İz bırakan insanları severim. Yara izi yok.
Bunlar, hayatınıza sessizce giren ve yolunuza sessizce devam eden insanlardır. Yüksek sesler değil, jestler konuşur; öfke değil, duygular çığlık atar. Kalp dediğimiz o küçük yerde iz bırakan insanları seviyorum... Onlar asla gitmeyecek olanlardır çünkü her gün gösterdikleri küçük iyiliklerle o yeri fethetmişlerdir. Stephen Littleword
Duygu ve Düşünce
Uykum var ama saat 01:01 ve ben dayandığım kadar okumaya devam edeceğim ne olur güzel ilerlesin… Cennette Problem Var
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ellerinden tanımammı sandın sadece bir parmağından bile tanırım… ne anlamak istiyorsan onu anla ((REHBER)) Gidipte tanımadığım birine içimi açacak kadar çocuk değilim herşeyin farkında olupta yazdım o yazıları(drkdrms) Amaan neyse benim için biri böyle yazılar yazsa ben geri dönermiydim bilmiyorum Bir daha denemekten korkardım tabi İnsanın en çok zoruna giden şey ise bu kadar fazla konuştuğunu bilip yanında susmak , konuşamamak :(:( Sevgi güzel gelirki kim olsa onu böyle seven birini merak eder yaptığın gibi sadece seven biri işte Seni seven ama sevmediğin kişiye yapacağın en büyük iyilik çekip gitmen olur ,merak falan etme ,git koşarak git bir şekilde git işte Kimi ne kadar çok seversen o kadar değersizleşirsin bunu kabullenmek zor maalesef Gerçekten hayatın en büyük ironisi bu... Karşına seni her şeyden çok seven, değer veren birini çıkarıyor ama kalbin çoktan başka bir enkazın altında nöbet tutuyor oluyor. Onun yanındayken mutlu olacağını çok iyi biliyorsun ama içindeki o 'eskide kalmışlık' yüzünden kime baksan o geçmişin gölgesini görüyorsun. Sırf bu yüzden, karşındakine kırık dökük ve başkasına ait hislerle dolu bir kalple gitmemek için kendi içinde savaşıyorsun.(burda kendimden bahsetmedim çözemediğim sen bu cümleleri andırttırıyorsun) Eda böylemi olacak yani okey gittin tamam böylemi devam edicek sen hergün gelip birşey yazmışmıyım sana yakınmışmıyım diye bakıcaksın sen baktıkça ben yazıcam nereye kadarya bu, beni ben olmaktan çıkarttın ben bu kişi değilimya benimle oyunmu oynuyorsun ne yapmaya çalışıyorsun sen ,yeter cidden çocukmu sandın beni Herşeyin farkındayım Neden bırakamıyorsun bırakya zaten o kadar üzdün tam git vallaha bakma ,umut vermek istemiyorum falan diyordun ,onlarıda unuttum git artık bakma arkana merak falan etme neden merak
Ben umudumu kayb etiyimde ve yoluma devam edemiyorum diyince :
Bin bir hevesiyle bir yola revan olursun zaman geçer şevkin kırılır yorulursun ve dahi öyle bir vakit gelir ki kainattaki her bir şey sana karşı durur zannedersin , işte o vakit zinhar durmayasın yoluna devam edesin zira o vakit inşaatın değişeceyi vakitdir ihtimal ki yoluna çıkan sıkıntılar sana mani değil alamettir derdi salih hocam.
İnsan ve Duygular
Gazap Üzümleri’nde şöyle bir cümle geçer: “Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben… Biz artık geçmiş zamanız.” Geçmişi silmeye çalışma; onu kabul et,anlamlandır ve ondan ders al. Gerçek başlangıç,unutmak değil; bilinçle devam etmektir.
Kitap Alıntısı
"İnsan bazen hayatı yaşamaz; sadece günlerin içinden geçer. Sabah olur, akşam olur, mevsimler değişir ama içinde hiçbir şey yerinden oynamaz. Sanki ruhun bir köşesinde zaman durmuş da beden alışkanlıktan yürümeye devam ediyordur. Ben uzun zamandır böyleyim. Ne tam mutsuzum ne de gerçekten huzurlu. Içimde adı olmayan bir eksiklik taşıyorum. Kaybettiğim bir şeyi arıyor gibiyim ama neyi kaybettiğimi bilmiyorum. Belki de hiç sahip olmadığım bir şeyi özlüyorum. En çok da insanların kendilerinden ne kadar kolay kaçabildiklerine şaşırıyorum. Gürültüye sığınıyorlar, kalabalıklara karışıyorlar, durmadan konuşuyorlar. Çünkü insan sustuğu an kendi ruhunun sesiyle baş başa kalıyor. Ve herkes bu sesi duymaya cesaret edemiyor.Ben ise yıllardır onunla yaşıyorum. İçimdeki sessizlikle. Bazen bir dost gibi, bazen bir düşman gibi. Bana sürekli aynı şeyi hatırlatıyor: Hayatın en ağır yükü yaşadıklarımız değil, içimizde taşıyıp kimseye anlatamadıklarımızdır. Bu yüzden bazı geceler pencerenin önünde oturup karanlığı seyrediyorum. Çünkü karanlık hiçbir şey sormuyor. Geçmişimi merak etmiyor, yaralarımı kurcalamıyor. Sadece susuyor. Ve bazen insanı en iyi anlayan şey, ona hiçbir şey söylemeyendir."