Okuduğum herhangi bir kitabın herhangi bir sayfasını açıp herhangi bir kelimesini seçip sabah edebilirim kendimle. De ne diyeceğini biliyorum. Vapur dumanı çiçekleri bitiyor cıvıltıların bodrumunda. Anılarım mı yanıyor, hafızam alesta. Çift dikiş yaralar, her biri kalasta. Hızarla geliyor bir ben -mi o- epey uzakta. Korkumun filmini çeken etrafin sesinin yanında huzur veriyor. Festivalde gibiyim. Sanrıları kemiriyor çınar yaprakları. Tanrılar fırlıyor topraktan. Sokak lambalarının rengi neden kırmızı? Eksildiğim yetmez mi? Geldik diye uyandırsan beni olmaz mı? Denizi koysan önüme, çivilemesine atlasam. O değil de bak buraya rüzgar eşeledim, büyüyünce hortum olacak. Nasılını sorma. İki ters bir düz, beş gece dört güz geçiyor seçerek örüyorum ödediklerimi. Kendimi kendime ödüyorum. "Derdin ne?" Cevabını bulunca size geri dönüş yapacağız. Gökte bir kitap uçarsa bil ki benim, ele ele tutuşmuş harfler gözle görünür biçimde saçlarına dolaşıyorsa bil ki benim... "Saçım yok belki kelim. Kafam olduğunu nereden çıkardın en baştan." Ya varsayıyorum, bozma. Afacan ve zıpır, hayta ve dadaisttin kim?ini bilmediğm... Ne yalan söyleyeyim, özlemiyorum. =) Ölgün olgunluklar için önceki sayfaları çevirin. Mukaddimeyi okumaya lüzum yok, son kelimede özetleyeceğim her şeyi. Tahammül ununutmamışken... Mutluluğun telaşı. Bugün konuşurken ünlediğim tamlama. "Ne kadar uzak bir kasabada"yı bırak, farklı kıtada. Uyuyan bedende bağıran rüya, uyuyandan bağımsız bir varlık olmaya ayıklıyor kendini. Çok karışığım biliyor musun? Çözülürse(m) dahası sığmaz kazanlara. Ürkmeden sığınacağım, yalın, duru bir şey düşlüyorum. Bu bir insan ya da çatı değil kesinlikle. Ben biliyorum ama kondum göçeceğim. Lens mi taksam. Gözlüğümün camlarından cümleler geçiyor. Çıkardığım zaman uzağı göremiyorum. "Önünden ye
بسم الله الرحمن الرحيم قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ‌ـ﴿٣١‌ـ﴾ 31- (Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (3-Âl-i İmran) (3. Cüz-3. Hizb) Mealli Kur'an - 53
Kur'an-ı Kerim Meali
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir öğretim üyesi bir üniversitede sınıfa girer ve ilk sıradaki öğrenciye sorar: "Adın nedir?" "Ali." der öğrenci. Öğretmen bağırarak, "Defol bu sınıftan, bir daha benim dersime gelme!" der. Öğrenci şaşkın bir şekilde sınıfı terk eder. Tüm öğrenciler şaşırır ama kimse tepki vermez. Öğretmen derse başlar. "Peki kanunlar neden vardır?" diye sorar. Çocuklardan biri cevap verir: "Suçluları cezalandırmak için vardır." Hoca: "Başka?" Bir başka öğrenci: "Toplumda düzeni sağlamak için vardır." Hoca son bir defa sorar: "Başka?" Bir kız öğrenci, "Adaleti sağlamak için vardır." der. Hoca, "Peki ben Ali’ye adil davrandım mı?" diye sorar. "Hayır," der öğrenciler. "Peki buna hepiniz şahit oldunuz neden tepki vermediniz?" Herkes susar. "Adaletsizliğe şahit olup göz yuman insanlar bir gün haysiyetini kaybetmeye mahkûmdur. Haysiyetini bilmeyen kişiyle de masaya oturup tartışılmaz." der hoca. 18/06/2026
Bu Da Benim Hikayem...
Bundan tam 3 sene önce bu zamanlar da finaller açıklanıyor ve hiçbir şey istediğim gibi olmuyor, çıktım balkona bir güzel ağladım, yatay geçiş işi olmayacak gibiydi. Arkadaşım var onunla başvuru günü geldi, benim ortalama ona göre çok düşük, dedim beni almazlar ama hadi beraber yapalım, sonuçlar acıklandı ve o sene 3 kişi yerine 5 kişi alınmış ve son 2 kişi de biziz. Bugün yine o gün gibi balkona çıktım ve bir an aklıma geldi, evet şimdi mezun oluyorum, sımdı de ben iş bulabilir miyim diye düşünüyordum, sonra dedim ne kadar nankörüm be guvensene Allâh'ına, çizmis yolunu sen et duanı, boş yere sıkma canını.Dıyecegım o ki bilmediğin bir gelecek için önceden tasalanmayın,Allah'a güvenin ve bol dua edin💗
Alıntı
Kozmik bir ölçekte toz zerresi bile sayılmayan bir gezegende, varlığımız sadece bir göz kırpması kadar kısa. 5 milyar yıllık dünya tarihinin son 200 bin yılında sahneye çıkan insanlık, son 3000 yıla sığdırdığı dinler ile tüm galaksilerin kendi kişisel sınavı için yaratıldığını düşünecek kadar mağrur. Dev bir boşlukta, küçücük bir noktada, devasa bir kibrin içindeyiz bu "devasa kibir", aslında insanın hayatta kalma ve anlamlandırma arayışının hem en güçlü hem de en trajik yan ürünü. İnsan zihni, bu fiziksel küçüklüğü kabullenmekte zorlandığı için kendini her şeyin merkezine koyma refleksine sığınmış.
En derinlerden…
Bir defa çıktım o kuyulardan, asla dönmem sanıyorsun. Sonra birden karşına başka bir kuyu daha çıkıyor, sanki, eski tanıdık bir dost görmüşsün gibi yeniden dibine iniyorsun. Karanlıktı ama nasıl oluyorsa mutlu ediyordu seni, son bir umuttu belki gibi ya da Şiddetli bir özlem… Ne farkeder ki, her kuyunun dibi aynı değil mi? Işığa karşı nefretidir ruhunun, sana karanlıkları sevdiren. Kimden ve nereden geldi bilmiyorsun! Gizliyorsun, renkleri ve çiçekleri sever gibi yaşıyorsun Oysa en huzur bulduğun yer soğuk ve karanlık bir kuyu…