yalnızlık boyutlarındaki bir odada aşk boyutlarındaki yüreğim kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu ve senin bahçemize diktiğin fidanı ve bir pencere boyutlarında öten kanarya ötüşlerini âh budur benim payıma düşen budur benim payıma düşen benim payıma düşen bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür benim payıma düşen terk edilmiş merdivenlerden inmektir benim payıma düşen ânılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir furûğ / yeniden doğuş*
Okunacak bir sürü kitap var iken, başka kitaplar almak mı? Bu bir hastalık... :') ve bu konuda yalnız olmadığımı da çok iyi biliyorum. İnsan, kendi sevdiği bir tarzın dışına çıktığı zaman başka bir dünyada; kendisini yabancı hissediyor. Şuan hissettiğim bu...Neden mi? Bir kitap fuarına gittim, 'yeraltı edebiyatı' kitapları ya da benim sevdiğim tarzda kitaplar neredeyse sıfır, hiç yok. Neden yok peki? insanlar sürekli, alışılmış olanları gözler önüne serer. Sanırım bu durum işlerine geliyor ya da toplum yeniliklere açık değil. Bence ikinci seçenek daha kabul edilebilir bir neden. Önümde bir sürü bilindik kitaplar vardı ve ben çoğunu okudum. Okumadığım birkaç tanesinin arasından, bunları seçtim. Başka bir türden kitaplar alınca, kendi sevdiğim kitaplarıma ihanet etmiş gibi hissediyorum. Çünkü... anlatılması zor... Ben nasıl tarif edeyim ki, yeraltının insana neler kattığını...Nasıl tarif edeyim ki, o dünyanın içinde her şeyin gerçek olup, insanın o dünyada kendisinden izler bulduğunu... O karanlık ruhu, yaşadığı zaman insan; sarsıcı bir şekilde, sana güç verdiğini nasıl tarif edebilirim? Ne kitap olursa olsun bir kitap, başka dünyalara adım atmayı öğretir sana. Benim dünyam yeraltı belki ama başka dünyalara adım atmak, oraları keşfetmek, bir tür geziye çıkmak gibi. Evimin yolunu biliyorum, nasıl olsa geri dönmeyecek miyim? Yaşadığım hayatı sessize alıp, o gürültülü insan kalabalıkların içinden kendimi sıyırdığımdan beri, bana her defasında eşlik eden; kitaplar diyorum iyi ki var!... •open.spotify.com/track/6BdrHOEmo...youtu.be/WXh0LN_3l80
Reklam
Bir derin söz
Benim seni sevmeyi bırakmayışım ve senin beni sevmeyi bir türlü beceremeyişin arasında hayatımı ne güzel mahvettik değil mi
music.youtube.com/watch?v=G47Hnep... Ve öğrendim ki; ​"Güzel sevmek hiçbir şeye yetmiyormuş. Bunu bana güzel sevdiğim biri öğretti.."
İnsan ve Duygular
Senin adın
Senin Adın Ley’Lâ… Ley’Lâ saçlarına can veren yıldızlar nerde gülüm, En çaresiz devlerin günahı var yüzünde, Yıldız kayar, ay susar geceye güldüğünde, Ley’Lâ gamzelerinde nazlı kıvılcımlar gizlenir, Ay susar geceye güldüğünde, yıldız kayar… İbrahim… İbrahim, dağda çiğdem solarken çölde ceylan vurulur Bu sevda dayanılmaz bir ağıttır zülfünde, Rüzgarın her bûsesi içimde kurşun olur, Ay susar geceye güldüğünde, yıldız kayar, Hangi ferman dokundu bakışlarına senin, İbrahim, tarihe bir sır gibi düşer senin de adın, Memnû bir zerrin kadar edâlı ve soylusun…
Şiir
Sen.. Bana sahip olmadan önce ayaklarıma oje sürüyorsun.. Çünkü bazı erkekler arzuyu hoyratça tüketmez; önce onu usul usul büyütür. Parmak uçlarıma değen her fırça darbesi, tenimde ince bir titreme gibi dolaşıyor. Ve ben o an, bir kadının bazen en çok zarifçe arzulanırken yandığını hissediyorum. Senin dizlerinin dibinde, ayak parmaklarım avuçlarının arasında… başımı geriye yaslayıp sadece izlediğimi hayal ediyorum. Çünkü bazı yakınlıklar dudaktan başlamaz. Senin gibi erkekler önce kadının ruhundaki çıplaklığı ortaya çıkarır. Oje kururken içimde başka bir şey eriyor sanki… utangaçlığım mı, yalnızlığım mı, yoksa yıllardır dokunulmadan bekleyen kadınlığım mı bilmiyorum. Tek bildiğim şu: Bazı arzular bağırmaz… Sessizce yaklaşır, diz çöker ve seni yavaşça kendine teslim eder.
Reklam
Reklam