17. yüzyılda Osmanlı iktidarının kendisine uyguladığı dinî-siyasi politika karşısında başta Vânî olmak üzere bütün iktidar mensuplarına karşı mücadele eden ve ömrü sürgünlerde tükenen fukahâ-sûfî tartışmalarından en fazla etkilenen sûfî şüphesiz Niyâzî-i Mısrî'dir. Mısrî'yi "aykırı" olarak kodlayan önemli hususların başında öncelikle onun kendine has fikir ve söylemleri gelmektedir ki; bu düşünceler kendisini diğer bazı ehl-i tasavvuf içerisinde de farklı olarak göstermiştir. Mısrî ile Vânî Mehmet Efendi arasındaki en şiddetli tartışmalar semâ ve deverânın yasaklanması, cehrî zikir, tegannî, bazı tekkelerin kapatılması, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin hakkındaki görüşleri, Hamzaviyye hakkındaki görüşleri, sürgünleri ve sürgünde kendisine yapıldığını iddia ettiği eziyetler etrafında şekillenmektedir.