Sabahattin Ali’nin parmaklıklar ardında ya da uzak sürgünlerdeyken ailesine yazdığı bu mektuplar, onun o sert ve dik duruşunun arkasındaki devasa şefkati ve kırılgan kalbi önümüze seriyor. Dönemin o karanlık, boğucu atmosferine rağmen satırlardan taşan o sonsuz bağlılık, özlem ve "her şeye rağmen ayakta kalma" çabası insanın boğazını düğümlerken, edebi bir dehayı değil, sadece çok seven bir eşi ve babayı okumak içimi fena sızlattı.