Mandal’ı bir aldatılma hikâyesi okuyacağımı düşünerek elime aldım ama kitap bana bundan çok daha fazlasını verdi. En çok dikkatimi çeken şey, yazarın evlilikleri, ilişkileri ve kadınların toplumdaki yerini sorgulatması oldu.
Kitap boyunca “Bir ilişki gerçekten ne zaman bitmeye başlar?”, “İnsan gördüğü sorunları neden görmezden gelir?” gibi sorular üzerinde düşündüm. Özellikle deprem benzetmesi çok etkileyiciydi; bazen insanlar evliliklerinde çatlakları fark etseler bile “Bana bir şey olmaz.” diyerek yaşamaya devam ediyorlar.
Yazarın kadınların görünmeyen emeğine, toplumsal yüklerine ve yıllardır süren eşitsizliklere değinmesi de oldukça çarpıcıydı. Bunu yaparken didaktik olmadan, günlük hayattan örneklerle düşündürmeyi başarıyor.
Kitabın sonunda Tomris Hanım’ın boşanmasına üzülmedim çünkü kendini yeniden bulduğunu hissettim. İlginç olan ise eşine de tamamen öfkelenemememdi. Sonunda her şeyini bırakıp gitmesi, onun da kendi hatalarının bedelini ödediğini düşündürdü.
Benim için Mandal, aldatılmaktan çok; sevgi, emek, aidiyet ve bir ilişkide gerçekten “ev sahibi” olabilmenin ne demek olduğunu anlatan bir kitaptı. Okurken sık sık kendi ilişkilerimizi ve toplumun kadınlara bakışını sorgulatan, samimi ve düşündürücü bir eser.