Yiğit

Yiğit
@vatanperver
Oceangoing Chf. Engineer 'Hayvanlar gibi yaşamak için dünyaya gelmediniz, erdem ve bilgi peşinde koşmak göreviniz.' youtube.com/@karanligaokuna...
Mühendis
Kocaeli
60 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·240 syf.··
2021 45. kitabı
·
Bu kitapla birlikte 'atsız' külliyatını bitirmiş bulunmaktayım. Nihat Atsız, Bozkurtlar, Ruh Adam gibi kitaplarından sonra bu kitabıyla da muazzam bir romancı olduğunu ispatlamış. 1402 Ankara Savaşı sonrası Fetret devri zamanlarında başlayan kitap, Yıldırım Bayezid'in oğullarından İsa Beğ'in taht kavgalarından dolayı gizlemek zorunda kaldığı, oğlu Murat'ın hikayesini konu alıyor. Bu sebeple anasını ve atasını bile bilmeyen Deli Kurt lakaplı Murat, sipahi olup vazifesi uğruna cepheden cepheye koşarken, bir de imkansız bir aşkın girdabına kapılıyor. 'Masalda da, gerçekte de kalbi olmayan bütün kızların adı Gökçen'dir! ' Kitap, Ruh Adam romanında da olduğu gibi yer yer mistik öğelerle süslenmiş ve aşık olunan karakter Gökçen için yine yeşil gözlü bir peri kızı tasvir edilmiş. Atsız'ın, yeşil gözlere olan tutkusunu Türk edebiyatının en nadide örneklerinden 'Geri Gelen Mektup' şiirinden de anımsıyoruz. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse. Ne yazık ki Türk edebiyatı, Nihat Atsız'dan sonra çocuklara Türk milliyetçiliğini sevdirecek bir başka isim daha çıkartamadı. Ayrıca insan şunu da düşünmeden edemiyor, böyle bir değerin siyasi yönü hiç olmasa idi edebi yazıları, şiirleri günümüz edebiyat dergilerinde büyük puntolarla kullanılıp duvarlara asılmaz mıydı ? Anası tek başına söyledi: "ölüm o kadar güç değildir. unutulmak yamandır." Babası fısıldadı: "asıl ölüm unutulmaktır." Amcası ilave etti: "unutmak da ölmektir.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·485 syf.··
2021 18. kitabı
Khalid Hosseini'nin Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem GÜneş'ten sonra okuduğum üçüncü kitabı oldu. Kıyaslama yapmam gerekirse ilk iki kitabı kadar vurucu bir kitap değildi. Kitap içerisinde, zamanlar arasında çok fazla yolculuk yapılması(filmlerdeki flashback sahneleri gibi) ve yan karakterlerin ana karakter tadında vurgulanmak istenmesi olay örgüsünün biraz karışmasına sebep olmuş. Bu da zaman zaman okuyucuda kopmalara yol açabiliyor. Ama yine de kitabın birçok yerinde göğsümün sıkışıp paramparça olduğunu, gözyaşlarımın sel olup aktığını söylemeliyim. Khalid Hosseini kitaplarının ana teması 'hüzün'dür. Yazar bu hüznü, ağdalı ve abartılı bir dille aktarmaz, hikayeleri de bu yüzden oldukça inandırıcıdır. Kitabı okuduğunuzda benzer trajedelerin bu dünyada var olduğunu hissedersiniz. Hiçbir batılı yazarda göremeyeceğiniz bir dilde konuşur, eliyle değil gönlüyle tutar kalemi. Her ne kadar hayatının büyük bir kısmı abd'de geçse de, köklerinden kopmadığını hissederseniz. Acıların ve trajedilerin ülkesi Afganistan... Hikayede bu kez iki kardeş anlatılıyor. Abdullah ve Peri'nin yürek acıtan hikayesi. Hiç düşündünüz mü yanıbaşımızdaki Suriye'de ya da Irak'da Abdullah ve Peri'nin benzer hikayeleri hiç yaşanmış mıdır? Yaşandıysa kaç kez yaşanmıştır ? Evet, büyük ihtimalle daha kötüleri de yaşanmıştır. Ama maalesef onların hikayelerini kaleme alacak Khalid Hosseini'leri olmadı... Yüreğine sağlık üstad. Okuyun, okutun.
Ve Dağlar Yankılandı (Midi Boy)Khaled Hosseini · Everest Yayınları · 202241,9bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2021 15. kitabı
Doktor Ox'un Deneyi , kolay okunan oldukça eğlenceli bir kitap. Elime almamla bitirmem bir oldu diyebilirim. Hikaye, Flandre'da, hayali bir bölge olan Quiquendone kentinde geçiyor. Bahsi geçen Flandre bölgesi internetten araştırdığımızda şu an için Belçika sınırlarında bulunuyor. Bu bakımdan hikayedeki toplum yapısıyla şu anki mevcut coğrafyanın uyumu söz konusu. Quiquendone kentinde her şey alışagelmiş bir biçimde oldukça tekdüze. Zaman, adeta akmamak için direniyor. Şehirde emniyeti ve adaleti sağlayacak herhangi bir kuruma bile ihtiyaç yok. Çünkü yıllardır hiçbir suç işlenmeyen, insanların birbirlerine karşı sesini bile yükseltmediği bir yer burası. Sanırım günümüz dünyasının bir ölçüde Kanada'sı diyebiliriz ya da dünyaya ait olmayan, olmayacak bir yer. Bir yer düşünün, sokak hayvanlarının bile bu sükunetin diline ayak uydurduğu, horozların ötmediği, köpeklerin yıllardır havlamadığı. Sevgililerin bile evlenmek için en az 10 yıl birbirlerini bekledikleri bir yer. Özellikle günümüz ilişkilerini düşününce gerçekten hayret ediyor insan.:) Esasen, kendi coğrafyamızla kıyasladığımızda bu monotonluk ve keskin sükunet bir nebze cezbedici gelebilir. Ama alışkanlık haline gelen her şey zamanla güzelliğini kaybeder, farklılık daha cezbedicidir. Doktor Ox da bu şekilde düşündüğünden (ya da kendisi bir önceki tatilini Türkiye'de geçirmiş olabilir) sinsi planını devreye sokuyor ve sonrasında olaylar gelişiyor. Keyifli okumalar.
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
Puan vermedi·59 syf.··
2021 17. kitabı
Kitap, son yıllarda özellikle filmiyle birlikte popüler olsa da aslında yeni bir kitap değil. İlk olarak 1995 yılında yayınlanmış. Yeraltı edebiyatı diyebileceğimiz bir üslup kullanılmış. İçeriğinde çokça argo ve eril sözcük var. Sanki eski İstanbul kabadayısının elinden yazılmış ya da Yusuf Hayaloğlu'nun sesinden okunan bir şiir gibi. Bazı cümleler fazla ağdalı, bazıları anlaşılmaz, bazıları da boşluğa savrulan küfür tadında. bir anda söylenip kolayca yitiriverilen anlamsız cümleler. Vaktiniz bol ise okuyunuz. Kitaptan sevdiğim bir bölümü de aşağıya bırakayım. “Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, Spartakus kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri’ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri’nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine...”
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,7bin okunma
Çocuk kalbiniz hiç büyümesin !
Puan vermedi·328 syf.··
2021 16. kitabı
Bu sitede ilk incelemem. Bu kitapla başlamak istedim, çünkü zamana karşı direnemeyip çocukluk evresini yıllar önce geçirip bitirsem de ; o çocuk kalbi’ni hiçbir zaman terketmediğimi, hala üzerimde taşıdığımı düşünüyorum. Sevdiğim bir türkü’de geçer; ‘çocukluğum henüz sıcak, inanın sonrası yok’. Çocukluğu olabildiğince güzel geçen ve sonrası pek olmayan biri olarak yazıyorum bu satırları. Hani Edebali demiş ya : ‘Üç kişiye acı; cahiller arasındaki alime, zenginken fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene. Haddim olmayarak dördüncüyü de ben ekliyorum: ‘Güzel bir çocukluk geçirmeyene‘. Umarım sizlerin de en az benim kadar güzel bir çocukluğu olmuştur. Çünkü bu hayatta geriye dönüp baktığımızda sığınacağımız tek liman, hatırlamak istediğimiz yegâne şey çocukluğumuz olabiliyor. Çok uzatmadan kitaba dönelim. Kitap, Enrico adında İtalyan bir çocuğun tuttuğu günlüklerden oluşuyor. Enrico, şanslı bir çocuk, iyi bir aileye , bilinçli ebeveynlere sahip. Anladığımız kadarıyla maddi durumları da iyi. Çalışmak, küçük yaşlarda para kazanmak zorunda değil. İdeal bir çocukluk yaşıyor. Ama herkes Enrico kadar şanslı değil. Kitap da bundan bahsediyor, yani Enrico’nun sınıf arkadaşları. Kimi küçük yaşlarda çalışmak zorunda, kimisi yetim, kimisi ailesinden şiddet görüyor, kimisi topal, yürüyemiyor. Ama hepsi aynı sınıfta ve hepsi çocuk. İşte Enrico’nun sınıfı , aslında her yerde var olan küçük bir toplum prototipi. Farklılıkların güzellik sayıldığı, emeğin, emekçinin el üstünde tutulduğu, bir o kadar da kibirin ve alçaklığın hor görüldüğü güzel bir toplum bu. Enrico da iyi bir çocuk, temiz kalpli ve olabildiğince yardımsever. Ama her çocuk gibi o da hatalar, yanlış işler yapabiliyor. Bu durumda annesi ve babası devreye giriyor. Sanki ilahi bir dış ses gibi, Enrico’ya güzeli ve
Çocuk KalbiEdmondo De Amicis · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202120,5bin okunma