Burak

Burak
@vecdebi
17. yüzyılda Osmanlı iktidarının kendisine uyguladığı dinî-siyasi politika karşısında başta Vânî olmak üzere bütün iktidar mensuplarına karşı mücadele eden ve ömrü sürgünlerde tükenen fukahâ-sûfî tartışmalarından en fazla etkilenen sûfî şüphesiz Niyâzî-i Mısrî'dir. Mısrî'yi "aykırı" olarak kodlayan önemli hususların başında öncelikle onun kendine has fikir ve söylemleri gelmektedir ki; bu düşünceler kendisini diğer bazı ehl-i tasavvuf içerisinde de farklı olarak göstermiştir. Mısrî ile Vânî Mehmet Efendi arasındaki en şiddetli tartışmalar semâ ve deverânın yasaklanması, cehrî zikir, tegannî, bazı tekkelerin kapatılması, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin hakkındaki görüşleri, Hamzaviyye hakkındaki görüşleri, sürgünleri ve sürgünde kendisine yapıldığını iddia ettiği eziyetler etrafında şekillenmektedir.
Sayfa 251·Kitabı okudu
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zulüm âleme yayıldı. Kıyametten 'alâmet var; Ne kâdı 'adl-i dâd eyler, Ne müfti halkı şâd eyler, Ne ümmi i'tikâd eyler, Ne imamda temâmet var.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Din
Kaynaklarda nakledilen bilgilere göre medreselerdeki bozulmanın önemli sebeplerinden biri de ulemâ çocuklarının statüsüdür. 16. yüzyıldan itibaren "mevâlizâde" denilen ulemâ çocuklarının daha on beş yaşına gelmeden medreselerde görev almaları gibi çeşitli imtiyazlara sahip olmaları medreselerdeki bozulmanın önemli sebepleri arasında zikredilmiştir. Zira bu durum bir adaletsizlik oluşturduğu gibi, bu kişilerden alaylı bir şekilde "beşik ulemâsı" olarak bahsedilmesi, halkın memnuniyetsizliğinin bir göstergesi olmuştur.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Din
Kasr-ı Şirin Antlaşması'nın son maddesi İslâm mezhepleri tarihi açısından oldukça önemlidir. Zira Osmanlı-Safevî mücadelesi mezhebî sebeplere dayandığı gibi zuhur eden savaşları mezhep savaşı saymak da mümkündür. Osmanlı'nın bu anlaşmaya son madde olarak eklediği maddede Safevîlerin Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hz Aîşe başta olmak üzere hiçbir sahabeyi tekfir etmemeleri gerektiği kaydedilerek onların sahabeye olan küfrü engellenmeye çalışılmıştır. Bu husus Osmanlı idaresinin Ehl-i Sünnet anlayışı temsil edip İslâm dünyasına Sünnî anlayışı yaymak istediğinin en bariz göstergesidir. Mezhepsel tutum, Osmanlı-İran siyasetinde aktif rol oynadığı gibi, Kadızâdelîler gibi dönemin ulemâsının risâlelerine de konu olmuştur.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Din

Burak

, bir kitabı yarım bıraktı
Filibeli Ahmed Hilmi
7.8/10 · 80 okunma