hakk'ın Âdil ismi Hakîm burcunda, Rahman ismi Kerim burcunda, Rahîm ismi Gafur
Sayfa 409
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Önüme bakmalıyım. Ağaçları örnek almalıyım. Kudretli, sabırlı, münbit. Yaprak dökerken antidepresan almamalarına rağmen her yıl yeniden çiçek açmaları mucize. Ayrıca yirmi dört saat ayakta dururlar ama asla varis çorabına ihtiyaç duymazlar. 
Sayfa 55·Kitabı okudu
Bu yeni büyük harbin kılıçları orak, fişekleri saban, mitralyözleri harman makinesi, topları fabrikalar olacaktır. Türk, asker olduğu kadar da çiftçidir. Tüfek ve kılıcı kullanan, toprağı kazarak kaleler yapan Türk'ün kudretli ve nasırlı eli bu demirleri de emir ve kumandasına boyun eğdirerek ana toprağın servetlerine vâris olacaktır.
Alıntı
الْقَاعِدَةُ السَّابِعَةَ عَشْرَةَ : الْأَصْلُ إِضَافَةُ الْحَادِثِ إِلَى أَقْرَبِ أَوْقَاتِهِ On Yedinci Kaide: Bir sonradan meydana gelen olayın (hadisin), en yakın zamanına nispet edilmesi asıldır. ​Usulî Analiz: Her iki taraf da bu olayın "dün itibarıyla kesinlikle var olduğu" konusunda müttefiktir. Anlaşamadıkları şey, bir ay öncesinde de var olup olmadığıdır. Geçmişteki o uzak zaman şüphelidir, dün ise yakindir. Bu yüzden hakim, güçlü olanı (en yakın zamanı) esas alır. Maraz-ı Mevt" (Ölüm Hastalığı) Örneğinin Analizi ​ İslam hukukunda bir kişi ölüm döşeğindeyken (maraz-ı mevt) mirasçılardan birine "Benim buna borcum var" diye ikrar ederse, diğer mirasçıların hakkını gasp etme şüphesi doğduğu için bu ikrar geçersiz veya diğer varislerin onayına bağlı kabul edilir. Sağlıklı iken yapılan ikrar ise tamamen geçerlidir. ​ Dava Süreci: Adam öldü. Alacaklı varis "Bana sağlıklı iken borçlandı" diyor (Uzak zaman). Diğer varisler "Hayır, tam ölürken borçlandı" diyor (Ölüme en yakın zaman). ​ Hüküm: Hakim bu kaideyi işletir: Borçlanma hadisesini ölüme en yakın an olan "hastalık dönemine" bağlar. Sözü varislere verir. Alacaklı kişi iddiasını (sağlık anında olduğunu) ispatlamak için beyyine (delil) sunmak zorundadır. Sunamazsa davayı kaybeder.
Galya'dan elde ettiği paralar kısa sürede suyunu çekince, gelirleri artırmanın yeni yollarını icat etti. Artık en sevdiği yöntem, yeni ölen ve kendisine para bırakmadığı anlaşılan insanların vasiyetlerini yargıç sıfatıyla incelemekti. Sonra da bu vasiyetlerin sahiplerine sağlıklarında epey yardımının dokunduğunu gösteren kanıtlar sunar ve vasiyetlerini yazdıklarını sırada ya nankörlük ettiklerini ya da akıl sağlıklarının yerinde olmadığını açıklayıp, akıl sağlıklarının yerinde olmadığını düşünmeyi yeğlediğini söylerdi. Vasiyetleri iptal eder ve kendini baş varis yapardı. (...) Bundan sonra, zengin insanların İmparatorluk Hazinedarı'na baş varislerinin Caligula olduğunu bildirmeleri adet haline geldi. Ama bunun her zaman akıllıca olmadığı ortaya çıktı. Çünkü Caligula kendisine babaannem Livia'dan miras kalan ilaç kutusunu kullandı. Bir gün, geçenlerde vasiyetlerini hazırlamış bazı kişilere armağan olarak tatlı meyveler gönderdi. Bu kişilerin hepsi çabucak öldü. Caligula kuzenim olan Mauritania Kralı'nı da Roma'ya çağırıp idam etti; " Servetine ihtiyacım var Ptolemaios," dedi sadece.
Sayfa 485·Kitabı okudu