Hâlâ, güzel görünmeye çalışana değil de, güzel durabilene aşığım. Aynanın karşısına geçip, iki saat saçıyla uğraşana değil.. Ellerini saçlarının içinde gezdirdikten sonra; kendi kendine "heh tamam oldu" diyene. Toprağa oturup kalktıktan sonra, kirlenmiş miyim diye sormayıp, kendini elleriyle silkeleyip yoluna devam edebilene. Kısaca her ânı hissedebilene aşığım. Ve bilirim ki, en çok onlar böyle güzel hissedebilir; sevgiyi, havayı, suyu, toprağı...