"Erkekleri ayartmaya giderken böyle görünüyorsunuz demek ki? Evli, asil, kibar kadınlar... Örtülü. Elbette örtülü! Sonradan her yerde yine terbiyeli kadını oynayabilmek için..."
Hayatın Mucizeleri :
Ressam ile Tüccar adam, Antwerp' ta bir kilisede bulunan Meryem Ananın resmi hakkında sohbet ederken Tüccar adam yıllar önce gençliğinde yaptığı kötülüklerden dolayı günahlardan arınmak ister. Bunun için bir ressamla anlaşıp, kiliseye asılmak üzere bir tablo yapılmasını ister. Ressam; tabloya bir türlü başlayamaz, çaresizlik içerisindedir. Ta ki Eshter’i görene kadar. Tablonun Meryem Ana’yı tasvir edilmesi istenmektedir. Bunun için modelin masumiyet, analık vs gibi kriterlere uygun olması beklenmektedir...
Hikayede yahudi kız Eshter ve ressam ön planda; Tüccar adam, üvey baba arka planda olmak üzere toplam dört karakterle karşılaşıyorsunuz. Dördünün yolu bir tablo çalışmasında kesişmektedir.
Karakterlerin psikolojilerini özellikle Eshter’i, ressamın gözünden aktaran yazar, okuyucuyu hikayenin bir parçası yaparak yaşanılan olaya yakından tanıklık ettirmektedir.
Kitapta hayatın ve dinin anlamı, trajedi ve insan ruhunun derinliklerine değinelerek Hıristiyanlığa övgüler yapıldığı görülse de aslında dine karşı bir isyanın olduğu; inanca giden yolda karşılaşan olaylarda yaşanan sarsıntının inançla inançsızlık arasında ruhta yarattığı farkındalığı arka planda hissediyorsunuz.
Ben Zweig'ın "Satranç, Amok Koşucusu " kitabından sonra Hayatın Mucizeleri, kitabında keyifle okudum." Korku" ya da yeni başladım. Hayatın Mucizeleri, Zweig'ın 23 yaşında yazdığı ilk hikâye kitabı olmasına rağmen " Satranç ve Amok Koşucusu " kadar olmasa da konusu itibariyle yüzlerce sayfada bile anlatılamayan hikayeleri, olayları kısa ama içi dolu zincirleme arka arkaya dizerek harika bir eser çıkarmıştır.
Tavsiye ederim.
Hayatın MucizeleriHayatın MucizeleriStefan ZweigKitaplarincidir